Truva Linux Türkiye Gezegen

September 27, 2016

Cam Fanusta Yazılım Olmaz

2000 yılında bir arkadaşım, kasabalarındaki kömürcünün bir yazılım yaptırmak istediğini söylemişti. Kömürcü, komşusu bakkalı kıskanmıştı. Bakkal, borcuna itiraz eden bir müşteri olduğunda “Ben söylemiyorum, bak bilgisayara” diyerek bilgisayarında çalışan yazılımı gösteriyor, bilgisayarın hikmetinden sual olunamayacağından müşteri uysalca borcunu ödüyordu. Kömürcü de daha sorunsuz müşteri ilişkileri yönetimi için komşusu gibi veresiye defterini atmak ve yerine bilgisayar koymak istiyordu.

Bakkalın müşterileri, yazılımı geliştirenin ve onu kullananın insan olduğunu unutarak bilgisayarın hiçbir zaman yanılmayacağını ve hile yapmayacağını düşünüyorlardı. Kömürcü ise yaptıracağı yazılımla bakkalla müşterileri arasındaki ilişkiyi kendi işine taşıyabileceğini hesaplıyordu. Hikayenin sonrasını bilmiyorum. Ama 2000’li yıllarda benzer beklentiler içinde CRM (Customer Relationship Management – Müşteri İlişkileri Yönetimi) veya ERP (Enterprise Resource Planning – Kurumsal Kaynak Planlaması) yazılımlarını satın alan birçok kuruluş hayal kırıklığına uğradı. Bu hayal kırıklıkları çoğunlukla teknolojinin nötr bir araç olarak değerlendirilmesinden kaynaklanıyordu. Başka bir kuruluşta kullanılan ve başarılı olan bir yazılımın kendi kuruluşlarında da harikalar yaratmasını bekliyorlardı. Bazı yerlerde başarılı olan bir yazılım neden diğerlerinde başarılı olamıyordu?

Law’ın (2006) teknoloji transferi hakkında yazdıkları geçmişte yaşanan başarısızlıklara dair önemli ipuçları vermektedir. Law (2006) teknoloji transferi diye bir şey olmadığını savunmaktadır. Teknoloji bir yerde ortaya çıktıktan sonra diğer yerlere yayılmaz. Teknoloji elden ele geçer ve her el değiştirmede değişir. Law’ın (2006) Madeleine Akrich’ten aktardığı hikayede İsveç’teki bir makinenin Nikaragua’da nasıl dönüşüp geliştiği anlatılmaktadır.

İsveç’te kullanılan makine ağaç atıklarını (ağaç kabuğu, ağaç parçaları, talaş vb) sıkıştırıp kömüre dönüştürmekte ve bu kömürü endüstride kullanmaktadır. İsveç hem ağaç atıkları yönünden zengindir hem de endüstride kömüre gereksinim vardır. İsveçliler, yakıt sıkıntısı çeken Nikaragua ile yakın ilişki içindedir. Acaba aynı makine, Nikaragua’nın tropikal ormanlarından elde edilen atıklarla kullanılabilecek midir? Makine İsveç’ten Nikaragua’ya götürülür. Ama makinenin Nikaragua’ya getirilmesinden sonra çeşitli sorunlar ortaya çıkar ve Nikaragualılar karşılaştıkları sorunları çözerken İsveç’ten getirdikleri teknolojiyi yeniden şekillendirirler.

İlk sorun, Nikaragualılar’ın yaşadığı toprakların tropikal ormanlardan uzakta ve bu ormanların da kontraların elinde olmasıdır. Ağaç atıkları yerine pirinç ve pamuk artıklarının kullanımı gündeme gelir. Yapılan testlerde pirinç artıklarının kömür yapımı için uygun olmadığı ortaya çıksa da pamuk atıkları hem uygun bir maddedir hem de boldur. Pamuk kullanımının tercih edilmesiyle ikinci bir sorun baş gösterir. Çiftlik sahipleri pamuk artıklarını ortadan kaldırmak zorundadır. Çünkü yasa gereği zararlı böceklere karşı atıkların gömülmesi ya da yakılması gerekmektedir. Bu nedenle pamuk anızının önceden ayrıştırılması gerekecektir. Üçüncüsü, bu iş için yeterli tarım işçisi yoktur. İşgücü açığı Sudan’dan getirilen bir makineyle aşılmaya çalışılır. Makine gayet güzel çalışmasına karşın makineden çıkan döküntüleri toplamak için yine işgücüne ihtiyaç vardır. Dördüncüsü, pamuk bitkilerinin yarısının toprak altında olmasıdır. Köklerin sıkıştırılması daha önce İsveç’te denenmemiştir. Nikaragua’da denenir ve toprak altındaki atıkların toplanması için Sudan’dan yeni bir makine getirilir. Beşincisi, İsveç’te hızarlar sürekli çalışmakta ve kömür yapımı için yıl boyunca hammadde akışı olmaktadır. Pamuk ise yılın 90 günü toplanmakta, geriye kalan zamanda yeni pamuk yetişmektedir. Bu nedenle kömür makinesinin, hammaddenin toplandığı ve stoklandığı yere yakın olması gerekmektedir. Altıncısı, iki yıl sonunda amphiserus cornutu adlı zararlı böceğin neden olduğu beklenmedik sorundur: depolanan atık rendelendiğinde toza dönüşmektedir ve tozdan kömür yapmak olanaksızdır. Atıkların kısmi sıkıştırılması amphiserus cornutunun yaşayabilmesine olanak vermiştir. Makinenin daha farklı çalışması gerekecektir. Yedincisi, daha ciddi bir sorundur. Üretilen kömürü kim satın alacaktır? Endüstride kullanılan kazanlar bu kömürü tercih etmemektedir. Ama kömürün evlerde ve özellikle fırınlarda kullanılabileceği ortaya çıkar. Sonuçta, atıklardan kömür elde edilir ve satılır. İsveç’teki teknoloji ve içerdiği toplumsal ilişkilerle Nikaragua’daki arasında büyük farklar vardır. Ama Nikaragua tam da bu nedenle, karşılaştığı sorunların üstesinden gelip teknolojiyi yeniden şekillendirebildiği için başarılı olmuştur (age).

Law (2006) bu örneği ATT (Actor-Network Theory, Aktör-Ağ Teorisi) bağlamında tartışmaktadır. AAT, 1980’lerde John Law, Bruno Latour ve Michel Callon tarafından geliştirilmiştir. AAT öncesinde de insan ve teknoloji ilişkisini tartışan, sosyal ve teknik boyutlar arasındaki karşılıklı etkileşime odaklanan çalışmalar vardır. Cresswell, Worth ve Sheikh’nin (2010) belirttiği gibi AAT bu çalışmaların devamı olmakla beraber insan olmayan varlıkları (teknoloji, kavramlar, düşünceler, hayvanlar vb.) çözümlemeye dahil etmesi nedeniyle söz konusu çalışmalardan farklılaşmaktadır. AAT’de canlı ya da cansız olmasına bakılmaksızın bir eylemin kaynağı aktör olarak adlandırılır. Fakat aktörler yalnız değildir. Ağ içinde varlık kazanırlar. Daha da önemlisi Dankert’in (2016) işaret ettiği gibi AAT’de dar anlamıyla aktörden değil, eylemciden (actant) söz edilmektedir. Eylemci, bir eylemi yerine getiren ya da eyleme maruz kalandır. Böylece ağdaki diğer eylemcileri etkiler ve değiştirir. Örneğin, ağdaki bir eylemci olan insan binaları inşa ederek ağa etkide bulunur. Ama ağın bir parçası haline gelen binalar da onun yaşamını şekillendirir. İnsan ve insan olmayan arasında ayrım yapılmaması, ikisi arasında bir fark olmadığı anlamına gelmemelidir. Sadece insan olmayan varlıkların da ağdaki ilişkileri etkileyebildiğini vurgulamaktadır.

Dankert (2016), adında her ne kadar teori kelimesi geçse de AAT’nin aynı zamanda bir araştırma yöntemi olduğunu belirtmektedir. AAT’de, bir ağın nasıl ortaya çıktığı, hangi bağlantıları içerdiği, aktörlerin ağa nasıl dahil olduğu, ağdaki kararlı bağlantılar ve kararsızlıklar araştırılmaktadır. Her şeyin toplumsal olarak oluşturulduğu (sosyal konstrüktivizm) ya da her şeyin önceden var olduğu (realizm) tezlerinin aksine AAT çalışmaya herhangi bir ön kabulle başlanmaması gerektiğini savunmaktadır. Araştırma sorusu belirlendiğinde ilk yapılması gereken şey bir başlangıç noktasının belirlenmesidir. Teoriler ve varsayımlar bir kenara bırakılır. Başlangıç noktası, tema, araştırmanın hedefi ve merkezi soru olabilir. Örneğin, belirli bir politikanın gerçekleştirimi araştırılıyorsa, bunun için hazırlanmış politika belgesi iyi bir başlangıç noktası olabilir. Buradan başlayarak araştırmacı ilgili eylemciyi ve ilişkili olduğu diğer eylemcileri incelemeye başlar. Araştırmada ağa dahil olan eylemcileri ve kurulan yeni bağlantıları fark edebilmek önemlidir. Bunun için de görüşmeler yapmak, elde edilen belgeleri çözümlemek, doğrudan gözlem yapmak vs gerekmektedir.

Bu bağlamda, Law’ın (2006) aktardığı hikayede, İsveç’ten getirilen makinenin Nikaragua’da zamanla nasıl bir ağ oluşturduğu, ağa katılan yeni aktörler, aktörlerin karşılıklı etkileri ve teknolojinin değişimi oldukça öğreticidir:

  • Hikayenin sonunda oluşan ağ bir yapıya benzemektedir. Ama araştırmacı, düğümleri ve bağlantıları varsaymamış bu ağdaki düğümleri ve bağlantıları araştırma sonucunda adım adım oluşturmuştur.
  • Ağ heterojendir. Ağda canlı ve cansız eylemciler vardır: İsveç’te üretilen makine, Nikaragua Hükumeti, ağaç atıkları, pamuk, zararlı böcekler, kontralar, Nikaragua Endüstrisi vs.
  • Ağdaki aktörler, insan olup olmamalarından bağımsız olarak birbirlerini etkilemektedir: Hammadde olarak pamuğun kullanılması, zararlı böcekler, Sudan’dan getirilen makine vb.
  • Ağlar, şeylerin yapısından ve doğasından çıkan ilişkiler ve yapılar değil, süreçler ve oluşumlardır.
  • Teknolojide bir dönüşüm yaşanmıştır. Nikaragua’da oluşan teknoloji hem İsveç’tekine benzerdir hem de ondan farklı özellikler taşımaktadır.

Ancak AAT’nin insan olmayan aktörleri ağa dahil etmesine yönelik eleştiriler de vardır. Ayrıca AAT’yi bir araştırma yöntemi olarak seçerken AAT’nin hızlı sonuca ulaşabilen ve dolayısıyla ucuz bir yöntem olmadığına da dikkat etmek gerekir. Çok fazla görüşme ve araştırma yapmak gerekebilir. Bunun sonucunda elde çok fazla veri birikecektir ve bu verinin hangi kısımlarının araştırma için değerli olduğuna karar vermek zor olabilir. Ayrıca araştırmanın hedefi açık değilse, ortaya sonuç bölümü olmayan ve bir açıklama sunamayan sadece güzel bir hikaye çıkacaktır (Dankert, 2016).

Bu eleştirilere karşın AAT, özellikle az incelenmiş alanlarda geleneksel yöntemlerle açıklanamayan konuları daha anlaşılabilir kılabilmekte ve beklenmedik sonuçlar ortaya koyabilmektedir. Geçen yazıda tanıttığım “Kod/Mekan”lar (Kitchin ve Dodge, 2011), Cresswell vd.’nin (2010) bilişim sistemlerinin sağlık hizmetlerindeki gerçekleştirimini ele aldıkları çalışmaları ya da Fransa’da CCTV’lerin gelişimi üzerine yapılan incelemeler (Douillet ve Dumoulin, 2016), yazılım ve bilişim teknolojileri hakkında yapılan çalışmalarda AAT’nin oldukça verimli bir analitik çerçeve sunduğunu göstermektedir. Geçmişte satın alınan yazılımların başarılarının ve başarısızlıklarının AAT ile analiz edilmesi ilginç ve öğretici olabilir.

Yukarıda belirttiğim gibi araştırmalarda AAT ‘yi kullanmak zaman alıcıdır ve ayrıntılı bir çalışmayı gerektirir. Veri olmadan hayali aktörler ve bağlantılar kurgulamak afaki olacaktır. Ama yine de, teknoloji meraklıları olarak gündelik hayatta karşılaştığımız teknolojileri toplumsal hayatı biçimlendiren nötr araçlar olarak görmek yerine belirli toplumsal ilişkiler içinde var olan, bu ilişkileri etkileyen ve onlardan etkilenen olumsal bir süreç olarak görmeyi deneyebiliriz. Bunun yaparken, teknoloji “guru”larının icat ettiği gösterişli terimlere karşı özellikle dikkatli olmak gerekiyor. Örneğin web 2.0, bulut bilişim ve algoritmik düzenleme…

Bilgisayar biliminde algoritma, “sonlu, gerekirci (deterministic), verimli ve bilgisayar programı olarak gerçekleştirmeye uygun problem çözme metodu”dur (Sedgewick ve Wayne, 2014:4). Adım adım tasarlanan bir algoritma, farklı programlama dilleriyle ama aynı çıktıyı elde etmek üzere kodlanabilir. Algoritmik düzenleme ise kısaca, akıllı cihazlar ve bilgisayarlardan elde edilen verilerle toplumsal hayatın daha verimli bir biçimde düzenlendiği yönetim biçimi olarak tanımlanmaktadır. Bu terimi ortaya atan, bilişim dünyasında etkili bir yayıncı olan Tim O’Reilly’dir. Kendisi aynı zamanda Web 2.0 terimini de popülerleştiren kişidir. Bürokrasinin hantallığından, adam kayırmacılıktan, kalitesiz hizmetlerden ve çağ dışı uygulamalardan bıktıysanız yukarıdaki tanımdan yola çıkarak “ne güzel bir öneri!” diye düşünebilirsiniz. Hemen iyimserliğe kapılmamanızı öneririm. O’Reilly’nin (2013) Açık Veri ve Algoritmik Düzenleme (Open data and algorithmic regulation) başlıklı yazısına düzenlemenin günümüz siyasetinde korkulan bir şey olduğuna işaret ederek başlar ve yazının devamında okuyucuyu algoritmik düzenlemenin verimliliği konusunda ikna etmek için çeşitli örnekler verir.

O’Reilly (2013) düzenlemenin hayatın birçok alanında bulunduğunu, iyi ve kötü örnekleri olduğunu belirtir. Düzenlemeye genel bir perspektiften bakmayı önerir. Örneğin arabamızın elektronik bileşenleri, motordaki hava yakıt karışımını en optimum düzeyde dengelemekte ve emisyonu en aza indirmek için bir düzenleme yapmaktadır. Bir uçağın otomatik pilotu çeşitli parametreler yardımıyla yaptığı düzenlemeyle uçağı idare etmektedir. Doktorlar hastaya verdiği ilacın dozunu düzenlemek zorundadır. İnternet servis sağlayıcılar ve e-posta sunucusu işleten kuruluşlar düzgün çalışabilmek için istenmeyen e-postalara ve zararlı yazılımlara karşı düzenleme yapmalıdırlar. Arama motorları reklamla kullanıcının istediği içeriği gösterebilmek arasındaki dengeyi sağlamak için çeşitli düzenlemelere başvurmaktadır.

O’Reilly’ye (2013) göre bunlar yararlı düzenlemelerdir ve dört ortak noktaları vardır:

  1. İstenen sonucun ne olduğuna dair derin anlayış
  2. İstenen sonucun elde edilip edilemediğinin gerçek zamanlı ölçümü
  3. Yeni veriye göre ayarlamalar yapacak algoritma (kurallar kümesi)
  4. Algoritmanın doğru ve beklendiği gibi çalışıp çalışmadığına dair daha derin analizler

O’Reilly (2013) bu tip düzenlemelerin kabul edilebilir olmasının arkasında üç neden olduğunu belirtir:

  1. Arzulanan çıktılar açıktır.
  2. Kamuya açık veriler kullanılarak istenen sonuca ulaşılıp ulaşılamadığı ölçülmektedir.
  3. İstenen hedefe ulaşılamadığında ayarlamalar yapılmaktadır.

Günümüzdeki düzenleyiciler ise sonuç odaklı çalışmamakta, sonuçtan çok kurallarla ilgilenmektedir. O’Reilly’nin (2013) yasalardan beklentisi, yasaların hedefleri, hakları, çıktıları, yetkileri ve sınırları tanımlamasıdır. Hükümetlerin her tür düzenlemesine karşı olan ve piyasanın kendi başına işleri yoluna koyacağını savunanları eleştirmektedir. Çünkü ona göre hükümet de Google, Microsoft, Apple ve Amazon gibi toplumun iyiliği için çalışan bir platformdur ve diğerleri gibi düzenlenmesi gerekmektedir. Örneğin Google gereksinimler doğrultusunda platformunu düzenleyen algoritmaları hızla değiştirebilirken hükümetler değişen koşullara uyum konusunda hantal kalmaktadır. Hükümetlerden istenen çıktılar bellidir: güvenlik, sağlık, adalet, fırsat eşitliği. Bu çıktılar yasalarda kodlanmalı ve değişen koşullara göre sürekli gelişebilen düzenleyici mekanizmalar yaratılmalıdır.

O’Reilly (2013), teknolojinin son zamanlarda düzenlemeyi azaltarak, gözetimi ve verimli sonuç elde etme olanağını artırdığını iddia etmektedir. İş dünyası bu değişimi göz önünde bulundurarak inovatif çözümler geliştirebilmektedir. O’Reilly (2013) uygulamadaki ulaşım hizmetleri ile 2009’da San Francisco’da kurulan çokuluslu ulaşım ağı şirketi Uber’in (ayrıntılı bilgi için bkz. http://www.pcworld.com.tr/rehber/uber-nedir-nasil-kullanilir/) sunduğu hizmetleri karşılaştırmaktadır. Kalite, yolcu güvenliği ve ihtiyaç duyulan yerlere yeterli sayıda aracın sevk edilebilmesi için kamusal düzenlemeler gerekir. O’Reilly (2013) şu anki düzenlemelerin Uber deneyimi ile karşılaştırıldığında kalite yönünden daha zayıf ve yetersiz olduğunu savunmaktadır. Kullanıcılar uber.com sitesinden veya akıllı telefonlarındaki bir uygulamayla taksi taleplerini iletirler, konumuna göre Uber ağındaki bir sürücü talebi alır, gitmek istenilen yere göre rotayı hesaplar ve ücret belirlenir, hedefe varıldığı zaman da daha önce belirlenen ödeme tercihine göre uygulama ücretini çeker. Uber kullanıcıları daha sonra aldığı hizmeti puanlar. Bunun sonucunda kötü ve kalitesiz hizmete sunan sürücüler sistemden elenir, iyiler kazanır. O’Reilly (2013), hükümetlere Uber gibi girişimleri örnek almalarını tavsiye eder.

O’Reilly (2013) klasik düzenleme yerine veri toplama, bunları ölçme ve ölçüm sonucuna göre hareket etme arzusundadır. Bilişim dünyasındaki algoritmik pratikleri gündelik hayata taşımak ister. Örneğin, bir web sitesi sahibi, sitenin kullanım istatistiklerine göre nasıl bazı hizmetlerini iyileştiriyor, bazılarını fazla kullanılmadığı için sitesinden kaldırıyorsa benzer yaklaşımı kamu web siteleri için de önerir. Ziyaretçi sayısı az olan bir web sitesi için harcanacak parayı sorgular.

Ev yaşamı, iş ve siyaset dijitalleştikçe, toplanan veri artıkça gerçek zamanlı ölçüm ve düzenleyici algoritmalar için yeni olanaklar doğmaktadır. O’Reilly (2013) bunun bayraktarlığını yaparken Silikon Vadisi de dünyayı bu geleceğe sürüklemektedir. Teknolojinin siyasetin yerini alacağı (http://motherboard.vice.com/read/technology-will-replace-the-need-for-big-government), n. devrimin içinde olduğumuz, Silikon Vadisi’nin yoksulluğa çözüm bulacağı gibi tezler (http://www.theguardian.com/commentisfree/2015/mar/01/silicon-valley-promises-digital-socialism-but-is-selling-a-fairy-tale) bu yanılsamanın ürünüdür.

Algoritmik düzenlemenin yakıtı veri, daha çok veridir. O’Reilly (2013) mahremiyet kavramının değiştiğini, insanların aldıkları hizmetler karşılığından mahremiyetlerinden vazgeçebildiklerini iddia etmektedir. Mahremiyet ve gözetim tartışmasına girmeyeceğim. Çünkü teknolojinin politikanın yerini alabileceği önerisinin daha tehlikeli ve mahremiyet ihlalini de körükleyen bir durum olduğunu düşünüyorum.

O’Reilly’nin kimin sözcüsü olduğu aslında yazısının ilk cümlesinden (“düzenlemenin korkutuculuğu”) anlaşılmaktadır. Yeni teknolojilerinin hayatımızı kolaylaştırdığını ve toplanan verinin çözümlenmesinin başta sağlık olmak üzere birçok alanda insanın gelişimi açısından önemli faydalar sağladığını inkar edemeyiz. Ama Morozov’un (2014) belirttiği gibi sorun tam burada başlamaktadır. Çağın hızına erişemeyen kanunlara bağlı kalmak yerine veri toplayan, ölçen ve geri bildirimlerle kendisini değişen duruma göre ayarlayabilen sonuç odaklı bir politika önerilmektedir. Politika, demokrasi ve iktidar kavramları aşırı basitleştirilmektedir. Kredi kartı dolandırıcılığının tespitinde faydalanılan algoritmik hesaplarının benzerinin vergi kaçıranların tespitinde de kullanılabileceği düşünülmektedir. Morozov (2014), bu yaklaşımların en büyük vergi kaçakçılığını yapan süper zenginler karşısında işlevsiz olacağını vurgulamaktadır. Algoritmik düzenlemeyi tasarruf tedbirlerinin uygulanması konusunda kullanmak mümkündür. Fakat algoritmalar mali krizlerin asıl sorumlularına karşı çaresizdir.

Toplumsal sorunları, politikayı göz ardı ederek teknolojik çözümlerle aşabileceğini düşünenlerin (ki bu da bir politik tercihtir) en büyük hatası ne ve nasıl sorularını birbirinden ayırıp ikisi arasındaki diyalektik ilişkiyi yadsımalarıdır. Örneğin, eğitim, sağlık, güvenlik alanlarında ne olması gerektiğine yönelik güzel hedefler konulabilir. Ama bu hedeflere nasıl ulaşılabileceği ne sorusunda hedeflenen şeyi etkiler. Geçmişte bu hedeflerin devlet tarafından mı yoksa piyasanın görünmez eli tarafından mı gerçekleştirilebileceği tartışılırdı. Seçilen yol, hedefin kendisini de biçimlendiriyordu. Şimdi tartışılan hedefe dijital mi yoksa analog yollardan mı ulaşılacağı, dinamik geribildirim mi yoksa statik kurallar mı olacağıdır. Bu yaklaşım, 11 Eylül de fırsat bilinerek ilk kez güvenlik konusunda benimsendi. Terörizmin nedenleri, tarihsel kökenleri ve dış politikayla ilgisi bir kenara bırakıldı terör sorunu enformasyonel bir soruna indirgendi. Herkes gözetlenirse teröristler de bütünün içinden ayıklanabilecekti. Bunun arkasındaki mesaj, terörizmin nedenlerinin ortadan kaldırılamayacağıydı; yapılabilecek tek şey kararsız bir sistemle yaşamayı kabullenmek ve algoritmaların bizim için teröristleri tespit etmesini beklemekti (age).

Nedenler yerine etkilerle ilgilenme eğilimi son yıllarda güvenlikten sağlık alanına doğru genişledi. Şirketler, giyilebilir teknolojiler, büyük veri, akıllı cihazlardaki alıcılar vs ile bizi nasıl daha sağlıklı yapacaklarını anlatmaktadır. İnsanlar kendi sağlıklarının takipçisi olmaya teşvik edilmekteler. Hemen arkasından sigorta şirketlerini kendilerini göstermekte, kendi kendini düzenli takip eden, daha doğrusu düzenli takip sonucu elde edilen verileri daha az risk etkeni içeren müşterilere özel indirim uygulamaktadır. Sağlık bireyselleştirilip sağlıksız olmak kişinin kendisinden kaynaklı bir sorun haline getirilmektedir. Sağlıklı beslenme tartışılırken, hükümetlerin ve gıda şirketlerinin politikaları, sınıfsal farklılar, toplumsal eşitsizlikler vb atlanmaktadır. Microsoft çoğumuz için Window’tur, MS Office’tir. Fakat Microsoft şimdi ev otomasyonu konusunda American Family Insurance adlı sigorta şirketiyle ortak çalışma yapmaktadır.

Ayrıca her şey algoritmik olarak düzenlenebilir mi? Optimizasyon ve verimlilik takıntısı demokrasi için uygulanabilir mi? Facebook’taki siyasi taraflılık tartışmaları algoritmaların hiç de tarafsız olmadığını göstermektedir (https://www.yenihayatgazetesi.com/facebookun-siyasi-taraflilik-tartismalari-buyuyor-12612). Eski bir çalışanın itirafı, Facebook’ta belirli tipteki haberlerin üst sıralara çıkarıldığını ortaya çıkarmıştır. Facebook’un algoritmalarının ön belirlemelerinden sonra bir editöryal grubunun öne çıkacak haberlere karar verdiği söylenmektedir. Tüfekçi (2016) algoritmaların fizikteki matematiksel formüllerle karşılaştırıldığını ancak veriye ve matematiksel hesaplara dayanmalarının tarafsız ve nesnel oldukları anlamına gelmediğini vurgulamaktadır.

Morozov’un (2014) da belirttiği gibi tüm bu gelişmeler karşısında teknofobi bir çözüm değildir. Teknolojinin şu anki yönelimi oyunun kurallarını tamamen şirketlerin ve hükümetlerin koyduğu bir yere doğrudur. Küçülen değil, daha da güçlenen ve hayatın her alanını metalaştırmaya kararlı hükümet örnekleri vardır. O’Reilly gibiler gözetim ile fayda arasında bir tercihi zorunlu olarak sunmaktadır. Ama söz konusu durum, şirketlerin ve hükümetlerin yarattığı bir ikilemdir. Buna karşı, internete eşit ve özgür erişim hakkını, takibi zorlaştırıcı teknolojileri, insanın gelişiminin önünü açan ve yeni yaratıcı kullanım alanları yaratmaya uygun bir altyapıyı savunmamız gerekir. Tabi bunu yaparken de yeni teknolojilerin içine gömülen neo-liberalizme karşı da uyanık olmak gerekiyor.

Kaynaklar

Cresswell, K. M., Worth, A., Sheikh, A. (2010). Actor-Network Theory and its role in understanding the implementation of information technology developments in healthcare. BMC medical informatics and decision making, 10(1), 1.

Dankert, R. (2016). Using Actor-Network Theory (ANT) doing research, http://ritskedankert.nl/using-actor-network-theory-ant-doing-research/, son erişim 15/05/2016.

Douillet, A. C., Dumoulin, L. (2016). Actor Network Theory and CCTV Development. Actor-Network Theory and Crime Studies: Explorations in Science and Technology, 21.

Kitchin, R., Dodge, M. (2011). Code/space: Software and everyday life. Mit Press.

Law, J. (2006). Traduction/trahison: Notes on ANT. Convergencia Revista de Ciencias Sociales, (42).

Morozov, E. (2014), The rise of data and the death of politics, https://www.theguardian.com/technology/2014/jul/20/rise-of-data-death-of-politics-evgeny-morozov-algorithmic-regulation, son erişim 19/05/2016

O’Reilly, T. (2013). Open data and algorithmic regulation. Beyond transparency: Open data and the future of civic innovation, 289-300.

Sedgewick, R., Wayne, K. (2014). Algorithms Part 1. Addison-Wesley Publishing Company.

Tüfekçi, Z. (2016),The Real Bias Built In at Facebook, http://www.nytimes.com/2016/05/19/opinion/the-real-bias-built-in-at-facebook.html, son erişim 20/05/2016

 

 

 

September 23, 2016

September 18, 2016

Özgür Yazılım Nedir?

software-freedomİngilizce’deki ‘Free Software’ ifadesindeki ‘Free’ kelimesi özgürlüğü ifade etmektedir, ücreti değil (çn. Türkçe’deki karşılıkta böyle bir sorunumuz yoktur). 80’lerden beri bu anlamda kullanılmaktadır, ilk bütünsel tanım Şubat 1986’da yayınlanan GNU Bülteni, c. 1 n. 1 olarak gözükmektedir. Özgür Yazılım’ı özellikle dört özgürlük tanımlamaktadır.

  • Herhangi bir amaç için yazılımı çalıştırma özgürlüğü.

    Özgür Yazılım kullanımına, zamansal (“30 günlük deneme sürümü”, “lisansın süresi 1 Ocak 2004’te dolar”), amaçsal (“izin sadece araştırma ve ticari olmayan kullanım içindir”, “kıyaslama için kullanılmaz”) veya coğrafik (“X ülkesinde kullanılmamalıdır”) kısıtlamalar koymak bir programı özgür olmayan bir program haline getirir.

  • Her ne istiyorsanız onu yaptırmak için programın nasıl çalıştığını ögrenmek ve onu değiştirme özgürlüğü.

    Bir programın kavranması veya değiştirilmesine, özel lisansların zorunlu satın alımı, karşılıklı gizlilik anlaşması imzalanması veya – birçok biçime veya gösterime sahip programlama dilleri için – tercih edilen programı (“kaynak kodu”) kavrama veya düzenleme yöntemini erişilmez kılmak gibi yasal veya pratik kısıtlamalar koymak da programı özel mülk (özgür olmayan) program haline getirir. Programı değiştirme özgürlüğü olmadan insanlar tek bir sağlayıcının insafına kalacaklardır.

  • Kopyaları dağıtma özgürlüğü. Böylece komşunuza yardım edebilirsiniz.

    Yazılımlar adeta maliyetsiz bir şekilde kopyalanabilir/dağıtılabilir. İhtiyacı olan bir kişiye programı vermenize izin verilmiyor, bu o programı özgür olmayan bir program yapar. Eğer istiyorsanız kopyalama/dağıtmayı bir ücret karşılığında da yapabilirsiniz.

  • Programı geliştirme ve geliştirmeleri toplumun kullanımına açma özgürlüğü, böylece bütün toplum yarar sağlar.

    Hiç kimse bütün alanlarda eşit derecede iyi programcı değildir. Bazı insanlar nasıl programlama yapılacağını hiç bilmezler. Bu özgürlük, bir problemi çözmek için zamanı veya yetenekleri olmayanların değiştirme özgürlüğüne dolaylı olarak erişimini sağlar. Bu bir ücret karşılığında yapılabilir.

Bu özgürlükler haktır, zorunluluk değildir, yine de toplum için bu özgürlüklere saygı gösterme bireyi zaman zaman zorunlu kılabilir. Herhangi biri bunları kullanmak istemeyebileceği gibi, hepsini kullanmayı da seçebilir. Özellikle şunun anlaşılması önemlidir, Özgür Yazılım ticari kullanımı dışlamaz. Eğer bir program ticari kullanıma ve ticari dağıtıma izin vermekte aksıyorsa o Özgür Yazılım değildir. Elbette gittikçe artan sayıda şirket iş modellerini tamamen veya kısmen Özgür Yazılım üzerine temellendirmektedir, bunların bir kısmı en büyük özel mülk yazılım sağlayıcılarıdır. Özgür Yazılım yardım ve destek sağlamayı meşru kılar, zorunlu kılmaz.

Terminoloji

Özgür Yazılım (“Free Software”), özgürlüklere itibar eden yazılımlar için kullanılan özgün terimdir ve bu terminolojinin neden günümüzde de kullanılmaya devam edildiğine ilişkin önemli nedenler vardır. Özgür Yazılım özgürlüğü akla getirir ve çevrildiğinde özgürlük ve ücret arasında açık bir ayrım vardır. Fransızca’da Özgür Yazılım “logiciels libre”, İspanyolca’da “software libre”, İtalyanca’da “software libero” ve Danca’da “Fri Software” şeklinde kullanılır.

Açık Kaynak

3 Şubat 1998’de, tarayıcılarının Özgür Yazılım olarak yayınlanacağını duyuran Netscape ilanını takiben, bir grup insan Silikon Vadisi Palo Alto’da buluşarak Özgür Yazılım için “Açık Kaynak” terimini kullanmaya yönelik bir pazarlama kampanyası başlatmayı önerdiler. Amaç Özgür Yazılım’ın hızlı ticarileşmesini ve Özgür Yazılım’ın gelişen yeni ekonominin şirketleri ve risk sermayedarları tarafından kabulünü sağlamaktı. Bu amaça yönelik olarak, Özgür Yazılım’la ilişkili olan bütün uzun dönemli konuları (felsefe, etik ve toplumsal etkiler gibi) bir kenara bırakmaya yönelik bilinçli bir tercihte bulundular, bu konuların ekonomi tarafından hızlı kabülde engel olduğunu düşünüyorlardı. Sadece teknik yararlara odaklanmayı önerdiler.1.

İnsanlar tarafından sıklıkla iyi niyetli bir şekilde Özgür Yazılım’la aynı anlamda kullanılsa da, “Açık Kaynak” terimi – özgün olarak lisanslar ve gerçekleştirimler açısından Özgür Yazılım’la aynı şeyi ifade etmek için tanımlandı – şişirilmiş bir kullanıma sahiptir. Bugünlerde, sürekli Özgür Yazılım ile yüksek derecede özel mülk olan Microsoft’un “Hükümet Güvenlik Programı” arasındaki herşey için kullanılıyor.2.

‘Libre’ (Özgür) Yazılım

Avrupa Komisyonu, Özgür Yazılım’la düzenli bir şekilde ilgilenmeye başladığında, İngilizce “Free” kelimesinin yarattığı anlam belirsizliğinden ve aynı şekilde “Açık Kaynak” teriminin yanlış anlamalarından kaçınma arayışındaydı. Bu arayış 1992’den beri arada sırada beliren üçüncü bir terimin benimsenmesine yol açtı: “Libre Software”. Bu terim şişirme kullanımlara direncini gösterdi ve Özgür Yazılım’a özdeş bir şekilde hala kullanılıyor. Bu yüzden İngilizce konuşurken yanlış anlaşılmaktan çekinenler için bir çözüm sunmaktadır.

  1. Kaynak için OSI FAQ‘ı inceleyiniz. : “‘Açık kaynak’ ‘özgür yazılım’la nasıl ilişkili? Açık Kaynak Oluşumu özgür yazılım için bir pazarlama programıdır. “Özgür Yazılım” için ideolojik yüksekten atma yerine somut pragmatik zeminlerde bir basamaktır. Cazip öz değişmemiştir, kaybeden tutum ve sembolizm değişmiştir” Bu nezaketsiz SSS maddesi dışında, OSI ve destekçileri “Özgür Yazılım” teriminden genel olarak kaçındılar.
  2. Bu programda hükümetler ve hükümetlerarası kuruluşlar, özel Microsoft tesislerinde Windows kaynak kodunun kimi kısımlarına yüzeysel bir bakış için azımsanmayacak ücretler ödüyorlar. Bu “Güvenlik Algısını” arttırabilir ama özünde yararsızdır – özellikle baktıkları şeyin kendi bilgisayarlarında olup olmadığını bile bilmedikleri durumda. Ve elbette onlara özgürlük de sağlamaz.

September 17, 2016

GIMP 2.8.18 Nasıl Yüklenir?

GIMP‘in (GNU Image Manipulation Program) 2.8.18 kararlı sürümü 14 Temmuz 2016‘da duyurulmuştu. Temel olarak 2.8.16 sürümünden beri tespit edilen tüm hata düzeltmelerini içeren sürüm, Microsoft Windows ve Apple Mac OS platformları için sözü edilen bir yanıt vermeme problemini de gidermiş bulunuyor. Adobe Photoshop ve benzeri kapalı kaynak kodlu resim işleme yazılımlarına eşdeğer bir işlevler bütünü sunan GIMP’in 2.8.18 kararlı sürümü hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek için sürüm duyurusunu ya da haberler sayfasını inceleyebilirsiniz. GNU/Linux dağıtımlarının vazgeçilmezi olan Gimp, Windows ve Mac OS X için çıkarılan sürümleriyle bu sistemlerde de yaygın olarak kullanılıyor. Renk işlemlerinin GEGL aracılığıyla yapıldığı uygulamada; güçlü araçlar, filtreler ve eklentiler kullanıcıyı bekliyor. Büyüklük ve opaklık yanında, fırçaya özgü dinamik özellikler; hız, basınç ve rastgele gibi çeşitli fırça parametreleri arasından uygun olanının seçimine olanak sağlanıyor. Bu yazıda; GIMP 2.8.18 kararlı sürümünün Ubuntu 16.04 Xenial Xerus, Ubuntu 15.10 Wily Werewolf, Ubuntu 14.04 Trusty Tahr ile türevi olan Linux Mint 17.x, Linux Mint 18 ve Elementary OS 0.4 Loki gibi sistemlere nasıl yüklendiğini ele alacağız. Yükleme için bir PPA depodan yararlanacağız, bu nedenle yükleme kolaydır. Yapmanız gereken tek şey ilgili PPA depoyu sisteminize eklemek ve yükleme komutlarını vermektir.

gimp

Öncelikle PPA depoyu sistemimize ekleyelim.

sudo add-apt-repository ppa:otto-kesselgulasch/gimp

Ardından, önce depoları güncellemek ve sonra yazılımı yüklemek için sırasıyla aşağıdaki komutları verelim.

sudo apt-get update

sudo apt-get install gimp

Daha sonra gerek duyarsanız GIMP’i aşağıdaki komutla kaldırabilirsiniz.

sudo apt-get remove gimp

Wine 1.9.19 Nasıl Yüklenir?

Bilindiği gibi, Wine’in yeni geliştirme sürümü 1.9.19, 17 Eylül 2016‘da Alexandre Julliard tarafından duyuruldu. Çeşitli hata düzeltmeleriyle gelen sürümde; joystick desteği konusunda çeşitli iyileştirmeler, GDI+’da geliştirilmiş meta dosyası desteği ön planda. Wine’in yeni geliştirme sürümü 1.9.19 hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek için sürüm duyurusunu inceleyebilirsiniz. Half-Life 2′den Counter-Strike ve WoW’a pek çok ilgi çekici oyunun GNU/Linux sistemde oynanabilmesini olanaklı kılan yazılımın ismi aslında bir emülatör olduğunu vurgulayacak biçimde Wine (yani WINdows Emulator) idi, daha sonra bir emülatör olmadığını ifade etmek üzere Wine (Wine is not an emulator) biçiminde değiştirilmişti. Bu yazıda; Wine’in 1.9.19 geliştirme sürümünün Ubuntu 16.04 Xenial Xerus, Ubuntu 15.10 Wily Werewolf, Ubuntu 14.04 Trusty Tahr ile türevi olan Linux Mint 17.x, Linux Mint 18 ve Elementary OS 0.3 Freya gibi sistemlere nasıl yüklendiğini ele alacağız. Yükleme için bir PPA depodan yararlanacağız, bu nedenle yükleme kolaydır. Yapmanız gereken tek şey ilgili PPA depoyu sisteminize eklemek ve yükleme komutlarını vermektir.

Öncelikle PPA depoyu sistemimize ekleyelim.

sudo add-apt-repository ppa:wine/wine-builds

Ardından, önce depoları güncellemek ve sonra yazılımı yüklemek için sırasıyla aşağıdaki komutları verelim.

sudo apt-get update

sudo apt-get install --install-recommends wine-staging

sudo apt-get install winehq-staging

Daha sonra gerek duyarsanız Wine’i aşağıdaki komutlarla kaldırabilir, yaptığınız değişiklikleri geri alabilirsiniz.

sudo apt-get install ppa-purge

sudo ppa-purge ppa:wine/wine-builds

September 10, 2016

DevOps Günlüğü #7 27.09.2016

DevOps Günlüğü #7 27.09.2016

Bir süredir bu DevOps günlüğünü devam ettiremiyorum. Son 3 ayda neler değişti?
5 senedir çalıştığım Türksat AŞ'den 11 Temmuz itibariyle ayrıldım ve 8 Ağustos tarihiyle NGX Storage'de "Cloud and Storage Operations Managers" ünvanıyla işe başladım. NGX Storage, Türkiye'nin ilk ve tek yerli, milli veri depolama sistemlerini üreten bir teknoloji firması. Vaktiniz varsa siteyi incelemenizde fayda var :)

DevOps Günlüğüne devam edelim...

Photo Credits: Interstellar Movie

September 09, 2016

Linux Mint 18 "Sarah" KDE Yayınlandı

Linux Mint ekibi Linux Mint 18 "Sarah" KDE sürümünü yayınladı. Linux Mint 18 LTS desteğine sahip olan sürüm 2021'e kadar desteklenecek. Güncellenmiş yazılımları ve yeni özellikleri içerisinde barındıran bu sürüm, kullanımınızı daha rahat hale getiriyor. Bu yeni sürümde birçok geliştirme mevcut. Bunların neler olduğunu şu adresten öğrenebilirsiniz. Linux Mint 18 "Sarah" KDE Sistem

Darktable Nedir? Nasıl Kurulur?

Darktable, fotoğraflarınız üzerinde detaylı değişiklikler yapmanıza yardımcı olan ve odak noktası, fotoğrafçıların binlerce fotoğraf üzerinde kolay bir şekilde işlerini halledebilmesini sağlamak olan açık kaynaklı bir yazılımdır. Darktable’ın kamera desteği de oldukça fazla. Hangi kameraları desteklediğini bilmek istiyorsanız detaylı listeyi şu linkten görebilirsiniz. sudo

September 08, 2016

Atletizmde kadınlarda ne durumdayız? - 2016

Bu yazının ilk bölümünde atletizmde erkeklerde ne durumda olduğumuzu Olimpiyat dereceleri ile kıyaslayarak özetlemeye çalışmıştım. Kadınlar erkeklerden farklı olarak pentatlon yerine heptatlon'da yarışıyorlar ve 50km yürüyüş yarışmaları yok. 2 dünya rekorunun kırıldığı bu olimpiyatın ardından 23 branşta ne durumda olduğumuza sırasıyla bakalım.
  • 100 m: Geçen olimpiyattan bu yana Türkiye ve dünya rekorları kırılabilmiş değil. Türkiye rekoru 2001 yılından ve 11.25 ile Nora Güner'e ait. Dünya rekoru ise 1988'de 10.49 koşan Florence Griffith Joyner'ın yakalanması oldukça güç görünen derecesi. Bu olimpiyatta Jamaikalı Elaine Thompson 10.71 ile altın madalyayı alırken geçen olimpiyatın şampiyonu Shelly-Ann Fraser-Pryce 10.86 ile üçüncü olabildi.
  • 200 m: 100 metrede olduğu gibi 200 metrede de Türkiye ve dünya rekorları geçen olimpiyattan bu yana değişmedi. Türkiye rekoru 2002'de 22.71 koşan Nora Güner'in derecesi iken dünya rekoru 1988'de Florence Griffith Joyner'ın derecesi: 21.34. 100 metrede olduğu bu mesefade de dünya rekorunun yakın gelecekte kırılması zor gibi duruyor. Jamaikalı Elaine Thompson bu olimpiyatta 100 ve 200 metrede altın madalyayı alırken 200 metreyi 21.78'de koştu.
  • 400 m: Birsen Engin'in 2011'de yaptığı 52.15 hala Türkiye rekoru olmaya devam ederken Doğu Almanyalı Marita Koch'un 1985'te koştuğu 47.60'lık dereceye de yaklaşılabilmiş değil. Bu derecenin ne kadar hızlı olduğunu vurgulamak için bu mesafeyi 49 saniyenin altında koşabilen sadece 9 kadın olduğunu ve bunlardan sadece ikisinin 2000 yılından sonra (2003 ve 2006) bu performansı gösterebildiğini hatırlatmak iyi olacaktır. 48 saniyenin altına inebilmiş diğer kadın ise eski dünya şampiyonu, aynı zamanda 800 metre dünya rekorunu da elinde tutan Çekoslovak atlet Jarmila Kratochvílová. Bu olimpiyatta altın madalyayı 9 olimpiyat, 13 dünya şampiyonası madalyası bulunan Allyson Felix'i geçen 22 yaşındaki genç Bahamalı Shaunae Miller 49.44 ile kazandı. 
  • 800 m: Geçen olimpiyatta yarışan Merve Aydın'ın 2012'de yaptığı 2:00.23'lük derece Türkiye rekoru olmaya devam ederken 1983'de 1:53.28 koşan Jarmila Kratochvílová'nın derecesinin yakınına bile yaklaşan olmadı. Bu rekor atletizmde erkeklerde ve kadınlarda en uzun süredir kırılamayan rekor olma ünvanına da sahip. 800 metrede 1:55'in altında koşabilmiş sadece 6 kadın var. Bunların üçü Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği vatandaşı. 2000 yılından sonra 1:55'in altını koşan (1:54.01) tek kadın atlet Pekin olimpiyat şampiyonu Kenyalı Pamela Jelimo. Bu yıl altın madalyayı Londra olimpiyat ikincisi olan Güney Afrikalı Caster Semenya 1:55.28 ile ülke rekorunu kırarak kazandı. 100-800 metre arası yarışlarda sporcumuz yoktu.
  • 1500 m: Türkiye rekoru 2003'de Süreyya Ayhan tarafından koşulan 3:55.33. Bu derecesiyle Süreyya Ayhan bu mesafenin tarihteki en hızlı 13. kadını olma ünvanını da taşıyor. Süreyya'nın çok parlak başlayan ama maalesef doping skandallarıyla sonunu getiremediği bir kariyeri oldu. Geçen olimpiyatta ilk iki sırayı kazanan Aslı Çakır Alptekin ve Gamze Bulut'un madalyaları da doping yüzünden geri alınmıştı. Dünya rekoru ise geçen yıl Çinli Yunxia Qu'nun 23 yıllık, kırılamaz diye düşünülen rekorunu kıran Etyopyalı Genzebe Dibaba'ya ait 3:50.07. Genzebe Dibaba bu yıl ikinci olabilirken altın madalyayı 22 yaşındaki genç Kenyalı atlet Faith Kipyegon 4:08.92 ile kazandı.
  • 5000 m: Türkiye rekoru 2004'te Elvan Abeylegesse tarafından koşulan 14:24.68. 2000 metreden yarı maratona kadar bütün mesafelerin Türkiye rekortmeni olan Elvan bir süredir pist yarışları yerine maraton koşuyor ve bu olimpiyatta yarışmadı. Onun olmadığı bu yarışta Kenya doğumlu atletimiz Yasemin Can 14:56.96 ile altıncı oldu. Dünya rekoru ise Ethopyalı Tirunesh Dibaba'nın 2008'de koştuğu 14:11.15. 1500 metre dünya rekortmeni olan Genzebe Dibaba'nın ablası olan Tirunesh Dibaba üçü altın olmak üzere toplam altı olimpiyat madalyasının da sahibi. Bu yılın altın madalyasını geçen olimpiyatın ikincisi olan Kenyalı Vivian Cheruiyot 14:26.17 ile çok rahat kazandı. 10000 metrede inanılmaz bir rekor kıran Almaz Ayana bu yarışta üçüncü oldu ve bronz madalyayı kazandı.
  • 10000 m: Türkiye rekoru 2008'de Elvan Abeylegesse tarafından koşulan 29:56.34. Bu derece ile Elvan 10000 metreyi dünyada en hızlı koşan 7. kadın atlet ünvanını taşıyor. Bu mesafede 1993'de Çinli atlet Wang Junxia tarafından koşulan 29:31.78'lik derece kırılamaz gibi düşünülen bir dünya rekoruydu. Rio'da koşulan 10000 metre yarışı unutulmaz bir yarış oldu ve yarışı ikinci sırada tamamlayan Vivian Cheruiyot bile neredeyse bu rekoru kıracaktı. İlk altı sırayı alan atletler tarihin en hızlı 10000 metrecileri arasında ilk 17 içinde kendilerine yer buldular. Yarışı tamamlayan 35 atletten 23'ü ya ülke/kıta rekoru kırdı ya da koştuğu en iyi dereceyi yaptı. Ethopyalı Almaz Ayana inanılmaz bir yarış sonucu bu kırılmaz denen rekoru 14 saniyenin üzerinde bir farkla, 29:17.45 ile kırdı. Daha önce bu mesafeyi sadece bir yarışta koşmuş olan Almaz Ayana'nın kendisine 22 saniyeden fazla yaklaşılamamış bu rekoru kırması doping iddialarını gündeme getirdi. Umarım sonuçlar pozitif çıkmaz ve bu yeni rekortmeni ileride daha hızlı derecelerde görebiliriz.
  • 100 m engelli: Türkiye rekoru 2012'de Nevin Yanıt tarafından koşulan 12.58. Türk Atletizminin yetiştirdiği en iyi kısa mesafe yarışçılarından biri olan Nevin Yanıt da maalesef çoğu sporcumuz gibi doping yüzünden spor hayatını devam ettiremiyor.  Bu kadar fazla sporcunun bu durumda olması çok ciddi bir sorunken maalesef bununla ilgili bir politika izlemiyoruz ülke olarak. Dünya rekorunu bu yıl 12.20 ile kıran ama öncesinde olimpiyat elemelerini geçemeyen Amerikalı Kendra Harrison maalesef olimpiyatta koşamadı. Kırılan rekor bu mesafenin gelmiş geçmiş en büyük atleti olan Bulgar atlet Yordanka Donkova'nın 1988'de koştuğu 12.21'lik derecesiydi. Bu olimpiyatta bir ilk gerçekleşti ve madalyaların tamamı tek bir ülke tarafından kazanıldı. Altın madalyayı 12.48'lik derecesiyle Amerikalı Brianna Rollins kazandı.
  • 400 m engelli: Türkiye rekoru 2011'de Nagihan Karadere tarafından koşulan 55.09. Dünya rekoru ise 2003 yılında Rus Yuliya Pechonkina tarafından 52.34 ile kırılmıştı. Bu olimpiyatta altın madalyayı bu mesafeyi 53 saniyenin altında koşabilen 17 atlet arasındaki Amerikalı Dalilah Muhammad 53.13'lük derecesi ile kazandı.
  • 3000 m engelli: Türkiye rekoru 2012'de Gülcan Mıngır tarafından koşulan 9:13.53, Gülcan 3000 engelliyi dünyada en hızlı koşan 19. sporcu. Bu olimpiyatta yarışan üç atletimizden Özlem Kaya 9:32.03, Meryem Akda 9:50.28 ve Tuğba Güvenç 9:49.93 ile finale kalamadılar. Bu mesafenin dünya rekoru 2008 Pekin olimpiyatında 8:58.81 koşan Rus atlet Gulnara Samitova-Galkina'ya ait. Bu yıl altın madalyayı Bahreynli Ruth Jebet 8:59.75 ile kazanırken bu mesafeyi 9 dakikanın altında koşabilen üçüncü kadın sporcu oldu. Geçen olimpiyat şampiyonu Tunuslu Habiba Ghribi ise ancak 13. olabildi.
  • 4x100 m: Türkiye rekoru 2011'de koşulan 44.71. Dünya rekoru 40.82 ile 2012'de Amerika takımı tarafından kırılmıştı. Bu olimpiyat şampiyonu da 41.01 ile Amerika takımı oldu.
  • 4x400 m: Türkiye rekoru 2011'de koşulan 3:33.11. Dünya rekoru ise şaşırtıcı bir şekilde 1988'de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğine ait 3:15.17 olmayı sürdürüyor. Bu yıl Amerika takımı bu dereceye 4 saniye uzakta bir derece olan 3:19.06 ile altın madalyayı kazandı. Sovyetler Birliğinin rekoruna yakın zamanda ulaşılması oldukça zor görünüyor.
  • Maraton: Türkiye rekoru 2015'te Sultan Haydar tarafından koşulan 2:24:44. Bu yıl maratonda yarışan Esma Aydemir 2:39:59 ile 58., Sultan Haydar 2:53:57 ile 111. ve Meryem Erdoğan 2:54:04 ile 112. olabildiler. En uzun mesafe kadın yarışı olan maratonda dünya rekortmeni ise 2:15:25 ile İngiliz Paula Radcliffe (2003). Altın madalyayı Kenyalı Jemima Sumgong 2:24:04 ile kazandı.
  • 20 km yürüyüş: Türkiye rekoru 2004'te Yeliz Ay tarafından yapılan 1:34:57. Hiç sporcumuzun yarışmadığı bu branşta bu yıl 5000 metre pist yürüyüşünde Türkiye rekoru kıran 16 yaşındaki genç kızımız Meryem Bekmez dilerim sonraki olimpiyatlarda ülkemizi temsil eder. Dünya rekorunu 2015'te yaptığı 1:24:38'lik derece ile elinde tutan Çinli Liu Hong'a bu olimpiyatta da 1:28:35 yürüdü ve altın madalyanın sahibi oldu.
  • Uzun atlama: Türkiye rekoru 2009'da Karin Melis Mey tarafından yapılan 6.87m. Bu olimpiyatta 6.49m atlayabilen atletimiz finallere kalamadı. Dünya rekoru tam 28 yıldır kırılmayan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği sporcusu Galina Chistyakova tarafından atlanan 7.52m'lik derece. Tarihte 7.50m'nin üzerinde rekor sayılan atlayış yapabilmiş tek atlet kendisi. Bu yıl olimpiyat altın madalyasının kendi en iyi derecesini atlayan Amerikalı Tianna Bartoletta'nın 7.17m'lik derecesiyle kazanıldığını görünce dünya rekorunun kırılmasının ne kadar uzak olduğu daha kolay anlaşılır sanırım. Bu branşta ikisi altın, toplam üç olimpiyat madalyası sahibi Alman Heike Drechsler'i de anmadan geçmek olmaz elbette. Drechsler'in 1992'de atlayışı sırasında arkadan esen rüzgarın hızının 2.1 m/sn olan 7.63m'lük bir atlayışı olmasına rağmen rekor sayılan limitin 2.0 m/sn olması atlayışının rekor kabul edilmemesine yol açmıştı. Elbette onun müthiş spor kariyeri bu rekor olmadan da çok değerlidir. 1988 Seul olimpiyatında hem heptatlonu hem de uzun atlamayı kazanan Amerikalı Jackie Joyner-Kersee de bu branşın unutulmaz isimleri arasındadır.
  • Üç adım atlama: Türkiye rekoru 2013'de Sevim Sinmez Serbest tarafından yapılan 13.95m. Biz 14 metre barajını aşamamışken dünya rekoru 1995'te 15:50m atlayan Ukraynalı Inessa Kravets'e ait. Tarihteki ikinci en iyi derece 15.39m ve 15 metrenin üzerinde atlayış yapabilmiş sadece 30 kadın atlet var. Bu yıl olimpiyat altın madalyasını Kolombiyalı Caterine Ibargüen 15.17m'lik atlayışıyla kazandı. Bir önceki olimpiyat şampiyonu Kazak Olga Rypakova 14.74m atlatı ve üçüncü oldu.
  • Yüksek atlama: Türkiye rekoru 2011'de Burcu Ayhan tarafından yapılan 1.94m.1987'de 2.09m atlayan Bulgar Stefka Kostadinova'nın derecesi aradan geçen 29 yılda geçilebilmiş değil. 2 metrenin üzerinde toplam 197 atlayış yapan Stefka Kostadinova bu branşın en unutulmaz atleti. Bu yıl olimpiyat altın madalyasını 37 yaşındaki İspanyol Ruth Beitia 1.97m'lik derecesiyle kazandı. Dört olimpiyata katılan ve ilk madalyasını 37 yaşında kazanan Ruth Beitia geçen olimpiyattan sonra sporu bıraktığını açıklamış ama bir kaç ay sonra olimpiyat madalyası almadan emekli olmamak için geri dönmüştü.
  • Sırıkla yüksek atlama: Türkiye rekoru 2016'da Demet Parlak tarafından yapılan 4.30m. 5 metre barajını ilk defa geçen, 28 dünya rekorunun sahibi Rus Yelena Isinbayeva 5.06m ile dünya rekorunun halen sahibi. Hiç bir doping testi pozitif çıkmamış olan Yelena Isinbayeva bu yıl aktif sporu bıraktığından ikisi altın, toplam üç olimpiyat madalyasına bir yenisini ekleyemedi. Altın madalyayı 5.85m'lik atlayışı ile  Londra olimpiyatının 24.sü Yunan atlet Ekaterini Stefanidi kazandı.
  • Gülle atma: Türkiye rekoru 2016'da Emel Dereli tarafından yapılan 18.57m. Bu olimpiyatta 17.01m atan Emel Dereli 24. oldu ve finalde yarışamadı. Tarihte 22 metrenin üzerinde atış yapan sadece 4 kadın var ve bunların en yakını 29 yıl önce yapılmış. 1987 tarihli Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği sporcusu Natalya Lisovskaya'nın 22.63m'lik atışı hala dünya rekoru olarak geçerli. Natalya Lisovskaya aynı zamanda tarihteki en iyi 4 atışın da sahibi. Kadınlar gülle atmanın en başarılı 25 atletinden sadece 3'ü bu atışlarını 2000 yılından sonra yapmışlar. Bu olimpiyatta Amerikalı Michelle Carter ülke rekoru kırarak 20.63m attı ve altın madalyayı kazandı. 4 dünya, 2 olimpiyat şampiyonluğu bulunan Yeni Zellenadalı Valerie Adams 20.42m ile ikinci oldu.
  • Disk atma: Türkiye rekoru 1999'da Oksana Mert tarafından yapılan 64.25m'lik atış. Erkeklerin attığı diskin yarısı olan 1kg'lık diski 75 metrenin ötesine atabilmiş tek kadın olan Doğu Almanya sporcusu Gabriele Reinsch'ın 76.80m'lik rekoru 1988'den bu yana geçilemiyor. Kadınlar disk atma tarihindeki en başarılı 25 sporcudan sadece 2'si bu atışlarını 2000 yılı sonrasında yapabildi. Bu olimpiyatta finalde sadece tek bir geçerli atış yaparak 69.21m atan, geçen olimpiyatın da şampiyonu olan, Hırvat sporcu Sandra Perković altın madalyayı kazandı.
  • Cirit atma: Türkiye rekoru 2016'da Eda Tuğsuz tarafından yapılan 58.95m. Biz henüz 60 metreyi geçememişken dünya rekoru Pekin ve Londra olimpiyat şampiyonu ve bu olimpiyatın üçüncüsü olan Çekoslavak sporcu Barbora Špotáková'nın 72.28m'lik atışı. Bu yılın şampiyonu ise 66.18m atan Hırvat sporcu Sara Kolak. Kadınlar cirit atma tarihinde 70 metrenin üzerinde atış yapmış 4 sporcu bulunuyor.
  • Çekiç atma: Türkiye rekoru 2012'de Tuğçe Şahutoğlu tarafından yapılan 74.17m. Tuğçe Şahutoğlu olimpiyatta 67.05m ve diğer sporcumuz Kıvılcım Kaya Salman ise 64.79m attılar ve finale kalamadılar. Bu yıl olimpiyata gelirken dünya rekoru 81.08m ile Polonyalı sporcu Anita Włodarczyk'a aitti. Olimpiyatta 82.09m ile dünya rekorunu yenileyen sporcu burada da durmadı ve 28 ağustosta 82.98m gibi inanılmaz bir atış yaptı. Dünyada kendisinden başka 80 metreyi geçen bir kadın sporcu bulunmuyor.

  • Heptatlon: Türkiye rekoru 2000'de Anzhela Kinet tarafından yapılan 6076 puan. Yedi branşta yarışma gerektiren bu dalda dünya rekoru ise 7000 puanın üzerine ilk çıkan kadın atlet olan Amerikalı sporcu Jackie Joyner-Kersee'nin 1988'de elde ettiği 7291 puanı. Jackie Joyner-Kersee 4 olimpiyat üst üste madalya kazanan, uzun atlama ve heptatlonu birlikte kazanan muazzam bir sporcuydu. Halen 7000 puan barajını aşabilmiş sadece 3 kadın atlet var. Bu olimpiyatta 22 yaşındaki Belçikalı genç atlet Nafissatou Thiam 6810 puanla atın madalyayı alırken Londra olimpiyatının altın madalyalı ismi İngiliz Jessica Ennis-Hill Rio'da 6775 puanla ikinci oldu.

September 06, 2016

Rocket League Linux’e Geliyor

Rocket League, 8 Eylül’de Beta olarak Linux’e geliyor. Geliştiricisi Psyonix’in söylediğine göre resmi olarak sadece SteamOS’u destekleyecekler. Yani Steam’in bulunduğu Ubuntu gibi bir Linux dağıtımında çalışabilecek. Eylül güncellemesiyle birlikte Rocket League Rumble isimli yeni bir oyun modu geliyor. Videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz.

Adobe Flash For Linux Desteği Geri Geliyor

Adobe, 2012 yılında NPAPI Flash Player eklentisinin yeni sürümünü çıkartmayacaklarını duyurmuş ve sadece Flash Player 11.2 sürümü için güvenlik güncellemelerini 2017’ye kadar vereceklerini açıklamıştı. Geçtiğimiz hafta küçük bir duyuru yaparak Adobe Flash Player 23’ün Linux sürümü için bir beta sürümü çıkardıklarını duyurdu. NPAPI Flash Player eklenti desteği ve bununla birlikte 2017’de

Google Earth For Linux Güncellendi

Google Earth kısa bir süre önce güncellendi. Bu güncellemeyle birlikte Panoramio resimlerinin çalışmama problemi ve birkaç çökme sorunu giderildi.Ayrıca yeni Google ve Google Earth logolarıyla birlikte OAuth2 desteği de son sürüme eklendi. Earth Pro, lisansa ihtiyat duymadığı için kaldırıldı. 3Dconnexion için sürücü desteği güncellendi.  Google Earth For Linux İndir

September 05, 2016

Atletizmde ne durumdayız? - 2016

Londra olimpiyatlarından sonra Türkiye atletizminin dünyanın neresinde olduğuna bakan iki yazı yazmıştım [1], [2]. 24 farklı dalda yarışan erkeklerde dünyanın neresindeyiz sorusuna tekrar bakalım:

  • 100 m: Türkiye rekoru aradan geçen dört yılda 10.37'den 9.92'ye gerilemiş durumda. Rekorun sahibi Jak Ali Harvey. Kendisi bu olimpiyatta da yarı finalde koşma başarısı gösterdi ve 10.03 ile final şansı bulamadı. Dünya rekoru ise bu yıl da altın madalya alan Usain Bolt'a ait: 9.58. Jak Ali Harvey en iyi derecesini finalde koşabilse dördüncü olabilirdi ki bu muazzam bir başarı olurdu.
  • 200 m: Bu mesafede de Türkiye rekoru oldukça iyileştirilerek 20.86'dan 19.88'e çekilmiş. Rekorun sahibi Ramil Guliyev bu olimpiyatta çok büyük bir başarı göstererek finalde koştu ve 20.49'luk bir derece yaptı. Kendisine ait rekoru tekrarlayabilse 19.19'luk muazzam dereceye sahip dünya rekortmeni ve üçüncü defa bu mesafede altın madalya kazanan Usain Bolt'un ardından gümüş madalyayı alabilirdi.
  • 400 m: Sporcumuzun yarışmadığı bu mesafede Türkiye rekoru aradan geçen dört yılda 46.18'den 45.51'e çekilmiş durumda. Olimpiyat finalinde hiçbir sporcu 45 saniyenin üzerinde koşmadı ve Michael Johnson'ın 1999'dan kalan ve kırılması beklenmeyen 43.18'lik rekoru Güney Afrikalı Wayde van Niekerk tarafından 43.03 gibi müthiş bir dereceye taşındı. Bu mesafe için bir baraj gibi düşünülen 43 saniyenin de altına inebilecek bir performansa sahip atlet erkekler atletizm yarışlarında kırılan tek dünya rekorunun sahibi oldu.


  • 800 m: Yine sporcularımızın olimpiyata katılamadığı bir mesafe olan 800 metrede de Türkiye rekoru 1:46.92'den 1:44.00'a geriletilmiş. 1:40.91 ile dünya rekorunu elinde tutan ve geçen olimpiyatın şampiyonu David Rudisha bu yarışı da 1:42.15 ile kazandı. Türkiye rekortmeni İlham Tanui Özbilen burada yarışabilse ve en iyi derecesini tekrarlayabilse altıncı olabilirdi.
  • 1500 m: Bu mesafedeki en iyi sporcumuz olan İlham Tanui Özbilen 800m gibi 1500'de de Türkiye rekorunun sahibi. Geçen olimpiyatta finalde koşan İlham dört yıl içinde hem kendi derecesini, hem de Türkiye rekorunu 3:33.32'den 3:31.30'a getirmiş olsa da bu yıl olimpiyat elemelerinde kendi performansının çok uzağında koşarak 3:49.02 yapabildi ve elendi. Final ise ilginç bir şekilde bütün elemelerden ve yarı finallerden aşırı yavaş koşuldu ve Amerikalı Matthew Centrowitz, Jr. 3:50.00 ile olimpiyat altın madalyasını kazandı. Bu alanda dünya rekoru unutulmaz Faslı atlet Hicham El Guerrouj'a ait çok uzaklarda bir derece: 3:26.00.
  • 5000 m: Türkiye rekortmeni Ali Kaya olimpiyatta ilk turda en iyi derecesi olan 13:00.31'in çok uzağında 14:05.34 koşabildi ve elendi. Altın madalya kazanan İngiliz atlet Mo Farah 13:03.30 bir derece ile kazandığından Ali Kaya'nın Türkiye derecesi aslında oldukça iyi denebilir. Dünya rekoru ise 5000 ve 10000 metrenin müthiş atleti Kenenisa Bekele'ye ait 12:37.35.
  • 10000 m: Bu mesafede nadiren olan bir şekilde iki atletimiz birden koştu. Türkiye rekorunu dört yıllık sürede 27:29.33'ten 27:24.09'a getiren Ali Kaya yarışı tamamlayamadı, diğer atletimiz Polat Kemboi Arıkan ise 27:35.50 ile 13. oldu. Dünya rekoru 26:17.53 ile 5000'de olduğu gibi Kenenisa Bekele'ye ait. Altın madalyayı geçen yıl 5000 ve 10000'i kazanan Mo Farah 27:05.17 ile aldı ve büyük bir başarıya imza atmış oldu.
  • 110 m engelli: Başarılı olmadığımız alanlardan biri olan 110 metre engellide 2011'de Çağlar Kahramanoğlu'nun koştuğu 14.03'ün altına inebilmiş değiliz. Dünya rekoru 12.80 ile Amerikalı atlet Aries Merritt'e ait. Altın madalyayı daha önce 13 saniyenin altında koşmuş olan Jamaikalı Omar McLeod 13.05 ile kazandı.
  • 400 m engelli: Bu mesafede Türkiye rekoru Küba doğumlu Yasmani Copello Escobar'ın ülkemiz adına koşmaya başlamasıyla 50.13'den 48.46'ya çekildi. Dünya rekoru bu mesafeyi 47 saniyenin altında koşabilen tek atlet olan Amerikalı Kevin Young'ın 1992'de koştuğu: 46.78. 400 metre engellide yapılmış en iyi atı dereceyi yapan atletlerin 2000 yılından önce koşmuş olması ilgi çekici bir konu bence. Altın madalya 47.73 ile Amerikalı atlet Kerron Clement'in oldu. Final koşusu büyük bir rekabet içeren yarışta Yasmani Copello Escobar Türkiye rekoru kırarak 47.92 koştu ve bronz madalyayı aldı. Yarışı tamamlayan 7 atletten dördü ülke rekoru kırarken, biri kendi en iyi derecesini, diğeri de bu sezon koştuğu en hızlı dereceyi yaptı.
  • 3000 m engelli: Türkiye rekorunun 8:17.85 ile sahibi olan Tarık Langat Akdağ'ın tamamlayamadığı yarışta, Halil Akkaş 8:33.12 ve Aras Kaya 8:32:35 koştular ve finale kalamadılar. Dünya rekorunu 2004 yılında Katarlı Saif Saaeed Shaheen 7:53.63 ile kırmıştı. Altın madalyayı Kenyalı Conseslus Kipruto 8:03.28 ile kazandı.
  • 4x100 m: Geçen olimpiyatta 39.81 olan Türkiye rekoru bu olimpiyata gelirken 38.31'e kadar iyileştirilmişti. Elemelerde bunu 38.30'a çeken milli takımımız 4. oldu ve finale kalamadı. 36.84 ile dünya rekorunu elinde bulunduran ve harika sporculardan kurulu olan Jamaika takımı burada da 37.27 koştu ve altın madalyayı aldı. Amerika izleyenleri şaşırtmadı ve bayrak değişimi sırasında hata yaptı.
  • 4x400 m: Türkiye rekoru 3:03.92'den 3:02.22'ye getirilmiş olsa da takım olarak bu olimpiyatta koşmadık. Dünya rekoru 1952'de bir defa Jamaika'nın eline geçmiş olsa da 100 yılı aşkın süredir Amerika takımına ait oluyor. Son rekoru 1993'de 2:54.29 gibi tekrarlanması çok zor bir derece ile kıran Amerika takımı burada da beklendiği gibi çok iyi koştu ve 2:57.30 ile altın madalyayı kazandı.
  • Maraton: Türkiyenin en uzun zamandır kırılamayan atletizm rekoru Mehmet Terzi'nin 1987'deki 2:10:25'lik derecesi. Maraton çoğu uzun mesafe yarışında olduğu gibi Kenya ve Ethopyalıların üstünlüğünde geçiyor. Tarihte koşulmuş en iyi 10 derecenin yedisini Kenyalı, kalan üçünü ise Ethopyalı atletler koşmuşlar. En iyi derece ise 2 saat barajına çok yaklaşan Dennis Kimetto'nun 2:02:57'si. Olimpiyat altın madalyasını tarihin en hızlı ikinci maraton koşucusu olan Eliud Kipchoge 2:08:44 ile kazandı. Atletlerimiz Kaan Kigen Özbilen 140 atletin tamamlayabildiği yarışta 2:14:11 ile 17., Ercan Muslu 2:18:40 ile 51., Bekir Karayel ise 2:31:27 ile 126. olabildiler.
  • 20 km yürüyüş: Türkiye rekoru Ersin Tacir tarafından 1:22:31'den 1:22:19'a ancak getirilebilirken dünya rekoru Japon Yusuke Suzuki tarafından 1:17:16'dan 1:16:36'ya taşınmış durumda. Rekortmen yürüyüşcümüz Ersin Tacir kendi en iyi derecesine yakın bir şekilde 1:22:53 ile 30. olurken altın madalyayı geçen olimpiyatın bronz madalyalı atleti Çinli Wang Zhen 1:19:14 ile kazandı.
  • 50 km yürüyüş: En uzun mesafeli atletizm yarışması olan bu dalda Türkiye rekoru Özgür Ozan Pamuk tarafından 4:44:46 ile yürünmüş. Bu olimpiyatta yarışan sporcumuz olmadı maalesef. Dünya rekorunu 3:32:33 ile elinde bulunduran Fransız Yohann Diniz bu yarışta 8. olabilirken altın madalya 3:40:58 ile geçen yılın dünya şampiyonu Fransız Matej Tóth'un oldu.
  • Uzun atlama: Türkiye rekoru 2000'de 8.08 atlayan Mesut Yavaş'a ait. Dünya rekoru ise 8.95 metre ile 1999 yılından beri geçilemeyen Amerikalı Mike Powell'a ait. Yarışan sporcumuz olmayan olimpiyat finalinde hiç hatalı atlayış yapmayan Amerikalı Jeff Henderson son atlayışında Güney Afrikalı rakibini 1 cm ile geçerek 8.38m atladı ve altın madalyayı kazandı.
  • Üç adım atlama: Türkiye rekoru bu yıl Şeref Osmanoğlu tarafından 16.67m'den 16.85m'ye ilerletilmişken dünya rekoru 1995'den bu yana geçilemeyen İngiliz Jonathan Edwards'ın 18.29m'lik derecesi. Olimpiyatta ilk iki sırayı Amerikalı atletler alırken altın madalyayı geçen olimpiyatın şampiyonu Christian Taylor 17.86m'lik derecesiyle aldı. Üç adım atlama tarihinde 18 metreyi geçen sadece üç atlet olduğunu ve bunlardan ikisinin bu derecelerini 2015'de yaptıklarını da not düşmek dünya rekorunun ne kadar uzakta olduğunu anlamaya yardımcı olacaktır.
  • Yüksek atlama: 2002'de Metin Durmuşoğlu'nun atladığı 2.26m hala Türkiye rekoru olarak dururken dünya rekoru da bu dalın gelmiş geçmiş en iyi sporcusu olan Kübalı Javier Sotomayor'ın 2.45m'lik derecesi. Javier Sotomayor hakkında ayrıca bir yazı planladığım için burada hakkında uzunca yazmayacağım. Olimpiyat altın madalyasını 2.38'lik atlayışı ile Londra olimpiyatın üçüncüsü olan Kanadalı Derek Drouin kazandı. Son olarak yüksek atlama Türkiye rekorunun 1962 dünya rekoru seviyesinde olduğunu not düşmek isterim.
  • Sırıkla yüksek atlama: Bu alan da oldukça başarısız olduğumuz alanlardan biri maalesef. 2000 yılında Ruhan Işım'ın atladığı 5.70m'lik derecenin üzerine çıkılabilmiş değil. Sırıkla yüksek atlamanın efsane ismi Sergey Bubka 17 dünya rekoru kırmış ve çıtayı 6.14m'ye çıkartıp emekli olmuştu. Onun bu kırılamaz gibi görünen derecesi 2014'te Fransız Renaud Lavillenie tarafından 6.16m'ye yükseltildi. Geçen olimpiyatın şampiyonu Renaud Lavillenie bu sefer 5.98m atlayıp ikinci olabilirken, 22 yaşındaki Brezilyalı Thiago Braz da Silva olimpiyat tarihinde ilk kez 6 metrenin üzerinde bir atlayış yaparak 6.03m ile altın madalyayı kazandı.
  • Gülle atma: Hüseyin Atıcı'nın 20.42m'lik derecesi bu alandaki Türkiye rekorumuz. Dünya rekortmeni ise 23.12m'lik derecesiyle Amerikalı süper atlet Randy Barnes. 23 metre barajı sadece iki atlet tarafından geçilebilmiş ve Barnes'ın rekoru 1990 tarihli. Bu yıl 22.52m atan 23 yaşındaki genç Amerikalı Ryan Crouser altın madalyayı aldı. Hiç faullü atış yapmayan Crouser'ın yaptığı altı atıştan dördü ikinciden daha iyiydi. 
  • Disk atma: Türkiye rekoru Londra olimpiyatlarına da katılan Ercüment Olgundeniz'e ait: 67.50m. Dünya rekoru ise çok çok eskilerden; 1988 yılından beri kırılamıyor. Doğu Almanya'lı Jürgen Schult'un 74.08m'lik rekoru yakın gelecekte de kırılabilecekmiş gibi durmuyor. Bu olimpiyatın altın madalyası son hakkında 68.37m atan Alman atlet Christoph Harting'in oldu.
  • Cirit atma: Türkiye rekoru geçen olimpiyattan bu yana geliştirilemediğinden hala Fatih Avan'ın 85.60m'si. Elbette 1996 tarihli Jan Železný'nin 98.48m'si de geçilebilmiş değil. Hatta 90 metrenin üzerine çıkıldığında bile önemli bir haber oluyor. Bu yıl altın madalya Alman atlet Thomas Röhler tarafından 90.30m ile kazanılırken Londra olimpiyatlarında birinci olan Trinidatlı Keshorn Walcott üçüncü olabildi.
  • Çekiç atma: Atina olimpiyatlarında 81.45m atan ve bronz madalyayı kazanan Eşref Apak'ın derecesi geçilemediğinden hala Türkiye rekoru. Eşref bu yıl da olimpiyatlara katıldı ve kendi en iyi derecesinden çok uzak olan 70.08m ile ancak 24. olabildi. Dünya rekoru ise 1986 yılından ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği sporcusu Yuriy Sedykh'e ait; 86.74m. Yuriy Sedykh bu branşın efsanevi atleti; iki olimpiyat altını bir de gümüş madalyası kazanan sporcunun derecesi aradan geçen 30 yılda geçilemedi. Rio'da 80 metreyi geçebilen kimse olmadı ve Tacik sporcu Dilshod Nazarov 78.68m ile altın madalyayı kazandı. Eşref Apak bu branşta yetiştirdiğimiz en büyük değerken maalesef potansiyelini gerçekleştiremeden spor yaşamını sonlandıracak gibi görünüyor.
  • Dekatlon: Erkeklerin yarıştığı en zorlu branş olan ve 10 ayrı atletizm branşında yarışma gerektiren dekatlon ülkemizde çok az bilinip ve yapıldığından 1996 tarihli Alper Kasapoğlu'nun 7757 puanlık rekoru aradan geçen 20 yılda kırılamamış durumda. 9045 puanla dünya rekorunu elinde tutan Amerikalı Ashton Eaton Londra'dan sonra Rio olimpiyatlarında da 8893 puanla olimpiyat rekorunu tekrarlayarak altın madalyayı aldı.

September 04, 2016

vsftpd ile FTP Sunucu Kurulumu – Centos

vsftpd

FTP Nedir?

File Transfer Protocol’ün kısaltması olan FTP adından da anlaşılabileceği gibi internetin ilk standartları arasında yer alan dosya transfer protokolüdür. İstemci-sunucu mimarisinde çalışarak ağ üzerinden kolaylıkla dosya alma ve gönderme işlemlerinin yapılmasına olanak sağlar. FTP sunucularından dosya transferi işlemlerini gerçekleştirmek için Windows kullanıcıları WinSCP‘yi Mac OS kullanıcıları da FileZilla‘yı tercih edebilirler.

vsftpd Nedir?

Başta FTP üzerindeki veri trafiğinin şifrelenmemesi, bounce saldırıları ve packet capture gibi çeşitli açıklardan dolayı güvenlik amacıyla SSL / TLS ile güçlendirilmiş FTPS veya SSH kullanarak transfere izin veren SFTP gibi daha güvenli dosya transfer protokollerinin kullanımı önerilmektedir. vsftpd (very secure FTP daemon) ise güvenlik, performans ve kararlılık açısından kabul görerek yaygın bir şekilde Unix tabanlı sistemlerde kullanılan bir FTP sunucusudur. Özellikle isminin de belirtmiş olduğu üzere güvenlik alanına odaklanarak diğer FTP sunucuları tarafından sunulmayan pek çok özelliği desteklemektedir.

vsftpd’nin Kurulumu ve Yapılandırılması

CentOS için hazırladığım bu rehberde kurulum için ilk olarak aşağıdaki komutu çalıştırıyoruz:

sudo yum install vsftpd

Oldukça basit olan kurulum işleminden sonra vsftpd’i yapılandırmak için “/etc/vsftpd/” konumu altında yer alan “vsftpd.conf” dosyasını açarak aşağıda yer alan parametreleri güvenlik amacıyla sırasıyla güncelliyoruz:

vi /etc/vsftpd/vsftpd.conf

 

FTP sunucunuz sadece belirli kullanıcılara hizmet vermesi için anonim opsiyonunu kapatıyoruz:

anonymous_enable=NO

 

Anonim yerine kullanıcı adıyla giriş yapılabilmesi için aşağıdaki parametreyi değiştiriyoruz:

local_enable=YES

 

Son olarak her kullanıcının kendi dizininde işlem yapması için aşağıdaki değişikliği yaparak dosyayı kaydediyoruz:

chroot_local_user=YES

 

vsftpd’yi sunucunun her yeniden başlatma işleminden sonra tekrar çalışması için yapılandırmayı unutmayalım:

sudo chkconfig vsftpd on

 

vsftpd’de Kullanıcı Ekleme ve Şifre İşlemleri

vsftpd’nin CentOS 6.4 ve üzeri sürümlerinde kullanıcı eklemek için aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz:

sudo adduser kullaniciadi

 

Benzer şekilde eklediğimiz kullanıcı için şifre belirlemek için aşağıdaki komuttan yararlanabiliriz:

sudo passwd kullaniciadi

 

digitalocean-101-19

vsftpd’de önce kullanıcı adı oluşturduk ve sonrasında da bu kullanıcı için şifre belirledik.

SFTP ile İlk Bağlantının Gerçekleştirilmesi

vsftpd’nin kurulum sonrasında da kullanıcı ekleme işlemlerini gerçekleştirdikten sonra Windows kullanıcıları WinSCP‘yi Mac OS kullanıcıları da FileZilla‘yı kullanarak sunucularına erişebilir. Windows kullanıcıları için WinSCP üzerinden örnek verecek olursak uygulamayı açtıktan sonra sol taraftaki “New Site” seçeneğine gelerek “File protocol” altından SFTP seçimini yapıp sonrasında da IP adresi ve kullanıcı adı bilgilerini doldurarak SFTP üzerinden sunucularına bağlanabilirler. Buradaki “Save” opsiyonu ile bu yapılandırmayı kaydederek uygulamayı daha sonra açtığınızda da kolaylıkla bağlantı kurabilirsiniz. FileZilla kullanıcıları da benzer şekilde uygulama üzerinden ilk bağlantılarını gerçekleştirebilir.

digitalocean-101-20
WinSCP’yi açtıktan sonra bağlantı kurmak için gerekli bilgileri giriyoruz…
digitalocean-101-21

vsftpd ile bağlantı kuruluyor…

 

 

digitalocean-101-22

İşlem tamamdır! vsftpd sunucumuza SSH üzerinden başarıyla bağlandık…

vsftpd’de SSL/TSL Ayarları

SFTP yerine FTPS’yi tercih edecek olursanız vsftpd’deki SSL / TSL için gerekli olan yapılandırmayı aşağıdaki adımları izleyerek gerçekleştirebilirsiniz. İlk olarak sertifika dosyasını yaratacağımız alt klasörü oluşturalım:

sudo mkdir /etc/ssl/private

 

Sonrasında ise aşağıdaki komut ile sertifika ve anahtarı yaratabilirsiniz. Yalnız bu komutu çalıştırdıktan sonra istenen bilgileri doldurmanız gerekiyor burada en son çıkan “Common Name” bölümüne mutlaka sunucunuzun IP adresini yazmayı unutmayın aksi takdirde hata alacaksınız:

openssl req -x509 -nodes -days 365 -newkey rsa:1024 -keyout /etc/ssl/private/vsftpd.pem -out /etc/ssl/private/vsftpd.pem

 

FTP sunucusunu SSL / TSL’i destekleyecek şekilde yapılandırmak için aşağıdaki dosyayı açalım:

vi /etc/vsftpd/vsftpd.conf

 

Dosyanın sonuna inerek sertifika ve anahtar bilgilerinin hangi dosyada bulunduğunu belirtmek için aşağıdaki satırları ekliyoruz:

rsa_cert_file=/etc/ssl/private/vsftpd.pem
rsa_private_key_file=/etc/ssl/private/vsftpd.pem

 

Sonrasında ise dosya içerisine aşağıdaki parametreleri ekliyoruz:

ssl_enable=YES
allow_anon_ssl=NO
force_local_data_ssl=YES
force_local_logins_ssl=YES

 

SSL yerine TLS’in kullanımı için aşağıdaki satırları dosyaya kopyalıyoruz:

ssl_tlsv1=YES
ssl_sslv2=YES
ssl_sslv3=YES

 

Son olarak aşağıdaki parametreleri de dosyaya ekleyerek kayıt ediyoruz:

require_ssl_reuse=NO
ssl_ciphers=HIGH

 

Yaptığımız değişikliklerin geçerli olması için vsftpd’yi yeniden başlatalım:

sudo /etc/init.d/vsftpd restart

Kaynak: http://naciyuksel.com

kolay gelsin.

vsftpd ile FTP Sunucu Kurulumu – Centos yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

September 02, 2016

Olimpiyatlarda halterde en iyi derecelerimizi yapsaydık - 2

Dört yıl önce Londra olimpiyatlarından sonra haltercilerimizin dünyadaki yerini karşılaştıracak bir yazı yazmıştım. Rio olimpiyatlarından sonra bu karşılaştırmayı tekrar yapayım dedim. Yazının gerisini okumaya üşenecekler için baştan söyleyeyim durum berbat.


Büyük erkeklerde 8 farklı kiloda müsabakalar yapılıyor. Karşılaştırma için kullandığım adresler Türkiye Halter Federasyonu ve Wikipedia olimpiyat sayfası.

  • 56 kg: Halil Mutlu'nun 2000 yılındaki 305 kg toplam kaldırışı Türkiye rekoru olduğu gibi Rio öncesine kadar dünya rekoru olmaya da devam ediyordu. Çinli Long Qingquan bu yıl müthiş bir performansla 307 kg kaldırdı ve dünya rekorunu ele geçirdi. Halil Mutlu sporu bırakalı yıllar olduğundan buraya katılsaydı ikinci olurdu demek çok iyimser olur. Olimpiyatta bu kiloda ilk 20'ye kalan sporcumuz da yoktu.
  • 62 kg: Bu kiloda da Halil Mutlu'nun 2003'te kaldırdığı 322.5 kg hala Türkiye rekoru. Olimpiyat şampiyonu Kolombiyalı Óscar Figueroa 318 kg kaldırabildi. Dünya rekoru ise 2015 yılında bu olimpiyatta derece yapamayan Çinli Chen Lijun'a ait; 333 kg. Birincinin derecesinin Halil Mutlu'nun rekorundan düşük olması bizi yanıltmasın, bu kiloda da ilk 20'de sporcumuz yoktu.
  • 69 kg: Bu kilo ülkemizin halterde madalya alan tek sporcumuzun bulunduğu kilo. Geçen olimpiyatlarda Türkmesitan adına yarışan ve 13. olan Daniyar İsmayilov iki yıldır ülkemiz adına yarışıyor ve Türkiye rekorunun da sahibi. Rio'da ikinci olurken altın madalyayı sadece 1 kg ile kaçırdı, 351kg kaldırdı. Dünya rekoru Çinli Liao Hiu'ya ait 359kg.
  • 77 kg: 2004 yılında Taner Sağır tarafından kaldırılan 375kg'un üzerine çıkılabilmiş değil ülkemizde. 380kg ile dünya rekortmeni olan Lü Xiaojun bu yıl 379kg kaldırdı. Finalde yarışan sporcumuz maalesef yine yoktu.
  • 85 kg: Mehmet Yılmaz'ın 2001 yılında kaldırdığı 381 kg Türkiye rekoru iken İranlı dünya rekortmeni Kianoush Rostami kendi derecesini 1kg arttırarak 396kg'a taşıdı. Mehmet Yılmaz'ın 15 yıldır ileri taşıyamadığımız derecesi bu yarışmada altıncı olabilirdi ama onun yerine olimpiyat finalinde yarışacak bir sporcu gönderemedik maalesef.
  • 94 kg: Türkiye rekoru 400kg ile Hakan Yılmaz'a ait. 2009 yılında kaldırılan bu derece bu yıl Rio'da oldukça başarısız kaldırışlar yapıldığında tekrarlansa ikinci olabilirdi. Geçen olimpiyatta 418kg ile dünya rekoru kıran Kazak İlya İlyin'in yokluğunda 403kg ile İranlı Sohrab Moradi altın madalyayı aldı. Finallerde yarışan sporcumuz bu kiloda da yoktu.
  • 105 kg: Türkiye rekoru 420kg ile Bünyamin Sudaş'a ait. Rekor 2001 yılında kırılmış. Olimpiyat şampiyonu olan Özbek Ruslan Nurudinov 431kg kaldırdı. Dünya rekortmeni 94kg'da olduğu gibi Kazak İlya İlyin; 437kg. Bünyamin Sudaş'ın derecesinin burada ikinci olabilecek kadar iyi bir derece olması aradan geçen 15 yıldan sonra şaşırtıcı bir bilgi bence.
  • 105+ kg: Türkiye rekoru 417.5kg ile yine Bünyamin Sudaş'a ait. Rekor 2005 yılında kırılmış. Rio'da müthiş bir çekişmenin ardından Gürcü Lasha Talakhadze 473kg ile dünya rekorunu kırarak altın madalyayı aldı.
Erkeklerde bir, kadınlarda üç sporcuyla katıldığımız halter branşı ülkemiz adına dibe vurmuş görünüyor. Geçen olimpiyatlarda Türkmenistan adına yarışan sporcu artık Türkiye için yarışmıyor olsa olimpiyatta değil madalya alacak, finallerde yarışacak tek bir erkek haltercimiz olmayacaktı. Halter federasyonu başkanı Tamer Taşpınar alınan madalyayı bir başarı olarak görüyorsa ciddi bir yanılgı içindedir.

Eğer memleketin neresi doğru ki demiyorlarsa halter federasyonunun yapacak çok işi var.

August 31, 2016

OpenShot Nedir? Nasıl Kurulur? (Ubuntu/Linux Mint)

OpenShot, Linux’te kullanabileceğiniz açık kaynak, ücretsiz ve GNU GPL 3 lisansıyla dağıtılan bir video düzenleme yazılımıdır. Windows ve Mac sürümleri de mevcuttur. Python ile yazılmıştır ve GTK+ arayüzünü kullanır. OpenShot ile videolarınızla ve fotoğraflarınızla filmler oluşturabilirsiniz. Linux’te OpenShot Kurulumu Kurulumu yapmak için aşağıdaki kodları Terminal’de sırasıyla

August 30, 2016

Subversion

SubversionSubversion kullanmayalı baya zaman geçmiş.

Kendisini pek severiz. Lakin Git çıktı işler değişti 😀

Pardus’un Pardus olduğu zamanlarda patchları kullanabilmek için oldukça çok svn kullandım. Malum Pardus patchları svn üzerinde tutuluyordu. Zaman geçti Git çıktı, Yaşasın Git \0/

Önceki Bir yazımda LKD Gezegeninin son durumunu anlatmıştım. Bari kodları Klonlayayımda arşivde dursun istedim.

ilk komutumuz.

svn co https://svn.linux.org.tr/gezegen/

Birde svn deposunun yansısını alayım dedim.

Doruk Fişek Zamanında ipucu olarak yazmıştı Bir SVN Deposunu Yansılamak

Doruk Fişek ‘in anlattığı yöntemle yedek aldım.

Birde svn deponun Dupm alayım dedim.

Normalde depo yansılandıktan sonra bu şekilde dump alınabilir.

$ svnadmin dump /var/svn/repos > full.dump
* Dumped revision 0.
* Dumped revision 1.
* Dumped revision 2.
…

Birde Online olarak yani depoyu yansılamadan dump almak mümkünmüş 🙂

svnrdump dump http://domain.tld/repo > svnexport.dump

yada

svnrdump dump http://domain.tld/repo > svnexport.dump --username admin --password admin --non-interactive

 

Bu komutla Dump Yedeği aldım.

caylak@Rihanna:~/Masaüstü# svnrdump dump https://svn.linux.org.tr/gezegen/ >Gezegen.dump
* Dumped revision 0.
* Dumped revision 1.
* Dumped revision 2.
* Dumped revision 3.
* Dumped revision 4.
....
....
....
* Dumped revision 451.
* Dumped revision 452.
* Dumped revision 453.
* Dumped revision 454.
* Dumped revision 455.
caylak@Rihanna:~/Masaüstü# 
caylak@Rihanna:~/Masaüstü# xz -vz -9 Gezegen.dump 
Gezegen.dump (1/1)
100 % 7.105,4 KiB / 35,4 MiB = 0,196 1,6 MiB/s 0:22 
caylak@Rihanna:~/Masaüstü#

 

Kaynakça:

1- Doruk FİŞEK

2- saas-secure.com

 

Subversion yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

August 28, 2016

Linux Mint 18 üzerine Bumblebee nasıl kurulur?

Bilindiği gibi, Optimus özellikli dizüstü bilgisayarlarda genellikle bir Intel ekran kartı, ayrıca bir de Nvidia ekran kartı bulunuyor. Sisteme buna uygun biçimde gerekli sürücülerin ve Bumblebee ile Primus adlı yazılımların kurulup kullanılması gerekiyor. Hatırlanacağı gibi daha önce Ubuntu, Linux Mint 13 ile 17 ve Debian üzerine Bumblebee’nin nasıl kurulacağını ele almıştık. Ancak, Linux Mint 18 yayınlandı ve artık Bumblebee kurulumunda kimi şeyler değişmiş bulunuyor. Bu nedenle, yeni bir Bumblebee başlığı açmayı uygun bulduk. Linux Mint 18 üzerine Bumblebee ve Primus yüklemek için bu sayfadaki işlemleri yapabilirsiniz. Öncelikle dizüstü bilgisayarınızın Optimus teknolojisine göre imal edilip edilmediğini anlamak için terminalde aşağıdaki komutu döndürebilirsiniz.

lspci | egrep 'VGA|3D|Display'

Aldığınız çıktı aşağıdakine benzer bir şeyse, bu, bilgisayarınızın Optimus teknolojisine göre imal edildiğini gösterir ve Bumblebee yüklemeniz gerekir.

00:02.0 VGA compatible controller: Intel Corporation 4th Gen Core Processor Integrated Graphics Controller (rev 06)
01:00.0 3D controller: NVIDIA Corporation GK106M [GeForce GTX 765M] (rev ff)

Bu durumda, bilgisayarınıza Nvidia kapalı kaynak kodlu sürücüsünü kesinlikle kurmamanız gerektiğini unutmayın. Terminalde aşağıdaki komutları sırasıyla çalıştırarak, sisteminize Bumblebee uygulamasını kurabilirsiniz.

sudo add-apt-repository ppa:bumblebee/testing
sudo add-apt-repository ppa:graphics-drivers/ppa
sudo apt-get update
sudo apt-get install bumblebee nvidia-370 nvidia-settings bumblebee-nvidia primus virtualgl linux-headers-$(uname -r)

64 bit bir sisteme sahip olanlar, aşağıdaki komut ile Primus için 32 bit uyumluluk paketini de kurmalıdır.

sudo apt-get install primus-libs-ia32

Kurulumdan sonra, daha önce de yaptığınıza benzer biçimde bumblebee.conf dosyasında birkaç  değişiklik yapmanız gerekiyor. Bunun için metin editörüyle /etc/bumblebee/bumblebee.conf dosyasını açıyoruz. bumblebee.conf dosyasında aşağıdaki satırları bulup, belirtildiği biçimde değiştiriyoruz.

# (See also the driver-specific sections below)
Driver=

satırlarını:

# (See also the driver-specific sections below)
Driver=nvidia

şeklinde,

# Module name to load, defaults to Driver if empty or unset
KernelDriver=nvidia-current

satırlarını:

# Module name to load, defaults to Driver if empty or unset
KernelDriver=nvidia-370

şeklinde,

# colon-separated path to the nvidia libraries
LibraryPath=/usr/lib/nvidia-current:/usr/lib32/nvidia-current

satırlarını:

# colon-separated path to the nvidia libraries
LibraryPath=/usr/lib/nvidia-370:/usr/lib32/nvidia-370

şeklinde,

# default Xorg modules path
XorgModulePath=/usr/lib/nvidia-current/xorg,/usr/lib/xorg/modules

satırlarını ise:

# default Xorg modules path
XorgModulePath=/usr/lib/nvidia-370/xorg,/usr/lib/xorg/modules

şeklinde değiştiriyoruz.

Bu değişikliklerden sonra, GL sağlayıcısı için gerekli değişikliklerin yapılması gerekiyor. Bunun için terminalde aşağıdaki komutları yürütebilirsiniz.

sudo update-alternatives --set i386-linux-gnu_gl_conf /usr/lib/i386-linux-gnu/mesa/ld.so.conf

sudo update-alternatives --set x86_64-linux-gnu_egl_conf /usr/lib/x86_64-linux-gnu/mesa-egl/ld.so.conf

sudo update-alternatives --set x86_64-linux-gnu_gl_conf /usr/lib/x86_64-linux-gnu/mesa/ld.so.conf

Son olarak grub dosyasında küçük bir düzenleme yapılması gerekiyor.

sudo xed /etc/default/grub

Komutuyla grub dosyasını açarak, aşağıdaki satırı bulun:

GRUB_CMDLINE_LINUX=""

ve satırı aşağıdaki biçimde değiştirip dosyayı kaydedin.

GRUB_CMDLINE_LINUX="nogpumanager"

Sonra da aşağıdaki komutla grub dosyasını güncelleyin.

sudo update-grub

Artık sistemi yeniden başlatmalısınız.

sudo reboot

Sistemi yeniden başlattıktan sonra bbswitch-dkms ve nvidia-370 paketlerinin yeniden yapılandırılması gerekiyor. Bunun için aşağıdaki komutları yürütün.

bbswitch-dkms paketini yeniden yapılandırmak için:

sudo dpkg-reconfigure bbswitch-dkms

nvidia-370 sürücüsünü yeniden yapılandırmak için:

sudo dpkg-reconfigure nvidia-370

Şimdi sistemi yeniden başlatmalısınız.

sudo reboot

Sistemi yeniden başlattıktan sonra Bumblebee kullanmaya başlayabilirsiniz.

optirun glxgears

Olağan şartlarda, bu işlemin, terminale optirun komutu ve ilgili uygulamanın isminin girilmesi suretiyle gerçekleştirildiği biliniyor. Ancak, elle optirun komutu girmeden, Nvidia ekran kartını doğrudan kullanmak isteyebilirsiniz. Bu imkanı size tanıyan yazılım, Bumblebee-ui adlı bir yazılımdır. Bumblebee-ui içine eklediğiniz uygulamaları, doğrudan Bumblebee-ui içinden seçmek suretiyle doğrudan Nvidia ekran kartıyla başlatabilirsiniz. Bumblebee-ui adlı yazılımın nasıl yükleneceğini daha önce burada ele almıştık. Konuyu buraya ekleyelim. Bumblebee-ui yüklemek için terminalde sırasıyla aşağıdaki komutları döndürebilirsiniz.

sudo apt-get install python-appindicator
wget -c --no-check-certificate -O bumblebee-ui.tar.gz https://db.tt/FCISvIWi
tar -xzvf bumblebee-ui.tar.gz
cd bumblebee-ui
chmod +x ./INSTALL
sudo ./INSTALL

Kurulumdan sonra uygulamayı menüden bulup çalıştırabilirsiniz, ancak dilerseniz, başlangıç Uygulamaları arasına ekleyip orada görünmesini de sağlayabilirsiniz. Bunun için, başlangıç uygulamalarını açıp ekle butonuna basınız.

İsim : Bumblebee-ui
Komut : /usr/local/bin/bumblebee-indicator

Artık bumblebee-ui isimli uygulamacık sistem çekmesine yerleşecektir.

Bumblebee-ui

August 27, 2016

Linux 25 yaşında

25 Ağustos 1991’de Linus Benedict Torvalds’ın comp.os.minix newsgroup üzerinden o efsanevi duyurusunu yapıp da Linux’u ilan etmesinden bu yana tam 25 yıl geçti. Linux 25. yaşını kutluyor. Doğum günün kutlu olsun Linux! 25 yıl önce Torvalds; Nisan ayından bu yana devam eden geliştirme sürecinin ardından, artık hazır olduğunu ve geliştirdiği sistemle ilgili geri bildirimde bulunulmasını istediğini söylüyordu. Unix’e fikirsel ve teknik anlamda atıfta bulunarak geliştirilmiş açık kaynak kodlu, özgür ve ücretsiz bir işletim sistemi çekirdeği olan Linux; 5 Ekim 1991’de Linux 0.02 adıyla kullanıma sunuldu. Geniş bir donanım desteğine sahip olan Linux çekirdeği; sunucu bilgisayarlar, masaüstü-dizüstü bilgisayarlar, iş istasyonları, akıllı telefonlar, yeni nesil TV’ler ve tabletler gibi hemen her platformda tam bir uyum içinde çalışabilir. Günümüzde Linux çekirdeğini kullanan GNU dağıtımları, büyük bir kitle tarafından genel olarak “Linux” adıyla anılmaktadır. Ancak, Özgür Yazılım Vakfı ve çeşitli özgür yazılım toplulukları, “GNU/Linux” tanımını tercih etmektedir.


Linus Torvalds’ın 25 Ağustos 1991’de yayımladığı duyuruya buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: getGNU.org

Linux 25 yaşında yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

LKD Gezegeni Planet

lkd-logoGeçtiğimiz (25-08-2016) perşembe günü ve cuma öğlen vaktine kadar. LKD.org.tr ve *.linux.org.tr  alanlarına ait ns ler yanıt vermiyordu.  Durumdan Mustafa AKGÜL hocamıza haber verip bilgilendirdim. Durum düzeltildi. Daha sonra Fortran bana http://gezegen.linux.org.tr adresinin çalışmadığını söyledi. Siteyi inceledim önce Dns nin yanlış yapılandırıldığını düşündüm. Sitede WordPress kodlarının ne işi vardı?  Çünkü http://gezegen.linux.org.tr daha önceleri yani benim  linux ile tanıştığım 2003 yılından beri http://www.planetplanet.org/ ile yayın yapıyordu.  Lakin durum farklı altyapı olarak wordpress ve feedwordpress plugin kullanılarak hazırlanmış. WordPress kullanılmasından dolayı veya eklenen Rss beslemelerinin kategorilerine dikkat edilmemiş. Acele ile hazırlanmış hissi veriyor.

Örnek olarak ÖTV Yazısı

otv

Bende aynı şekilde wordpress kullanarak örnek bir blog oluşturdum http://gunluk.esy.es

Truva Linux için 2014 yılı mayıs ayında Planet Hazırladım. 2 yılı aşkın bir zamandır problemsizce çalışıyor. http://planet-truvalinux.rhcloud.com/

Netice itibariyle Linux.org.tr Gezegeninin http://www.planetplanet.org yapısının terk edilmesini yadırgadığımı belirtmek isterim. Acaba neden planetplanet yapısı değiştirildi?

subversion kodları hala erişilebilir durumda.

https://svn.linux.org.tr/gezegen/

LKD-tasarim_02

LKD Gezegeni Planet yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

August 24, 2016

Slackware Live Edition 1.1.3 Live ISO Duyuruldu

bluepiSWEric Hameleers tarafından 22 Ağustos  2016‘da Slackware Live Edition’ın 1.1.3 sürümü duyuruldu.

Kaynak: http://alien.slackbook.org/blog/slackware-live-edition-1-1-3-based-on-slackware-current-11-aug-2016/

Download Kaynakları:

Slackware Live Edition 1.1.3 Live ISO Duyuruldu yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

Linux’te Yandex.Disk Kurulumu Nasıl Yapılır?

Bulut tabanlı depolama denilince akla gelen ilk isimlerden biri Google Drive olsa da ne yazık ki Google Drive’ın resmi bir Linux istemcisi bulunmuyor. Her ne kadar Google Drive’ı Linux’te kullanmak için resmi olmayan yazılımlar olsa da onların ne kadar güvenilir olduğu tartışılır. Google Drive’ın resmi bir yazılımının olmaması belki de en büyük eksiği. Rusya tabanlı bir şirket olan

Deus Ex: Mankind Divided Linux’e Gelebilir

Eidos Montreal tarafından geliştirilen ve RPG türünde bir oyun olan Deus Ex: Mankind Divided, Windows oyun sitelerinde şu ana kadar pozitif yorumlar aldı. Steam’deki fiyatı 148.99 TL olan oyunun SteamDB’deki sayfasına baktığımızda oyunun Linux’e gelme ihtimali var gibi görünüyor. Henüz resmi bir açıklama yok. Fakat işaretler doğruysa yakın bir zamanda Linux’te çalışan bir oyunumuz daha

August 23, 2016

Linux’te Hangi Web Tarayıcısını Kullanıyorum?

Kullanmaktan keyif aldığım tarayıcıların başında Firefox geliyordu. Uzunca bir süre de kullandım. Chrome tarayıcısı çıktıktan ve onun hızını gördükten sonra Firefox’u bırakıp Chrome’a geçmiştim. Firefox’taki bazı sorunlar yüzünden Chrome’u daha sık kullanır oldum. Fakat şunu itiraf etmem gerekiyor. Chrome sade ve hızlı bile olsa Firefox’tan aldığım o keyfi alamadım nedense. O yüzden bir

August 22, 2016

DigiKam 5.x Kurulumu Nasıl Yapılır? (Ubuntu/Linux Mint)

digiKam, özellikle KDE masaüstü ortamı için geliştirilmiş bir dijital fotoğraf yönetimi uygulamasıdır. Albümlerinizi düzenlemenize yardımcı olur. Kullanımı kolay kamera arayüzü sayesinde dijital kameralarınıza bağlanıp fotoğrafları albümlerinize kolayca indirebilmenizi sağlar. Gphoto2 kütüphanesiyle birlikte 1000’den fazla kamerayı destekliyor. İşletim sisteminiz tarafından desteklenen her

Linux’te Spotify Kurulumu Nasıl Yapılır? (Ubuntu/Linux Mint)

Spotify’ın Linux sürümü Debian paketi olarak mevcut. Spotify ekibi, amaçlarının Ubuntu’nun en son LTS sürümlerinde Spotify’ın çalışabilmesi olduğunu söylüyorlar. Fakat Ubuntu’nun diğer sürümleri ve Debian için de uğraştıklarını belirtiyorlar. Spotify for Linux Kurulumu Aşağıdaki komutları sırasıyla Terminal’de çalıştırarak kurulumu kolayca yapabilirsiniz. sudo apt-key adv --keyserver

August 20, 2016

Windows Powershell Linux'e Geldi

Microsoft'un CEO'su Satya Nadella “Microsoft Linux'u seviyor” dedi ve aynı zamanda bunu kanıtladı. Bildiğiniz gibi bir süre önce Microsoft ve Canonical iş birliğiyle Ubuntu'daki Bash, Windows 10'da çalışabilir hale gelmişti. Şimdi de Windows Powershell açık kaynak olarak Linux ve Mac OS'a geldi. Şu an için sadece CentOS, RHEL, Ubuntu ve Mac OS X destekleniyor. Windows Powershell'in ne

August 18, 2016

Nvidia 370.23 Beta Linux Sürücüsü Ubuntu'da Nasıl Kurulur?

Nvidia'nın Linux sürücüsü 370 serisine 370.23 beta sürümüyle ulaştı. Bu sürümde Titan X (Pascal) ve GTX 1060 6GB resmi olarak destekleniyor. GTX 1000 serisi ve üstü kartlarda overclock yapabilme özelliği eklendi.  Ayrıca Nvidia 370.23 ile 4K ve 8K için PixelShiftMode MetaMode seçeneği de eklendi.  Nvidia 370.23 Beta Linux Sürücü Kurulumu Graphics Driver Ekibi yeni 370 sürücü serisi

August 16, 2016

Instagram Filtreleri GIMP'e Nasıl Eklenir?

Eğer Instagram filtrelerini mobil telefonunuzda kullanmaktan hoşlanıyorsanız ve o efektlere benzer efektleri fotoğraflarınıza uygulamak istiyorsanız bunun için tek yapmanız gereken şey GIMP kullanmak. GIMP Plugin Registry'i indirerek Instagram'daki efektleri, bilgisayarınızdaki fotoğraflarınızda kullanabilirsiniz.  2013'ten beri güncellenmediği için Clarendon, Gingham, Moon gibi yeni

Debian 23 yaşında

debianbuttonBugün, Debian’ın kuruluşunun 23. yıldönümü. Resmi olarak Purdue Üniversitesi’nde lisans öğrencisi olan Ian Murdock tarafından 16 Ağustos 1993‘te kurulan Debian Projesi, 23. doğum gününü kutluyor. Açık kaynak ve GNU/Linux ruhuna uygun bir proje olarak doğan Debian GNU/Linux; Kasım 1994’ten, Kasım 1995’e kadar, bir senelik süre içinde, Richard M. Stallmantarafından başlatılan, Özgür Yazılım Vakfı (FSF)‘nın GNU projesi tarafından desteklendi ve Genel Kamu Lisansı (GPL) ile lisanslandı.. Başlangıçta sıkı kenetlenmiş küçük bir grup Özgür Yazılım hacker’ı tarafından başlatılan Debian Projesi; zamanla büyük, iyi organize edilmiş geliştirici ve kullanıcı topluluğuna dönüştü. Debian; sistemin güncellemelere karşı tutarlılığını sağlamak için, inter-paket bağımlılıklarını dikkatle inceleyen detaylı bağımlılık bilgisini sağlayan “mikro paketlenmiş” tek dağıtımdır. Yüksek kaliteyi korumak ve sürdürmek için, teslim etme ve paketleme için kapsamlı bir prosedür ve politika duruşunu esas almıştır. Bu standartlar, açık ve görünmez bir şekilde, Debian’ın anahtar kavramlarını araçlar, özdevinim ve belgelendirmeyle desteklemektedirler. Debian, farklı işletim sistemi çekirdekleriyle birlikte i386, AMD64, PowerPC, SPARC, DEC Alpha, ARM, MIPS, HPPA, S390, IA-64 gibi çok sayıda donanım platformunda da çalışabilmektedir. Desteklediği donanım ve çekirdek zenginliğinin yanı sıra Debian’ı diğer dağıtımlara nispetle özgün kılan en önemli husus, dağıtım kapsamındaki yazılımların bütünüyle özgür lisans şartlarına sahip olması, yazılım özgürlüğünü denetlemek ve sürekli kılmaya yönelik bir Debian Sosyal Sözleşmesi’nin bulunmasıdır. Debian GNU/Linux felsefesini daha iyi anlamak üzere Debian Sosyal Sözleşmesini inceleyebilirsiniz. Debian; kâr amacı gütmeyen, New-York tabanlı Software in the Public Interest, Inc., adlı bir kuruluşun doğmasına sebep olmuştur. Proje; günümüze değin pek çok farklı sürümünü kullanıma sunmuştur.

debian-banner

Debian Projesi, halen kararsız dağıtım (Oyuncak Hikayesi filminde, yan kapıda bekleyen, asla dünyaya bırakılmaması gereken, “kararsız” ve kötü oğlan sidadıyla kodlanan sürüm) Sid üzerinde çalışıyor. Sid, aynı zamanda “Halen geliştirilen” (Still In Development) kararsız sürümün kalıcı adı olarak kalmıştır. Güncellenen ya da yeni geliştirilen paketlerin çoğu bu dağıtım üzerine yüklenmiştir. Test sürümünün bir sonraki kararlı sürüme dönüşmesi planlanıyor ve şu an Stretch kod adına sahip. Şu ana değin pek çok geliştiricisini kaybeden proje, geçen yıl da kurucusu Ian Murdock‘u kaybetmiştir. “Debian” ismi, Ian Murdock’ın sevgilisi Debra’nın Deb’i ve Ian’ın isminin yan yana getirilmesiyle oluşturulmuştur. Debian’ın resmi telaffuzu “deb i yın” şeklindedir. 23 yıl boyunca katkıda bulunan herkese teşekkürler ve mutlu yıllar Debian!

Kaynak: getGNU.org

Debian 23 yaşında yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

Linux Mint 18 "Sarah" XFCE Yayınlandı

Linux Mint ekibi Linux Mint 18 "Sarah" XFCE sürümünü yayınladı. Linux Mint 18 LTS desteğine sahip olan sürüm 2021'e kadar desteklenecek. Güncellenmiş yazılımları ve yeni özellikleri içerisinde barındıran bu sürüm, kullanımınızı daha rahat hale getiriyor. Bu yeni sürümde birçok geliştirme mevcut. Bunların neler olduğunu şu adresten öğrenebilirsiniz. Linux Mint 18 "Sarah" XFCE Sistem

August 14, 2016

GIMP İçin Photoshop Tema Paketi Nasıl Kurulur?

Linux kullanmaya başladığımdan beri Photoshop alternatiflerinden biri olan Gimp'e hiç alışamadım. Photoshop'un arayüzü daha kullanışlı olduğu için ufak tefek kesme, biçme gibi işlemlerde Gimp'i kullansam da işim düştüğünde Windows'a geçip Photoshop'u kullanıyorum. Eminim bu ve buna benzer bir senaryo sizin de başınıza gelmiştir. Photoshop Tema Paketinin Kurulumu Öncelikle tema paketini ŞU

Youker Assistant Nedir? Nasıl Kurulur? (Ubuntu/Linux Mint)

Youker Assistant, Ubuntu Kylin ekibi tarafından geliştirilmiş bir Linux sistem bakım yazılımıdır. Youker Assistant'ı kullanarak sisteminizdeki gereksiz dosyaları, çerezleri ve geçmişi silebilirsiniz. Bunların dışında, sisteminiz hakkında bilgi alabileceğiniz ve sisteminizde kişiye özel değişiklikler yapabileceğiniz araçları da içinde barındırıyor. Youker Assistant'ın arayüzünü ilk

August 10, 2016

Kernel 4.6.6 Nasıl Yüklenir?

Aslında Debian, Ubuntu ve tüm türevleri ile Linux Mint sürümleri için güncel Linux çekirdeğine nasıl yükseltme yapılacağını irdeleyen bir yazı yazmış olduğumuz için bu tür özel yazılar yazmamıza gerek olmamasına karşın, kullanıcılardan gelen beklentiler nedeniyle hâlâ böyle yazılar yazıyoruz. En son gelişmiş kararlı çekirdek 4.6.6; 10 Ağustos 2016 tarihi itibariyle duyuruldu. 4.6.6 Linux çekirdeğinin duyurusu, Greg Kroah-Hartman tarafından yapıldı. Kullanıcıların yeni sürüme yükseltme yapmalarının gerektiği belirten Kroah-Hartman; herhangi bir sorunla karşılaşan kullanıcıların, geri bildirimde bulunmalarını rica etti. Serinin ilk halkası olan 4.0 Linux çekirdeğinin, normal kullanıcılar için önemli olmasa da, sunucular için önem taşıyan güncellemede yeniden başlatma zorunluluğunu ortadan kaldırdığını hatırlatalım. Bu yazıda, 4.6.6 Linux çekirdeğinin nasıl yükleneceğini ele alacağız. Bunun için, Canonical’ın kernel.ubuntu.com deposu aracılığıyla kullanıma sunduğu .deb paketlerini kullanacağız. Söz konusu işlemleri yaparken; temel olarak Ubuntu ile Linux Mint, Elementary OS, Pinguy OS, Deepin, Peppermint, LXLE, Linux Lite, Voyager gibi Ubuntu türevlerini hesaba kattığımızı hatırlatalım.

32 bit sistemler için:

4.6.6 Linux çekirdeği 32 bit sistemlere aşağıdaki gibi yüklenir. İlkin gerekli paketleri indiriyoruz:

cd /tmp

wget kernel.ubuntu.com/%7Ekernel-ppa/mainline/v4.6.6/linux-headers-4.6.6-040606_4.6.6-040606.201608100733_all.deb

wget kernel.ubuntu.com/%7Ekernel-ppa/mainline/v4.6.6/linux-headers-4.6.6-040606-generic_4.6.6-040606.201608100733_i386.deb

wget kernel.ubuntu.com/%7Ekernel-ppa/mainline/v4.6.6/linux-image-4.6.6-040606-generic_4.6.6-040606.201608100733_i386.deb

Şimdi 4.6.6 Linux çekirdeğini yükleyelim:

sudo dpkg -i linux-headers-4.6*.deb linux-image-4.6*.deb

64 bit sistemler için:

4.6.6 Linux çekirdeği 64 bit sistemlere aşağıdaki gibi yüklenir. İlkin gerekli paketleri indiriyoruz:

cd /tmp

wget kernel.ubuntu.com/%7Ekernel-ppa/mainline/v4.6.6/linux-headers-4.6.6-040606_4.6.6-040606.201608100733_all.deb

wget kernel.ubuntu.com/%7Ekernel-ppa/mainline/v4.6.6/linux-headers-4.6.6-040606-generic_4.6.6-040606.201608100733_amd64.deb

wget kernel.ubuntu.com/%7Ekernel-ppa/mainline/v4.6.6/linux-image-4.6.6-040606-generic_4.6.6-040606.201608100733_amd64.deb

Şimdi 4.6.6 Linux çekirdeğini yükleyelim:

sudo dpkg -i linux-headers-4.6*.deb linux-image-4.6*.deb

Eğer gerek duyarsanız daha sonra çekirdeği kaldırmak için bu sayfadan yararlanabilir ya da aşağıdaki komutu verebilirsiniz.

sudo apt-get remove linux-headers-4.6* linux-image-4.6*

August 09, 2016

Denizaltı kablo ağı haritası

Dünyadaki İnternet veri akışının çok önemli bir kısmı kıtaları birbirine bağlayan denizaltı kablolarıyla sağlanıyor. Zaman zaman ülkemizde de “kablo koptu, İnternet yavaşladı” şeklinde haberleri yapılan bu kablo ağı neye benzer, maliyeti nedir, kapasite ne kadar merak ettiniz mi? Burada yer alan harita, faal ve planlanan uluslararası ve Amerika’daki yerel kablo ağlarını göstermektedir. Faal olan kablo ağları, 31 Aralık 2011 tarihinde Ready for Service (RFS) tarafından açıklanmıştır. Planlanan sistemler yapım aşamasında olmakla beraber bitiriş tarihi 2014 olarak ilan edilen kablo ağlarıdır. Haritada yapılması amaçlanan kablo ağlarına dair bilgi verilmemiştir. Kabloların geçtiği yerler biçimlendirilmiştir. Kabloların geçtiği yerlerin fiziki konumunu tam olarak yansıtmamaktadır. Daha güncel bilgiler için submarine-cale-map.com sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Harita -1

denizlalti-kabloagi-haritasi-2012-5

Harita -2

denizlalti-kabloagi-haritasi-2012-1

Kaynak Site

Video

 

Denizaltı kablo ağı haritası yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

August 08, 2016

getGNU RSS Chromium eklentisi

Değerli dostumuz @caylakpenguen, dün, bir Chromium eklentisi yazmış. Eklentiyi kurduğunuzda, Chromium’un üst paneline aşağıdaki resimde gördüğünüz simge yerleşiyor. Simgeye tıkladığınızda, 10 maddelik bir RSS listesiyle karşılaşıyorsunuz. Böylelikle, son 10 haberi oracıkta görme imkanınız oluyor. Ayrıca üstte arama kutusu var. Oraya aramak istediğiniz herhangi bir sözcüğü yazdığınızda, arama otomatik olarak getGNU’da yapılıyor ve sonuçlar karşınıza listeleniyor. @caylakpenguen‘e teşekkür ediyoruz, güle güle kullanın.

Eklentiyi buradan indirebilirsiniz. Eklentiyi, Chromium’da Ayarlar/Uzantılar kısmına sürükleyip bırakarak kolaylıkla kurabilirsiniz.

getGNU_Chrome

August 07, 2016

Raspberry Pi ile Evinizden Web Hosting – DNS – Bind

rasptuxMerhaba,

Daha önceki yazımda Raspberry Pi ile Evinizden Web Hosting yazısı yazmıştım.

Bugün ki yazıda ücretsiz alan adı alıp, Aldığımız  alan adını Raspiberry Pi ile Domain Name Server hizmeti vermeyi anlatacağım.

DNS Domain Nedir


Öncelikle buna cevap vermeye çalışayım domain internet üzerindeki sitelere erişmek için kullandığımız sistemdir.

Örnek vermek istersek Her sitenin bir sunucusu bu sunucunun da ip adresi vardır. bu ip adresler değişken veya  sabit olabilir. DNS sistemi varolmamış olsaydı. Sitelerin ip adreslerini ezberlemek zorunda kalacaktık. Hani Hepimizin varolan cep telefon numaraları gibi 🙂 Neyseki DNS sistemi var. Daha Detaylı bilgi. [1]

Domain Adı Alma

Raspi üzerinde domain host etmek için elbetteki elimizde domain olması gerekli.

Ben ücretsiz olarak iki tane domain aldım.

memleketim.tk

memleketim.ml

[2] adresinden kaydolup alan adı alabilirsiniz.

Dns Name server kısmına raspi için daha önceden ayarladığımız alan isimlerini giriyoruz.

raspi-dns-1

Alan adını kaydettik. Buraya kadarki işlemler tamamlandı.

raspi-dns-2

Sırada alan adı Sunucusu Bind9 Kurulumu var

Bind9 Kurulumu

Alan adımızı sunmak için Bind9 kulllanacağımız için öncelikle kurulması gerekli.

Raspinize bağlanın ve aşağıdaki komutu root olarak işletin.

apt-get update

apt-get install -y bind9 bind9utils bind9-doc  dnsutils

Bind kurulumu başarıyla gerçekleştirdiğimize göre alan isimlerimize göre ayarlamaya geçebiliriz.

Bind Yapılandırması

Bind default olarak yapılandırma dosyalarını /etc/bind/ dizin altında tutmaktadır.

Domain yapıandırma dosyalarımızın daha düzenli olması için bir dizin içerisinde tutmakta fayda var.

cd /etc/bind

mkdir zones

Sırada  domainlerimizin zone dosyaların oluşturmak var.

Alan Adı Domain Yapılandırması

cd /etc/bind/zones

nano memleketim.ml.zone

raspi-dns-3

memleketim.ml.zone içeriği

$TTL 3600
@   IN  SOA     ns.memleketim.ml. caylakpenguen.truvalinux.org.tr. (
        2016080701  ;Serial
        3600        ;Refresh
        1800        ;Retry
        604800      ;Expire
        86400       ;Minimum TTL
)

; NS sunuculari:
                IN      NS              raspitr.nsupdate.info.
                IN      NS              caylak.nsupdate.info.
; A kayitlari
@               IN      A       94.54.139.252
www             IN      CNAME   memleketim.ml.

memleketim.tk.zone içeriği

$TTL 3600
@   IN  SOA     ns.memleketim.tk. caylakpenguen.truvalinux.org.tr. (
        2016080701  ;Serial
        3600        ;Refresh
        1800        ;Retry
        604800      ;Expire
        86400       ;Minimum TTL
)

; NS sunuculari:
                IN      NS              raspitr.nsupdate.info.
                IN      NS              caylak.nsupdate.info.
; A kayitlari
@               IN      A       94.54.139.252
www             IN      CNAME   memleketim.tk.

Oluşturduğumuz bu dosyaları kaydedin.

Şimdi geldi sıra bind9 yapılandırma dosyasında alanlarımızı eklemeye geldi.

nano /etc/bind/named.conf.local

/etc/bind/named.conf.local içeriği

//
// Do any local configuration here
//

// Consider adding the 1918 zones here, if they are not used in your
// organization
//include "/etc/bind/zones.rfc1918";


zone "memleketim.tk" {
type master;
allow-query { any; };
file "/etc/bind/zones/memleketim.tk.zone";
};

zone "memleketim.ml" {
type master;
allow-query { any; };
file "/etc/bind/zones/memleketim.ml.zone";
};

son olarak yapılandırmamızın etkin olabilmesi için bind9 servisini yeniden başlatmamız gerekli

service bind9 restart

Yaptığımız işlemleri buraya kadar problemsizce yaptıysanız.

Dns Kontrolü

Dns kontrolü bir kaç farklı şekilde yapılabilmektedir.

Beni sizin aklınızı daha fazla karışmasına neden olmadan oncelikle kontrolü google üzerinden yapalım.

Size direkt Linki vereyim.

https://toolbox.googleapps.com/apps/dig/#NS/memleketim.tk

https://toolbox.googleapps.com/apps/dig/#NS/memleketim.ml

Elbetteki Dns kontrolü Konsoldan da yapılabilmektedir.

raspi-dns-4

Konsol çıktısı bu şekilde

Sonuç

Sonuç olarak Raspberry Pi üzerinde Bind9 DNS yapılandırdık.

Kalan bir işlem daha var.

Web Server kurup VirtualHost konfigurasyonu yapmak.

Bir Sonraki Yazının konusu Web Server Yapılandırması olacak.

Görüş ve eleştirilerinizi Bekleriz.

Hatalı olan  veya eklenmesini istediğiniz bir konu varsa yorum olarak belirtebilirsiniz.

Bana ulaşmak için İkinci bir seçenek olarak İletişim Formunu kullanabilirsiniz.

Kaynakça

1- https://tr.wikipedia.org/wiki/DNS

2- http://www.freenom.com

3- https://www.syslogs.org

Raspberry Pi ile Evinizden Web Hosting – DNS – Bind yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

August 06, 2016

Unix & GNU/Linux sistemlerde find komutunun kullanımı

Unix ve GNU/Linux tabanlı sistemlerde kullanılan find komutunun kullanımını gözden geçirelim. find komutu, temel olarak arama yapmak için kullanılır. Ancak, find komutu ile cok ceşitli kriterlere göre dosya aramak, dosya boyutlarını listelemek, dosya izinlerini ayarlamak gibi pek çok farklı işi yapmak mümkündür. Şimdi, dilerseniz, find komutuyla ilgili çeşitli terkipleri gözden geçirelim. Sözgelimi bilgisayarınızda var olan “bir.jpg” adlı dosyayanın nerede olduğunu belirlemek isterseniz, şu komutu kullanabilirsiniz.

sudo find / -name "bir.jpg"

Bilgisayarınızda var olan “e-dergi” adlı dizinin nerede olduğunu belirlemek isterseniz, şu komutu kullanabilirsiniz.

sudo find / -type d -name "e-dergi"

Herhangi bir dizindeki bir dosyayı aratmak isterseniz:

find /mnt/depo -name "bir.jpg"

Bilgisayarınızda var olan “bir.jpg” adlı dosyayı ararken, büyük küçük harf ayrımını ortadan kaldırmak isterseniz, -iname seçeneğinden yararlanabilirsiniz.

sudo find / -iname "bir.jpg"

Arama yaparken joker karakterleri kullanabilirsiniz ancak bu durumda onları çift tırnak içine almanız veya ̈onlerine ters bölü (backslash) koymanız gerekir.

sudo find /usr/share/doc -name README\*

Son 24 saat içinde oluşturulmuş dosyaları arayabilirsiniz.

sudo find . -name \? -mtime -1

24 saatten ̈once oluşturulmuş dosyaları arayabilirsiniz.

sudo find . -name \? -mtime +0

Günün başlama anından itibaren oluşturulmuş dosyaları arayabilirsiniz.

sudo find . -name \? -daystart -mtime +0 -mtime -3

size seçeneği dosyaları büyüklük kriterine göre aramanızı sağlar. Örneğin /usr/bin dizini içinde boyu 50 byte’tan küçük olan dosyaları bulmak isterseniz:

find /usr/bin -type f -size -50c

Aşağıdaki komut ise, 5 MB’tan büyük olan dosyaları listeleyecektir.

find /usr/bin -type f -size 5M

Aşağıdaki komut ise, 500 MB ile 2 GB arasındaki boyutlara sahip olan dosyaları listeleyecektir.

find /home -type f -size +500M -size -2G

Aşağıdaki komut ise, 500 karakterden fazla olan dosyaları listeleyecektir.

find /home -type f -size +500c

Bilgisayarınızdaki birden fazla dosyayı aynı anda aramak isterseniz, dosyaları aşağıdaki gibi sıralamanız gerekir.

sudo find / -type f \( -name "log1.txt" -o -name "log2.txt" \) -print

Aşağıdaki komut, belli bir dizin içerisinde (/home), son 1 saat içerisinde erişilmiş dosyaları listeleyecektir.

sudo find /home -type f -amin -60

Seçenekler ise şu şekilde:

Find “Size” Seçenekleri

k : kilobytes (1024 bytes)
M : megabytes (1024 kilobytes)
G : gigabytes (1024 megabytes)
T : terabytes (1024 gigabytes)
P : petabytes (1024 terabytes)

Find “Type” Seçenekleri

b : özel blok dosyası
c : özel karakter dosyası
d : dizin
f : basit dosya
l : sembolik link
P : FIFO
s : soket

Unix & GNU/Linux : Find Komutunun Örneklerle Kullanımı.

gnu-linux-tux-coffee-logoMerhabalar

Bu yazıda Unix ve GNU/Linux tabanlı işletim sistemlerinde kullanılan find komutunun örnekler halinde kullanımına değineceğim. Find komutu dosya aramak, dosya boyutlarını listelemek gibi ileri düzey farklı işlevler içinde kullanılmaktadır.

Find komutunun detaylarına bakalım.

1. Sistem üzerinde log.txt ismi olan dosyaları listelemek isterseniz aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz.

root# find / -name "log.txt"

2. Sistem üzerinde log.txt ismi geçen dosyaları listelemek isterseniz aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz. Örneğin, bir path dosyanın içerisinde log.txt ismi geçiyor ise listeyecektir. Basit bir örnek verelim, ( blabla.log.txt.blabla gibi.)

 

3. Sistem üzerinde log adında bir dizin aramak isterseniz aşağıdaki komut kullanılabilir.

root# find / -type d -name "log"

4. Bir dosya ararken büyük/küçük harf duyarsızlığını aktif etmek isterseniz aşağıdaki komuta        -iname parametresi eklenebilir.

root# find / -iname "log.txt"

5. Belirli bir dizin içerisinde bir dosya aramak isterseniz aşağıdaki gibi bir komut kullanabilirsiniz. Örnek, /home dizini içerisinde log.txt dosyasını bulmak için,

root# find /home -name "log.txt"

Find “Size” Seçenekleri

k : kilobytes   (1024 bytes)

M : megabytes  (1024 kilobytes)

G : gigabytes   (1024 megabytes)

T : terabytes   (1024 gigabytes)

P : petabytes  (1024 terabytes)

Find “Type” Seçenekleri

b : özel blok dosyası

c : özel karakter dosyası

d : dizin

f  : basit dosya

l  : sembolik link

P : FIFO

s  : soket

Find Komutunu “Tar” Komutu ile Kullanmak

6. Aşağıdaki komut /home dizini altındaki .mp3 uzantılı dosyaları myfile.tar adında bir dosya oluşturacak ve içerisine sıkıştıracaktır.

root# find /home -type f -name "*.mp3" | xargs tar cvf myfile.tar

7. Aşağıdaki komut ise /home dizini altındaki .mp4 uzantılı dosyaları oluşturulan myfile.taradında dosyaya ekleyecektir.

root# find /home -type f -name "*.mp4" | xargs tar rvf myfile.tar

8. Aşağıdaki komut /home dizini içerisinde, boyutu 500MB olan dosyaları listeleyecektir.

root# find /home -type f -size 500M

9. Aşağıdaki komut /home dizini içerisinde, boyutu 500MB üstü olan dosyaları listeleyecektir.

root# find /home -type f -size +500M

10. Aşağıdaki komut /home dizini içerisinde, boyutu 500MB altı olan dosyaları listeleyecektir.

root# find /home -type f -size -500M

11. Aşağıdaki komut ise /home dizini içerisinde, boyutu 1GB olan dosyaları listeleyecektir. Üstteki+ ve seçeneklerini bu komutta ‘da kullanabilirsiniz.

root# find /home -type f -size 1G

12. Örneğin, /home dizini içerisinde boyutu 500MB ile 1GB arasındaki dosyaları listelemek isterseniz aşağıdaki gibi bir komut kullanabilirsiniz.

root# find /home -type f -size +500M -size -1G

13. Aşağıdaki komut /home dizini içerisinde 500MB olan dosyaları bulup size herhangi bir soru sormadan silecektir. Kullanırken dikkat ediniz. !

root# find /home -type f -size 500M -exec rm -rf {} ;

14. Aşağıdaki komut /home dizini altındaki 500MB olan .mp3 uzantılı dosyaları size herhangi bir soru soramdan silecektir. Yada 500MB ‘dan daha fazla olan .mp3 dosyalarını silmek isterseniz+500MB parametresini ekleyebilirsiniz.

root# find /home -type f -name *.mp3 -size 500M -exec rm {} \;

15. Aşağıdaki komut /home dizini içerisinde 500 karakterden fazla olan dosyaları listeleyecektir. Aynı şekilde + ve seçeneklerini bu komutta ‘da kullanabilirsiniz.

root# find /home -type f -size +500c

16. Sistem üzerinde birden fazla dosyayı aynı anda aramak isterseniz aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz. Örneğin, log1.txt ve log2.txt adlı iki dosyayı aynı anda aramak için,

root# find / -type f \( -name "log1.txt" -o -name "log2.txt" \) -print

home/log1.txt 
home/log2.txt

17. Aşağıdaki komut /home dizini içerisinde son 2 gün içerisinde oluşturulmuş ve dosya izinleri değiştirilmiş olan dosyaları listeleyecektir. Dizinler için ise ikinci komut kullanılabilir.

root# find /home -type f -ctime 2 
root# find /home -type d -ctime 2

18. Aşağıdaki komut /home dizini içerisinde son 1 saat içerisinde erişilmiş dosyaları listeyecektir. Komut dakika cinsinden çalışmaktadır.

root# find /home -type f -amin -60

19. Sistem üzerinde 777 iznine sahip olan dosyaları listelemek isterseniz aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz. Dizinler için ise ikinci komut kullanılabilir.

root# find / -type f -perm 777 root# find / -type d -perm 777

20. Sistem üzerinde sadece u+rwx iznine sahip olan dosyaları listelemek isterseniz aşağıdaki komut kullanılabilir.

root# find / -type f -perm u+rwx

root# find / -type f -perm u+rwx | xargs ls -alh

21. Sistem üzerinde SUID bit izni olan dosyaları listelemek isterseniz aşağıdaki komut kullanılabilir.

root# find / -type f -perm /u=s 

root# find / -type f -perm +4000

22. Yukarıdaki komutun aynısı sadece -user ali parametresini ekleyerek ali kullanıcısına ait SUID bit izni olan tüm dosyaları görebiliriz.

root# find / -user ali -type f -perm /u=s 

root# find / -user ali -type f -perm +4000

23. Aşağıdaki komutu kullanarak aynı anda SGID izinlerini ve SUID izinlerine sahip olan dosyaları görüntüleyebilirsiniz.

root# find / -type f -perm -4000 -o -perm -2000 -print

24. Sistem üzerinde SGID bit izni olan dosyaları ‘da listelemek isterseniz aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz.

root# find / -type f -perm /g+s 

root# find / -type f -perm /2000

25. Sistem üzerinde Sticky bit iznine sahip olan dosyaları görmek isterseniz birinci komut kullanılabilir. Aynı şekilde bu izne sahip dizinleri görmek isterseniz ise ikinci komut kullanılabilir.

root# find / -type f -perm 1551

root# find / -type d -perm 1551

26. Belirli bir dizin içerisinde 777 izni hariç diğer tüm dosyaları listelemek isterseniz aşağıdaki komut kullanılabilir. 

root# find /home ! -perm 777 -type f 

root# find /home ! -perm 777 -type f | xargs ls -alh

27. Örneğin, /home dizini içerisinde 777 iznine sahip olan dosyaların izinlerini 755 izni ile değiştirmek isterseniz aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz. Kullanırken çok dikkat ediniz bazı dosyaların erişim izinleri bozulduğu zaman çalışmayabiliyor.

root# find /home -type f -perm 777 -print -exec chmod 755 {} \;

28. Yukarıdaki komutun aynısı sadece dizinler için bunu yapmak isterseniz aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz.

root# find /home -type d -perm 777 -print -exec chmod 755 {} \;

29. Aşağıdaki komutlar farklı gruplara ait sadece read-only iznine sahip dosyaları listleyecektir. Eğer izinleri ile birlikte görmek isterseniz komutun sonuna | xargs ls -lah parametresini ekleyebilirsiniz.

root# find / -type f -perm /u=r 

root# find / -type f -perm /g=r 

root# find / -type f -perm /o=r

30. Aşağıdaki komutlar ‘da farklı gruplara ait sadece executable-only iznine sahip dosyaları listleyecektir. 

root# find / -type f -perm /u=x 

root# find / -type f -perm /g=x

root# find / -type f -perm /o=x

31. Aşağıdaki komutlar ise farklı gruplara ait sadece write-only iznine sahip dosyaları listleyecektir.

root# find / -type f -perm /u=w 

root# find / -type f -perm /g=w 

root# find / -type f -perm /o=w

32. Aşağıdaki komut /home dizini içerisinde log.txt adlı dosyaları bulup size hiç bir soru sormadan silecektir. Kullanırken dikkat edin. !

root# find /home -type f -name "log.txt" -exec rm -rf {} \;

33. Aşağıdaki komut /home dizini içerisinde, içeriği boş olan dosyaları listeleyecektir.

root# find /home -type f -empty

34. Aşağıdaki komut ise yukarıdaki komuta benzer görevi ise /home dizini altındaki boş olan dizinleri listeleyecektir.

root# find /home -type d -empty

35. Hiçbir kullanıcıya ait olmayan dosyaları görmek isterseniz aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz.

root# find / -nouser -print

36. Hiçbir gruba ait olmayan dosyaları görmek isterseniz aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz.

root# find / -nogroup -print

37. Bir dizin altında gizli olan dosyaları görmek isterseniz aşağıdaki gibi bir komut kullanabilirsiniz.

root# find /home -type f -name “.*”

38. Örneğin, bir ali adlı kullanıcımız olsun ve aşağıdaki gibi bir komut kullanarak ali kullanıcısına ait tüm dosyaları görebiliriz.

root# find / -type f -user ali 

root# find / -type f -user ali |xargs ls -lah

39. Aynı şekilde ali kullanıcısına ait özel bir dosya arıyorsak aşağıdaki gibi bir komut kullanabilirsiniz.

root# find / -type f -user ali -name "log.txt"

40. Sistemde ali grubuna ait tüm dosyaları listelemek istersek aşağıdaki komut kullanılabilir.

root# find / -type f -group ali

41. Yukarıdaki komutun -type f parametresini silip -type d parametresini eklersek ali grubuna ait tüm dizinleri görebiliriz.

root# find / -type d -group ali

42. Sistemde ali kullanıcısına ait tüm dosyaları bulup silmek isterseniz aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz. Kullanırken dikkat ediniz. !

root# find / -type f -user ali -exec rm -rf {} ;

43. Aşağıdaki komut /home dizini içerisinde son 5 gün içerisinde değiştirilmiş dosyaları listeleyecektir.

root# find / -type f -mtime 5

44. Yukarıdaki komuta benzer bir komut ise aşağıdaki gibi. Aşağıdaki komut ise /home dizini içerisinde son 10-20 gün arası değiştirilmiş dosyaları listeleyecektir. Detaylı bilgi almak istersenizstat dosya_ismi komutu kullanılabilir.

root# find / -type f -mtime +10 -mtime -20

45. Bir dizin içerisinde son 5 gün içerisinde erişilmiş olan tüm dosyaları görmek istersek aşağıdaki komut kullanılabilir. Hemen erişilmiş dosyaları görmek için -atime 0 parametresi kullanılabilir.

root# find /home -type f -atime 5 

root# find /home -type f -atime 0

46. Aşağıdaki komut /home dizini içerisinde son 1 saat içerisinde değiştirilmiş tüm dosyaları listeleyecektir. Bu parametre dakika cinsinden çalışmaktadır.

root# find /home -type f -cmin -60

 

Daha fazla bilgi için man find komutu kullanabilirsiniz.

Kaynak Site: http://lifeoverlinux.com/2015/08/06/find-komutunun-orneklerle-kullanimi/

 

Unix & GNU/Linux : Find Komutunun Örneklerle Kullanımı. yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

Eli Öpülesi Öğretmen

Öğretmenim Ellerinizden saygıyla öpüyorum.

link : https://twitter.com/TansuYegen/status/687395529463054336

Eli_Opulesi_Ogretmen

Eli Öpülesi Öğretmen yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

August 05, 2016

WordPress Yazı İçi Sayfalamak Nasıl

Yazdığımız sayfalar bazen çok uzun olabiliyor.

Okuyan kişilerin uzun sayfada kaybolmaması için bazen sayfayı bölmek isteyebilirsiniz.

Bu işlemin nasıl yapıldığını bilmiyordum.

Biraz araştırmayla sonuca ulaştım.

İsmail Usluer sitesinde konudan bahsetmiş sağolsun.  Link

Özetle yazdığımız yazıyı bölümlemek yani sayfalamak için yazıyı yazarken metin moduna geçip bölmek istediğimiz yere aşağıdaki kodu eklemek yeterli geliyor.

<!--nextpage-->

Sonuç Buna benzeyecek 🙂

sayfalar

Örnek olarak bölmüş olduğum bir yazı. CloneZilla Rehberi Yazının en altında sayfa numaralarını görebilirsiniz.

Kaynak: http://www.usluer.net/yazi-ici-sayfalama-yapimi/

 

WordPress Yazı İçi Sayfalamak Nasıl yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

August 04, 2016

Disney'in 16-Bit Klasikleri Geri Geliyor

GOG.com bir sürpriz yaparak, Disney'in en iyi 16-bit oyunlarından Aladdin, The Lion King ve The Jungle Book'u PC'ye getireceğini duyurdu. Disney'in bu 3 oyunu da günümüzün işletim sistemleriyle (Windows, Mac ve Linux) uyumlu çalışacak şekilde güncellendi. 1993 ve 1994 yılları arasında çıkan oyunların grafikleri ve müzikleri, o zamanın şartlarına göre çok iyiydi. Oyunların

August 03, 2016

LibreOffice 5.2 Resmi Olarak Çıktı

The Document Foundation, açık kaynak ofis paketi olan LibreOffice 5.2'yi çıkardıklarını duyurdu. Dört aydır geliştirilen LibreOffice 5.2 sürümü çok fazla geliştirme ve yeni özelliklerle birlikte geliyor.  Ayrıca The Document Foundation geliştiricilerinden Michael Meeks, tam özellikli bulut tabanlı ofis paketinin de yakında çıkacağını söyledi. LibreOffice 5.2 İndirme Linki: https://

GS1000 dashcam power cable

gs1000 araç kamerasına normal usb kablosu ile elektrik verildiğinde otomatik olarak kayıt moduna geçmiyor.


kablodaki özel durum şu;

pin 1 -> boş
pin 2 -> boş
pin 3 -> boş
pin 4 -> +5V
pin 5 -> GND
pin 6 -> boş

puppy & puppeee linux türkçe klavye çözümü

kurulumda sonrasında terminal ekranı açıp

xkbconfigmanager

programını çalıştırıyoruz, layouts altında türkçe klavye seçeneğini seçiyoruz, hepsi bu kadar.

arduino'dan google spreadsheet'e veri gönderimi

google spreadsheet'e eskiden ssl bağlantı olmadan da veri alıyordu, o zaman micro işlemci ile veri göndermek kolaydı. şimdi ssl eklesen bu sefer arduino hafızasında yer kalmıyor, bu nedenle pushingbox kullanıyoruz.

öncelikle drive.google.com 'a gidiyoruz ve create form diyoruz

form üretildikten sonra live form a bakıyoruz

entry_43242423432 gibi kısımlardaki sayıları bir kenara not alıyoruz

pushingbox'da yeni bir scenario oluşturuyoruz

içinde yeni bir action oluşturuyoruz

?entry.423423423423=$sensor1$&entry.5435433534543543=$sensor2$

action yukarıdaki gibi birşeyler olacak

pushingbox myservices 'dan yeni servis ekliyoruz

customurl kullanırız genelde ama başka yordamlarda var

form adresindeki viewform lu yeri formResponse yapıp url yerine yazıyoruz

gerisi basit

inet.httpPOST("api.pushingbox.com", 80, "/pushingbox?devid=vAE4234234AFDSF&", yollanacakveri, msg, 50);

gibi bir formatta veri gönderiliyor

squid proxy 'nize user authentication eklemek

squid proxy i seviyoruz, proxy mizin anonymouse proxy server lar listelerine düşmesinide istemiyoruz, bu durumda yapmamız gereken şey proxy 'mize user authentication özelliği eklemek. anlatım ubuntu 10.10 64-bit server a göredir fakat farklı sürümlerdede benzer ayarlar yapmak lazım.


basitçe nasıl yapılacağını anlatacağım;


apache server kuracağız
öncelikle repository yi update edelim
apt-get update
şimdi apache2 server kuralım
apt-get apache2
(squid server ın önceden kurulu olduğunu varsayıyorum)
htpasswd -c /etc/squid/passwd kullaniciadi
kullanici adi yazan yere proxy server kullanici adini yaziyoruz
sifre soruldugunda 2 kez proxy server kullanicimizin sifresi olacak sifreyi yaziyoruz
squid in passwd dosyasini okuyabilmesi icin;
chmod o+r /etc/squid/passwd
editor olarak nano kullandım siz vi de kullanabilirsiniz
nano /etc/squid/squid.conf
squid configuration dosyamızı duzenliyoruz
auth_param basic program /usr/lib/squid/ncsa_auth /etc/squid/passwd
auth_param basic children 5
auth_param basic realm Squid proxy-caching web server
auth_param basic credentialsttl 2 hours
auth_param basic casesensitive off

yazan yerleri buluyoruz ve önlerindeki # isaretlerini kaldiriyoruz
acl tanımlarının olduğu yerlere şunu ekliyoruz;
acl ncsa_users proxy_auth REQUIRED
yine http_access tanımlarının olduğu yerede şunu ekliyoruz;
http_access allow ncsa_users
squid server ı restart ediyoruz


hepsi bu kadar.

puppeee linux ile bluetooth kullanımı

puppeee linux da bluetooth kullanımı otomatik değil, aşağıda kısmen otomatikleştirme işlemini anlattım,

hcitool scan

ile tarama yapıyoruz,

00:aa:bb:cc:dd:ee BlueGPS CCDDEE

gibi bir tarama sonucu geliyor

sdptool records 00:aa:bb:cc:dd:ee

komutuyla servisleri tarıyoruz

Service Name: Dev B
Service RecHandle: 0x10000
Service Class ID List:
"Serial Port" (0x1101)
Protocol Descriptor List:
"L2CAP" (0x0100)
"RFCOMM" (0x0003)
Channel: 1
Language Base Attr List:
code_ISO639: 0x656e
encoding: 0x6a
base_offset: 0x100

gibi bir sonuc geliyor


/usr/etc/bluetooth

dosyası editleniyor ve

# Bluetooth GPS
rfcomm2 {
bind yes,
device 00:aa:bb:cc:dd:ee,
channel 1,
comment "Serial Port",
}

örneğindeki gibi bir ekleme yapılıyor

rfcomm connect 2

gibi bir komutla bağlantı sağlanabilir

bu kadar

Linux Logitech T400 mouse orta tuş problemi

xmodmap -e 'keycode 133 = Pointer_Button2'
xkbset m
xkbset exp =m
 
 
------------------
yukarıdaki komutlar ile sorun çözülmekte,
xkbset yüklü değilse
 
sudo apt-get install xkbset
 
(apt kullanan distrolarda)