Truva Linux Türkiye Gezegen

December 07, 2016

PyCharm Nedir? Nasıl Kurulur? (Ubuntu/Linux Mint)

Python geliştirme ortamı olan PyCharm ile kod analizleri, grafiksel hata ayıklamacısı (debugger), versiyon kontrol sistemi (VCS) ile entegre ve Django ile Python web geliştirme yapabilirsiniz. PyCharm’ın Community sürümü ücretsiz, Professional sürümü ise ücretli ve gelişmiş özelliklere sahiptir. PyCharm Community Kurulumu Nasıl Yapılır? Aşağıdaki komutları sırasıyla terminalde

December 05, 2016

Linux'te TeamViewer Kurulumu Nasıl Yapılır?

Teamviewer, birçok platformda çalışabilen, aynı anda birden fazla cihaza bağlanabilen, güçlü ve güvenli bir uzaktan erişim ve kontrol yazılımıdır. Uzaktan destek ile masaüstü paylaşımı, internete bağlı cihazlar arasında dosya transferi yapılabilmesini sağlar. Windows, Mac, Linux, Chrome OS, Android, iOS, Windows App ve Blackberry’yi destekliyor. TeamViewer Özellikleri: Bilgisayardan

December 04, 2016

DevOps Günlüğü #13 04.12.2016

DevOps Günlüğü #13 04.12.2016

Daha önceki günlük girdilerinde değişiklikler yapabileceğimi söylemiştim. Bu hafta itibariyle Snippets paylaşımı da yapacağım. İş ilanları konusunda arkadaşlardan hukuki olarak bir takım sıkıntılar çıkabileceği yönünde uyarılar geldi. Biraz daha bilgilenmek gerekiyor :)

Snippets
  • VMware ESXi üzerinde tanımlanmış Storage path'lerini görüntülemek için;
esxcfg-mpath --list-paths  

Hyper ile HTML/JS/CSS’i Terminalde Kullanın

Hyper, HTML/JS/CSS’i kullanabilmenizi sağlayan bir terminal emülatörüdür.  Terminal emülatörü aynı zamanda uzantıları da destekliyor. Bu size yeni özellikleri ekleyebilmenize  veya değişiklikler yapmanıza imkan tanıyor. Geliştiriciler; öncelikli hedeflerinin hız, kararlılık ve uzantı sahipleri için doğru API’nin geliştirilmesi olduğunu söylüyorlar. Hyper, şu an için sadece 64-bit

Neofetch Nedir? Nasıl Kurulur? (Ubuntu/Linux Mint)

Neofetch, bilgisayarınızla ilgili bilgileri size Terminal üzerinden gösterebilen bir yazılım. Neofetch’in bilgileri sunum şekli açıkçası hoşuma gitti. Detaylı kullanımı için birçok yazılımda olduğu gibi okuduğunuzu anlayabilecek kadar İngilizce’nizin olması gerektiğini belirtelim. Neofetch Kurulumu (Ubuntu/Linux Mint) Aşağıdaki komutları sırasıyla Terminal’de çalıştırarak kurulumu

8-Bit Day Masaüstü Duvar Kağıdı Seti

8-Bit Day, 12 tane yüksek çözünürlüklü arkaplandan oluşan bir masaüstü duvar kağıdı seti. Bu set ile 1’den 12’ye kadar güneşin ve ayın, doğuşunu, batışını gün içerisinde görebiliyorsunuz. Bilgisayarınızın çözünürlüğüne göre (1280x720 çözünürlükten başlayıp 4K’ya kadar) size uygun olan duvar kağıdı setini sitesinden (http://danny.care/bitday/download/) indirip kullanabilirsiniz. Duvar

Şadi Evren Şeker ile Linux Üzerine Bir Röportaj

Şadi Evren Şeker, SistemLinux’un röportaj sorularını videolu bir şekilde yanıtladı. Kendisine buradan bir kez daha bu hızlı geri dönüşü için çok teşekkür ederim. :) Özellikle Şadi Bey'in Bilgisayar Kavramları Youtube kanalını mutlaka takip edin. Herkese iyi seyirler.

December 02, 2016

Slackware Live Edition 1.1.4 Live ISO Duyuruldu

bluepiSWEric Hameleers tarafından 10 Kasım 2016‘da Slackware Live Edition’ın 1.1.4 sürümü duyuruldu.

Kaynak: http://alien.slackbook.org/blog/slackware-live-edition-1-1-4-based-on-slackware-current-of-4-nov-2016/

Download Kaynakları:

Slackware Live Edition 1.1.4 Live ISO Duyuruldu yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

December 01, 2016

Linux Mint 18.1 “Serena” Cinnamon Beta Sürümü Çıktı

Linux Mint ekibi Linux Mint 18.1 "Serena" Cinnamon Beta sürümünü yayınladı. Linux Mint 18.1 LTS desteğine sahip olan sürüm 2021'e kadar desteklenecek. Güncellenmiş yazılımları ve yeni özellikleri içerisinde barındıran bu sürüm, kullanımınızı daha rahat hale getiriyor. Bu yeni sürümde birçok geliştirme mevcut. Bunların neler olduğunu şu adresten öğrenebilirsiniz. Linux Mint 18.1 "Serena"

Linux Mint 18.1 "Serena" MATE Beta Sürümü Çıktı

Linux Mint ekibi Linux Mint 18.1 "Serena" MATE Beta sürümünü yayınladı. Linux Mint 18.1 LTS desteğine sahip olan sürüm 2021'e kadar desteklenecek. Güncellenmiş yazılımları ve yeni özellikleri içerisinde barındıran bu sürüm, kullanımınızı daha rahat hale getiriyor. Bu yeni sürümde birçok geliştirme mevcut. Bunların neler olduğunu şu adresten öğrenebilirsiniz. Linux Mint 18.1 "Serena" MATE

November 30, 2016

Hollywood Hacker Arayüzü Nasıl Kurulur? (Ubuntu/Linux Mint)

Hollywood filmlerinde, terminalde birçok farklı kodun veya yazının geçtiğini görmüşsünüzdür. O sahneleri izlerken hangimiz etkilenmedik ki? :) Siz de o havalı terminale sahip olmak istiyorsanız ihtiyacınız olan şey Hollywood. Hollywood, Dustin Kirkland tarafından geliştirilen bir Ubuntu paketi. Çevrenizde, bilgisayardan anlamayan insanları kolayca etkileyebileceğiniz, hatta sizin

November 29, 2016

Getgnu.org Macerası – II

getgnu_logoGetgnu.org web sunucusunda bu hafta olağan dışı bir hareket gözlemledik.
anlaşılan o ki hackerlerin hedefi bu kez getgnu.org sunucusuydu.
Getgnu.org Sitesini barındıran Vps sunucumuzun Cpu kullanımı Devamlı surette %100 sınırına ulaşıyordu.

cpu-100-100

Yoğun bir Ddos saldırısına maruz kaldığımızı anlamamız biraz vakit aldı.
Saldırgan kendisini google bot olarak tanıttığından biz sadece robots.txt dosyasını düzenleyip
tüm botlara siteyi kapattık. durum değişmedi. Saldırgan bot olmadığı için aldığımız tedbir yeterli olmadı ve saldırılar devam etti.

ddos-02

Bu resim de xmlrpc.php dosyasına yapılan istekleri görüyorsunuz. oldukça Fazla istek var. (289260 istek)

ddos-00

Sisteme fail2ban kurduk. ek tedbir olarak Saldırgan ip adreslerini iptables ile blokladık.

iptables -A INPUT -s 163.172.141.185 -j DROP
iptables -A INPUT -s 163.172.189.230 -j DROP

Getgnu.org sitesi şu an stabil şekilde görevini yapmaya devam ediyor.

 

ddos-01

 

Getgnu.org Macerası – II yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

Ubuntu 17.04 ‘Zesty Zapus’ Çıkış Tarihi Duyuruldu

Ubuntu Wiki sayfasında Ubuntu 17.04 'Zesty Zapus' çıkış tarihi duyuruldu. Takvime göre Ubuntu’nun yeni sürümü 13 Nisan 2017’de çıkacak.  Ubuntu 17.04 'Zesty Zapus' Takvimi - Alpha 1 – 29 Aralık - Alpha 2 – 26 Ocak - Beta 1 – 23 Şubat - Final Beta – 23 Mart - Çıkış Tarihi – 13 Nisan Ubuntu 17.04 'Zesty Zapus' çıktıktan sonra 9 ay boyunca uygulamalar, hata düzeltmeleri ve kritik güvenlik

November 28, 2016

DevOps Günlüğü #12 28.11.2016

DevOps Günlüğü #12 28.11.2016

Merhaba,
3 haftadır iş yoğunluğundan günlüğü yayınlayamamıştım. Ancak epey bağlantı birikmiş durumda. 19 Kasım'da SysadminAnkara'nın ilk etkinliğini gerçekleştirdik. Aşağıdaki adresten çektiğim fotoğrafları görebilirsiniz.
https://www.meetup.com/sysadmin-ankara/photos/27443711/

http://cormachogan.com/2016/11/10/run-kubernetes-natively-vsphere/

Photo Credits:
Nasa Image of The Day - James Webb Space Telescope Mirrors Will Piece Together Cosmic Puzzles
https://www.nasa.gov/image-feature/james-webb-space-telescope-mirrors-will-piece-together-cosmic-puzzles

November 23, 2016

Ubuntu’da Cinnamon 3.2 Kurulumu Nasıl Yapılır?

Eğer Linux Mint 18.1 "Serena" ile gelecek olan Cinnamon 3.2’yi bekleyemem diyen bir Ubuntu kullanıcısıysanız kurulum için gereken kodları yazının sonunda bulabilirsiniz. Cinnamon 3.2’deki değişikliklerin neler olduğunu görmek istiyorsanız şuradan görebilirsiniz. Cinnamon 3.2 Kurulumu (Ubuntu 16.04 LTS Xenial Xerus / Ubuntu 16.10 Yakkety Yak) Aşağıdaki komutları kullanarak kurulumu

November 21, 2016

Total War: WARHAMMER Linux Sistem Gereksinimleri Duyuruldu

Sizlere daha önce Total War: WARHAMMER’ın Linux’e geleceğinden bahsetmiştik. Feral Interactive, oyunun Linux için sistem gereksinimlerini açıkladı.  Total War: WARHAMMER Old World Sistem Gereksinimleri: - 3.4GHz Intel Core i3-4130 veya 3.5GHz AMD FX6300 işlemci - 4 GB RAM - 1 GB Nvidia 650ti veya 2 GB AMD R9 270 grafik kartı veya üstü Total Dominion İçin Tavsiye Edilen Sistem

November 17, 2016

Cool-Retro-Term Nedir? Nasıl Kurulur? (Ubuntu/Linux Mint)

Cool-Retro-Term, Filippo Scognamiglio tarafından geliştirilen ücretsiz bir terminal emülatörüdür. Bu emülatör sayesinde o eski filmlerde gördüğünüz tüplü ekranlarda kod yazıyormuş hissini yakalayabilirsiniz. Sıradan terminal ekranından sıkıldıysanız belki de aradığınız değişiklik tam olarak budur.  Özelleştirilebilir ve hafif bir terminal emulatörü olan Cool-Retro-Term, konsol motorunu

Boot-Repair Nedir? Nasıl Kurulur? (Ubuntu/Linux Mint)

Boot-Repair, GRUB ve Syslinux ile uyumlu Windows XP, Vista, 7, Windows 8, Debian, Ubuntu, Mint, Fedora, OpenSuse ve diğer GRUB ve Syslinux ile uyumlu sistemlerdeki, bilgisayarın açılış sorunlarının çözülmesine yardımcı olan basit bir araçtır. Örneğin, Ubuntu’dan sonra Windows kurulumu ya da Windows’tan sonra Ubuntu kurulumu yaptıktan sonra bilgisayarınız açılmazsa, Boot-Repair size bu

Snapcraft Nedir? Nasıl Kurulur? (Ubuntu/Linux Mint)

Snapcraft, Canonical’ın geliştirdiği ve kullanıcılara deb paketlerini snappy formatına dönüştürmeye yardımcı olan açık kaynaklı bir araçtır.  Snapcraft Kurulumu Nasıl Yapılır? PPA sayesinde geliştiriciler Snapcraft’ı kolaylıkla Ubuntu 16.04 Xenial Xerus, Ubuntu 14.04 Trusty Tahr, Linux Mint 18 Sarah, Linux Mint 17.x, Elementary OS 0.3 Freya, Elementary OS 0.4 Loki ve diğer Ubuntu

Microsoft, Linux Vakfı'na Katıldı

Linux Vakfı, Microsoft’un Platinum Üye olarak organizasyona katıldığını açıkladı. Buluttan masaüstüne kadar açık kaynak projelerini arttıran Microsoft, bundan önce de .NET Core 1.0’ı yayınlamış, Ubuntu’yu Windows 10’a getirmek için Canonical ile anlaşmıştı. Bu açık kaynak projelerin arasında Xamarin ve Azure de var. Bununla birlikte Microsoft, ürünlerine olan destek için Red Hat, SUSE ve

November 16, 2016

TOTAL WAR: WARHAMMER Linux’e Geliyor

Bundan 5 ay önce, yani 24 Mayıs 2016’da Windows için çıkartılan Total War: Warhammer, 22 Kasım 2016’da Linux ve MAC’e geliyor. Oyunun Steam'deki satış fiyatı: 179 TL

November 14, 2016

How to Disable Automatic Web Page Refreshing

firefox adres çubuğuna about:config yazıyoruz, gelen listede accessibility.blockautorefresh aratıp buluyoruz, çift tıklayıp false olan değeri true yapıyoruz artık web sayfası kendi kendine refresh olmuyor, haber sitelerinin can sıkıcı özelliği böylece son buluyor.

November 13, 2016

tmux klavye kısayolları

split

Genel tmux kısayolları:
ctrl+b ? yardım
ctrl+b s mevcut oturumları (session) listeleme ve geçiş
ctrl+b d oturumdan ayrılma (detach)
ctrl+b c yeni pencere oluşturma (create)
ctrl+b , pencere adını değiştirme
ctrl+b l son (last) pencereye dön
ctrl+b n sonraki pencere (next)
ctrl+b p önceki pencere (previous)
ctrl+b w pencereleri (window) listeleme ve geçme
ctrl+b <num> <num> numaralı pencereye geçme
ctrl+b % paneli dikey böler
ctrl+b ” paneli yatay böler
ctrl+b <space> panel yerleşim modunu değiştirir
ctrl+b ctrl+o panellerin yerlerini değiştirir
ctrl+b o paneller arasında geçiş
ctrl+b q panel numaralarını gösterme ve geçme
ctrl+b <ok tusu> paneller arasında geçiş
ctrl+b ctrl+<ok tusu> panel boyunu ok yönünde değiştirme
ctrl+b [ copy moda geçer <ok tuşları>
ctrl+space seçmeye başlar alt+w seçili alanı kopyalar
ctrl+b ] paste eder
ctrl+b = bufferdan seçip paste eder
ctrl+b t zamanı (time) gösterme
ctrl+b : komut modu

kaynak: http://beyaz.net/tr/ipucu/entry/484/

tmux klavye kısayolları yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

November 04, 2016

LILO Disk UUID Kullanmak

Lilo_Linux_Loader-300x189Henüz test etme fırsatım olmadı denediğimde bu günlük girdisini düzenlerim.

 

 

 

initramfs oluşturmak.

 

cd /boot
mkinitrd -c
cd initrd-tree
find . | cpio -H newc -o > ../initrd.cpio

/etc/lilo.conf dosyası içeriği.

# Start LILO global section
boot = /dev/disk/by-id/ata-ST3320620AS_ABCD1234
compact
lba32
# LILO doesn't like same volume IDs of RAID 1
disk = /dev/sdb inaccessible
default = Windows
bitmap = /boot/slack.bmp
bmp-colors = 255,0,255,0,255,0
bmp-table = 60,6,1,16
bmp-timer = 65,27,0,255
# Append any additional kernel parameters:
append=" vt.default_utf8=1"
prompt
timeout = 35
# End LILO global section
 
image = /boot/vmlinuz
  append = "root=UUID=2cc11aaf-f838-4474-9d9a-f3881569f97c"
  label = Linux
  read-only
image = /boot/vmlinuz.rescue
  append = "root=UUID=2cc11aaf-f838-4474-9d9a-f3881569f97c"
  label = Rescue
  read-only
other = /dev/sda
  # Windows doesn't go to S3 sleep and has issues with backup,
  # unless it sees its disk as first in BIOS...
  boot-as = 0x80
  label = Windows
other = /dev/disk/by-id/ata-ST3320620AS_ABCD1234-part4
  label = OSX

 

 

deneyen olursa yorum kısmana yazmanızı rica ediyorum.

 

Kaynak : http://nil-techno.blogspot.com.tr/2012/01/using-lilo-to-boot-disks-by-uuid.html

LILO Disk UUID Kullanmak yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

Football Manager 2017 Linux'e Geldi

p { margin-bottom: 0.25cm; line-height: 120%; }a:link { } Football Manager 2017, Linux ile beraber aynı zamanda Windows ve macOS için de çıktı. Football Manager 2017’nin Steam’deki satış fiyatı 100 TL. Football Manager 2017 Linux Sistem Gereksinimleri: - Intel HD Grafik 3000/4000, GeForce 8600M GT veya yenisi, AMD Radeon HD 2400 serisi veya yenisi.

DevOps Günlüğü #11 04.11.2016

DevOps Günlüğü #11 04.11.2016

Hafta hızlı başlamıştı, işin aslı çok takip edemedim blogları. DevOps günlüğünün 11. sayısıyla devam ediyoruz.
Bu haftalardan sonra DevOps & SysAdmin arayan şirketlerin ilanlarını ve twitter'dan alıntıları da buradan yayınlıyor olacağım.

Bildiğiniz üzere sysadmin@ankara Meetup grubumuzun ilk açılış etkinliğini 19 Kasım'da Hacettepe Teknokent'te gerçekleştiriyoruz.
100 kişi sınırımız var. Şimdiden 40+ kişi olduk :) Acele edin siz de katılın.

Photo Credits:
Nasa Image of The Day - Expedition 49 Soyuz Spacecraft Landing

November 03, 2016

Deus Ex: Mankind Divided Linux'e Geldi

Sizlere daha önce Deus Ex: Mankind Divided’ın Linux’e gelebileceğinden bahsetmiştim. Feral Interactive, Deus Ex: Mankind Divided’ın Linux sürümünü yayınladı. Bildiğiniz gibi oyunun Windows sürümü geçtiğimiz ağustos ayında çıkmıştı. Deus Ex: Mankind Divided Linux Sistem Gereksinimleri: - Sadece OpenGL ve Nvidia desteğine sahip. (Vulkan desteği yok) - Minimum GeForce GTX 680, tavsiye

November 01, 2016

Ubuntu Server Login Hatası Çözümü

ubuntu-logoGeçenlerde login izni vermeyen bir ubuntu server ile karşılaştım.

Sunucu konsoldan veya uzak ssh ile erişme izin vermiyordu.

 

 

pam-d-2016-11-02-00-01-29

Çözüm üreten arkadaşa buradan saygılarımı sunuyorum.

diff -u pam.d/gdm pam.d.new/gdm
--- pam.d/gdm	2007-04-10 23:43:51.000000000 +0300
+++ pam.d.new/gdm	2016-10-29 15:09:06.000000000 +0300
@@ -1,8 +1,6 @@
 #%PAM-1.0
 auth	requisite	pam_nologin.so
 auth	required	pam_env.so
-@include common-auth
 @include common-account
-session	required	pam_limits.so
 @include common-session
 @include common-password
diff -u pam.d/login pam.d.new/login
--- pam.d/login	2014-10-01 19:05:18.000000000 +0300
+++ pam.d.new/login	2016-10-29 17:31:44.000000000 +0300
@@ -31,7 +31,7 @@
 session       required   pam_env.so readenv=1 envfile=/etc/default/locale
 
 # Standard Un*x authentication.
-@include common-auth
+###@include common-auth
 
 # This allows certain extra groups to be granted to a user
 # based on things like time of day, tty, service, and user.
@@ -73,9 +73,9 @@
 session    optional   pam_mail.so standard
 
 # Standard Un*x account and session
-@include common-account
-@include common-session
-@include common-password
+###@include common-account
+###@include common-session
+###@include common-password
 
 # SELinux needs to intervene at login time to ensure that the process
 # starts in the proper default security context. Only sessions which are
diff -u pam.d/ssh pam.d.new/ssh
--- pam.d/ssh	2014-10-01 17:51:40.000000000 +0300
+++ pam.d.new/ssh	2016-10-29 17:25:02.000000000 +0300
@@ -2,26 +2,26 @@
 
 # Read environment variables from /etc/environment and
 # /etc/security/pam_env.conf.
-auth       required     pam_env.so # [1]
+###auth include common-password
 # In Debian 4.0 (etch), locale-related environment variables were moved to
 # /etc/default/locale, so read that as well.
-auth       required     pam_env.so envfile=/etc/default/locale
+###auth       required     pam_env.so # [1]
 
 # Standard Un*x authentication.
-auth include common-auth
+###auth       required     pam_env.so envfile=/etc/default/locale
 
 # Disallow non-root logins when /etc/nologin exists.
-account    required     pam_nologin.so
+###account    required     pam_nologin.so
 
 # Uncomment and edit /etc/security/access.conf if you need to set complex
 # access limits that are hard to express in sshd_config.
 # account  required     pam_access.so
 
 # Standard Un*x authorization.
-auth include common-account
+###auth include common-auth
 
 # Standard Un*x session setup and teardown.
-auth include common-session
+###auth include common-account
 
 # Print the message of the day upon successful login.
 session    optional     pam_motd.so # [1]
@@ -36,4 +36,4 @@
 # session  required     pam_selinux.so multiple
 
 # Standard Un*x password updating.
-auth include common-password
+auth include common-session

 

 

Ubuntu Server Login Hatası Çözümü yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

October 30, 2016

Kernel 4.8.5 Nasıl Yüklenir?

flzfAslında Debian, Ubuntu ve tüm türevleri ile Linux Mint sürümleri için güncel Linux çekirdeğine nasıl yükseltme yapılacağını irdeleyen bir yazı yazmış olduğumuz için bu tür özel yazılar yazmamıza gerek olmamasına karşın, kullanıcılardan gelen beklentiler nedeniyle hâlâ böyle yazılar yazıyoruz. En son gelişmiş kararlı çekirdek 4.8.5; 28 Ekim 2016 tarihi itibariyle duyuruldu. 4.8.5 Linux çekirdeğinin duyurusu, Greg Kroah-Hartman tarafından yapıldı. Kullanıcıların yeni sürüme yükseltme yapmalarının gerektiği belirten Kroah-Hartman; herhangi bir sorunla karşılaşan kullanıcıların, geri bildirimde bulunmalarını rica etti. Bu yazıda, 4.8.5 Linux çekirdeğinin nasıl yükleneceğini ele alacağız. Bunun için, Canonical’ın kernel.ubuntu.com deposu aracılığıyla kullanıma sunduğu .deb paketlerini kullanacağız. Söz konusu işlemleri yaparken; temel olarak Ubuntu ile Linux Mint, Elementary OS, Pinguy OS, Deepin, Peppermint, LXLE, Linux Lite, Voyager gibi Ubuntu türevlerini hesaba kattığımızı hatırlatalım.

32 bit sistemler için:

4.8.5 Linux çekirdeği 32 bit sistemlere aşağıdaki gibi yüklenir. İlkin gerekli paketleri indiriyoruz:

cd /tmp

wget kernel.ubuntu.com/~kernel-ppa/mainline/v4.8.5/linux-headers-4.8.5-040805_4.8.5-040805.201610280434_all.deb \

wget kernel.ubuntu.com/~kernel-ppa/mainline/v4.8.5/linux-headers-4.8.5-040805-generic_4.8.5-040805.201610280434_i386.deb \

wget kernel.ubuntu.com/~kernel-ppa/mainline/v4.8.5/linux-image-4.8.5-040805-generic_4.8.5-040805.201610280434_i386.deb

Şimdi 4.8.5 Linux çekirdeğini yükleyelim:

sudo dpkg -i linux-headers-4.8*.deb linux-image-4.8*.deb

Eğer gerek duyarsanız daha sonra çekirdeği kaldırmak için bu sayfadan yararlanabilir ya da aşağıdaki komutu verebilirsiniz.

sudo apt-get remove linux-headers-4.8* linux-image-4.8*

64 bit sistemler için:

4.8.5 Linux çekirdeği 64 bit sistemlere aşağıdaki gibi yüklenir. İlkin gerekli paketleri indiriyoruz:

cd /tmp

wget kernel.ubuntu.com/~kernel-ppa/mainline/v4.8.5/linux-headers-4.8.5-040805_4.8.5-040805.201610280434_all.deb \

wget kernel.ubuntu.com/~kernel-ppa/mainline/v4.8.5/linux-headers-4.8.5-040805-generic_4.8.5-040805.201610280434_amd64.deb \

wget kernel.ubuntu.com/~kernel-ppa/mainline/v4.8.5/linux-image-4.8.5-040805-generic_4.8.5-040805.201610280434_amd64.deb

Şimdi 4.8.5 Linux çekirdeğini yükleyelim:

sudo dpkg -i linux-headers-4.8*.deb linux-image-4.8*.deb

Eğer gerek duyarsanız daha sonra çekirdeği kaldırmak için bu sayfadan yararlanabilir ya da aşağıdaki komutu verebilirsiniz.

sudo apt-get remove linux-headers-4.8* linux-image-4.8*

Özgür Web ve Teknoloji Günleri 2016

Herkese selam,

Yine kısa bir etkinlik sonrası yazısı yazıyorum. Etkinliklerden sonra hep blog yazmamın nedeni, böyle günlerin kayıtlara geçmesini istiyor olmam. Bu yıl "Özgür Web Teknolojileri Günleri" 22-23 Ekim'de Boğaziçi Üniversitesi'nde gerçekleşti.  Etkinliğe sadece ilk günü katılabildim ama dopdolu geçti.

Sunumlar 2 salonda paralel gerçekleşti. Ancak etkinliğe katılım çok fazla olduğu için salonlarda yer kalmadı. Kısa bir süre sonra da "Kendimi Şanslı hissediyorum" sınıfı açıldı. Burada, etkinliğe katılan herhangi birisi kısa ya da uzun anlatmak istediği ne varsa dinleyicilerle paylaşabiliyordu.

Benim ilk katıldığım sunum Halil Kaya ve Fatih Kadir Akın'ın "Belgelendirme Güdümlü Geliştirme" sunumuydu. Github'daki projelerimde belgelendirmeyi neden önemsemem gerektiği ile ilgili başka bir bakış açısı edindim diyebilirim.
Ardından Uğur Arıcı'dan "Modern Web Uygulamalarında Özgür Teknolojiler" sunumunu dinledim. 
Bu sunumdan sonra benim sunumum vardı. Ben de, Web Dünyasında Uluslararası Özgür Yazılım Fırsatları'nı anlattım. Bu sunumu yapmak için başvurmamın nedeni; böyle etkinliklere ilk defa katılıp, birşeyler yapmak isteyen ve nereden başlayacağı konusunda kafasında sorular olanlar için çevremde gördüklerimi, okuduklarımı ve kendi yaşadıklarımı anlatarak dinleyiciler için bir fikir oluşturmaktı. Sunumdan sonraki sorular, geri dönüşler beni çok çok mutlu etti.

Ardından Burak Can'ın "Elm Dili ile Fonksiyonel Programlama" sunumunu dinledim. Sunum sonunda bunu da bir denesem iyi olacak şeklinde ikna olmuştum. Boş bir vaktimde Elm'e vakit ayıracağım.
  Tabiki sunum araları hep aşırı süperli :)
Sunumları merak edenler buradan ulaşabilirler. 

Benim için yine çok harika geçen bir gündü. Yeni insanlarla tanıştım, az görebildiğim arkadaşlarımla görüştüm. Bir sonrakine siz de gelin. :)

October 29, 2016

FSearch İle Bilgisayarınızda Aradığınız Dosyaları Anında Bulun!

FSearch, Windows için geliştirilen Everything Search Engine’den ilham alınarak, Linux için geliştirilmiş yeni bir dosya arama yazılımıdır.  FSearch’in geliştiricisi Christian Boxdörfer, kendi web sitesinde, Linux’te Everything Search Engine gibi hızlı ve güçlü bir yazılım bulamadığını söylüyor. Linux’te popüler arama araçlarını karşılaştırmış. FSearch’ü geliştirmeden önce, tamamen yeni

October 28, 2016

DevOps Günlüğü #10 28.10.2016

DevOps Günlüğü #10 28.10.2016

Geçen sene bu zamanlar OpenStack Summit için Tokyo'da idim. :) Şu an Barcelona'da OpenStack Summit yapılıyor.
DevOps Günlüğü #10 28.10.2016

Haftanın başlıkları;

Photo Credits:
Nasa Image of The Day - Star Trails Seen From Low Earth Orbit
https://www.nasa.gov/image-feature/star-trails-seen-from-low-earth-orbit

Linux Mint 18.1’in Kod Adı "Serena"

Linux Mint 18.x serisinin kod adı "Serena" olacak.  Linux Mint 18.1 muhtemelen Kasım/Aralık 2016’da çıkacak ve 2021’e kadar desteklenecek. Linux Mint 18 kullanıcıları, güncelleme işlemlerini kolay ve güvenli bir şekilde Güncelleme Yöneticisi’nden yapabilecekler.

October 26, 2016

sysadmin@ankara Açılış ve Kasım Etkinliği [19 Kasım 2016]

sysadmin@ankara Açılış ve Kasım Etkinliği [19 Kasım 2016]

Malumunuz bir süre önce bir Meetup grubu kurmak için kolları sıvamıştım. Amacım Ankara ve çevre illerdeki Sysadmin arkadaşları bir araya toplamak, zaman zaman etkinlikler düzenlemekti. Geçen sene bahar aylarında açtığımız grubumuz 170+ üyeye ulaşmış durumda.

Tabii bu süre zarfında Ramazan Bayramı, Yaz Tatili girince toplanamadık ve bu tarihe kadar geldik. Bir süre önce de bildiğiniz üzere NGX Storage firmasında işe başladım. Çalıştığım firmanın desteği ile etkinliği düzenlemeye karar verdik.

Sağolsun bu arada Mellanox Türkiye ve NGX Storage etkinliğe sponsor oldular. İlk etkinliğimizi 19 Kasım 2016 10:30 itibariyle başlatıyoruz.

Etkinliğimiz Hacettepe Teknokent 1. Arge Binası Konferans salonunda başlayacak.

Program ise şöyle;

  • 10:45 - 11:30 "Sysadmin Gözünden OpenStack Yönetimi" - Onur Bektaş(Başuzman Araştırmacı, TÜBİTAK ULAKBİM)
  • 11:30 - 12:00 Coffee Break / Networking
  • 12:00 - 12:45 "Hızlı Cloud Storage, Hızlı Network İster" - Altay Gencay(Mellanox Türkiye Genel Müdürü, Mellanox Tech.)
  • 12:45 - 13:00 Coffee Break / Networking
  • 13:00 - 13:45 "Bulut Bilişim'de All-Flash Teknolojileri" - Beyhan Çalışkan(NGX Teknoloji Genel Müdürü, NGX Storage)
  • 13:50 - 14:15 "Sysadmin Ankara Çalışma Paneli"

Katılmak isterseniz aşağıdaki butonla veya bağlantıya tıklayarak katılımınızı bildirmeniz gerekiyor.

RSVP
http://www.meetup.com/sysadmin-ankara/events/235124829/

October 24, 2016

DevOps Günlüğü #9 21.10.2016

DevOps Günlüğü #9 21.10.2016

sysadmin@ankara grubumuzun ilk etkinliğini gerçekleştireceğiz. 18 veya 19 Kasım'da 3-4 saatlik bir açılış etkinliği planlıyoruz. Tarih konusunda karar veremediğimiz için şurada bir anket açtık. Katılımlarınızı bekliyoruz :)

Photo Credits:
Nasa Image of The Day - Orbital ATK Cargo Mission Set For Launch to Space Station
https://www.nasa.gov/image-feature/orbital-atk-cargo-mission-set-for-launch-to-space-station/

October 23, 2016

Nginx’te dizin şifreleme

Değerli dostumuz @caylakpenguen, yine ilginç bir konuya değinmiş. Nginx web sunucumuzda bir dizine girişte parola işlemi yapmak istediğimizde ne yapmamız gerektiğini ele almış. @caylakpenguen‘in yazısı şu şekilde: “Nginx web sunucumuzda bir dizine girişte parola işlemi yapmak istediğimizde Apache gibi .htpasswd oluşturma işlemi gibi yapılmıyor. Htaccess erişim kontrolü olarak biliyor Apache’de. Nginx’te bunu yapmak için VirtualHost dosyasında ekleme yapmamız gerekiyor. Ayrıca htpasswd gibi bir dosyayı biz oluşturup istediğimiz dizine atarak tanımlama yapacağız.

Şifremizi openssl marifeti ile oluşturacağız.

openssl passwd

yazıp enter dediğimizde giriş için kullanacağımız şifre iki kere girilecek ve girdiğimiz parola için karmaşık bir görünüm oluşturacak.

root@salih:~# openssl passwd
Password:                                123456 Girdim
Verifying - Password:              123456 Girdim
6i60Qf3fCAO4c

123456 şifresi için 6i60Qf3fCAO4c dizisini üretti.

Phpmyadmin dizinini güvene almak istiyorum. buda genelde pma olarak bağlanılır. Bundan dolayı sunucuya http://sunucu/pma olarak erişmek istenecek. Dışarıdan direk giriş yerin öncesinde bir şifre ekranı gelecek. Ben /etc/nginx/ dizini altında pma_sifre diye bir dosya içinde kullanıcımı ve şifremi tutacağım. Yukarıda ürettiğim şifre karşılığındaki diziyi salih kullanıcısı ile eşleştireceğim.

nano /etc/nginx/pma_sifre

salih:6i60Qf3fCAO4c

ekleyip çıkıyoruz.

salih kullanıcısı ve 123456 şifresi ile giriş yapılacağı bilgisini girdim.

Nginx config dosyasında server{ altında bir yere ayarları eklemeniz gerekiyor.

server  {
. . .

location / {
try_files $uri $uri/ =404;
}

location /pma {
auth_basic "Pma Giriş Ekranı";
auth_basic_user_file /etc/nginx/pma_sifre;
}

kaydedip çıkıyoruz. Nginx sunucusunu yeniden başlattığımızda, artık /pma ile erişimde şifre sorulacak.

Kaynak: http://www.linuxuzmani.com

caylak.truvalinux.org.tr

October 19, 2016

LG G4 Bootloop: Çözüm ve geçici çözüm

LG G4 Bootloop Güncelleme: 21.11.2016

Telefonum 1 ay 10 gün sonra Medcell servisinden geldi, anakart değişimi olmuş (fakat imei değişmemiş). Şu anda çalışıyor bir sorun görünmüyor. Zannediyorum ki LG dünya çapında yeni anakart temini işiyle uğraşıyor ve önceliği de kendi distribütörlerine veriyor. İthalatçı firmalar bu nedenle gecikiyor. Söylenene göre Delta gibi büyük ithalatçı firmalar bile 2 ayda anca anakart tedariki sağlıyormuş. Sıkıntılı bir süreçti, umarım tekrar sorun yaşamam.

LG G4… Güçlü, hızlı, harika bir ekrana ve piyasadaki en iyi kameraya sahip güzel telefonumuz… Ama ne yazık ki her güzelin bir kusuru var, LG G4’ün -hele hele belli üretim serilerinin- kusuru çok büyük: “Bootloop

Canım telefonunuz günün veya gecenin bir vakti ansızın kendi kendine kapanıp tekrar açılmaya çalışıyorsa geçmiş olsun ya da klübe hoş geldiniz!

Nedir bu “Bootloop” arkadaş?

Telefonun başlangıç (boot) sürecinin döngüye (loop) girip bir türlü telefonun işletim sistemini başlatamaması, sürekli açışış ekranına geri dönmesi diyebiliriz.

Neden olur bu “Boot Loop”

Bu sorunun iki nedeni var, birincisi donanımsal nedenler, ikincisi ise yazılımsal nedenler. Genellikle bootloop donanımsal sorunlardan kaynaklanmakta. Bazen yazılımsal sorunlar nedeniyle de oluşabilmekte olsa da aynı telefon yazılımsal sorun çözülse de bir müddet sonra donanımsal hatadan dolayı aynı sorunu yaşatabilmekte.

Bootloop birçok telefonda yaşanabilen bir sorun, konumuz LG G4 – H815’te boot loop sorunu olduğundan, bu telefon özelinde yazmaya devam edeceğim.

LG G4 modelinin tasarımında veya üretiminde bir mühendislik hatası var, grafik işlemci çok ısındığında onu anakart entegresine bağlayan bağlar gevşiyormuş ve temassızlık nedeniyle telefon yeniden başlayarak açılış ekranından öteye gidemiyornuş. Bu donanım kaynaklı sorun. yazılım kaynaklı sorun ise telefonu başlatmanıza engel olan bir yazılım hatası, genellikle güncellemelerden sonra kullanıcılar bu sorunu yaşadığında sorunun yazılım kaynaklı olma ihtimali öne çıkmakta. Ki benim “ilk bootloop” sorunum da yazılım kaynaklı idi.

Böyle büyük bir üretim hatasını LG firması kabul etti (bknz: http://www.androidauthority.com/lg-admits-g4-bootloop-problem-hardware-fault-669603/)  ve servislerde tamirat ve değişim yapılacağını söyledi — Tabi ki resmi distribitörlerde bu süreç daha sorunsuz ve kolay oldu. İthalatçı garantili telefonlarda ise iş sizin paralel ithalatçı firmanın iş adabına ve dürüstlüğüne kalmış. Benim telefonu aldığım ithalatçı Medcell sorunu ilk kez yaşadığımda sağolsunlar hallettiler, bir tek 20 işgünü tamir süresinin sonuna kadar kullandılar o kötü oldu, o süreçte telefonsuz kaldım.

LG G4 Bootloop sorunu ile karşılaştığınızda ne yapmalısınız?

“Eyvah, LG G4 bootloop sorunu ortaya çıktı telefonum açılmıyor, yeniden başlayıp duruyor” dediğinizde veya çevrenizde birisi böyle dediğinde öncelikle sakin olun. Öncelikle cihazınızın garantisi devam ediyor mu, garanti belgeniz veya faturanız duruyor mu kontrol edin.

Cihazınızın Garantisi devam ediyor ise:

  • Telefonun açılması için sürekli pili çıkarıp takmayın, baktınız birkaç kez açılmıyor, pili çıkarın ve telefonu dinlenmeye bırakın. Telefon dinlenirken (yani içindeki elektrik boşalırken)
  • Telefonun içindeki önemli verilerinizi düşünün; Verilerinizi bilgisayara yedeklemiş miydiniz? Böyle komple bir yedekleme yapmadıysanız; Telefon rehberinizi Google hesabınızla entegre etmiş miydiniz? Fotoğraflarınızı ve videolarınızı Google Photos gibi bir uygulamaya veya benzerine otomatik yedekliyor muydunuz? Whatsapp konuşmalarınızı Google Drive’a arşivliyor muydu? Özetle telefonda yedeği olmayan ve muhakkak ulaşmanız gereken belgeleriniz var mıydı?
  • Yukarıdaki yedekleme listesini kontrol edip önemli bir veri kaybına uğramayacaksanız telefonu en kısa zamanda servise gönderin, maalesef servis tamiratında içindeki verilerin tamamı silinecek. Unutmadan SD kartınızı servise göndermeyin. SD kartınızdaki veriler tabi ki bu sorundan etkilenmedi. Sadece telefon hafızası gidecek.
    • Önemli verim yok, şansımı denemek istiyorum diyorsanız, telefonu fabrika ayarlarına geri döndürerek şansınızı deneyebilirsiniz.

LG G4’ü fabrika ayarlarına sıfırlamak için telefon kapalıyken “Ses azalt” ve “Güç” düğmesine aynı anda basın, LG logosunu gördüğünüzde güç düğmesinden elinizi bir saniyeliğine çekin ve tekrar basıp fabrika cihaz sıfırlama ekranı gelene kadar basılı tutun (bi 5 saniye kadar sonra gelecektir, uzun sürerse pili çıkarıp tekrar deneyin) Şayet bu ekranda takılırsa aşağıda anlatacağım “Soğutma Yönetmi”ni uygulayıp deneyin.

  • Şayet “Evet G4’ün içinde çok önemli ve ulaşmam gereken verilerim var diyorsanız” Aşağıda kendi bulduğum yöntem işinize yarayabilir:

Soğutma Yöntemi:

*** Öncelikle bu tür yöntemlerin az da olsa bir risk barındıracağını belirtmek isterim, aman sakın haa öyle youtube’da falan gördüğünüz mikrodalga fırına koyun düzelsin tarzı safi tehlikeli yöntemleri denemeyin. Bu yöntemde geçici bir çözüm olarak cihazı soğutup soğuk bir ortamda çalıştıracağız o kadar.

Bootloop sorununu ilk yaşadığımda bir sürü alternatif yöntem denedim fakat içlerinde telefonu kısa bir süre de olsa açmayı başarabildğim tek yöntem cihazı buzdolabına (buzluğa değil) koyup soğumasını bekleyip öyle açmaktı. Fakat bu yöntem ile G4’ü sadece açmayı başarabilmiştim ve 1 dakika içinde tekrar kapanmıştı. Geçtiğimiz ay ikinci kez, evet ikinci kez bootloop sorununu yaşayınca yöntemi biraz daha geliştirmem gerekti. Çünkü bu sefer açılış (boot) ekranında donmalar oluyor, fabrika ayarlarına dönüş menüsüne kendimi bir şekilde atsam da orası donuyordu.

Telefonunuz bootloop döngüsüne girdiğinde, pili sürekli çıkarıp takıp tekrar deneme yapmanız her seferinde sizi biraz daha geriye götürüp donmalara neden olacaktır.

Bu durumda ben de cihazı hem soğutmak hem de soğuk tutmak için önce dolabın içinde kullanmaya çalıştım verimli olmadı, açılışta hemen ısınıp tekrar bootloop’a giriyordu. Bu nedenle daha iyi bir soğutma sağlamak için buzdolabının içi yerine buzdolabının buz akülerini kullanmayı düşündüm:

LG G4 bootloop sorunu için geçici bir çözüm: Soğutmak

LG G4 bootloop sorunu için geçici bir çözüm: Soğutmak  (cihaz temsilidir)

  1. Resimde gördüğünüz gibi iki adet buz aküsünün arasına cihazı kapalı halde koyup bir kaç dakika soğumaya bırakıyoruz. Dikkat bootloop halinde değil, şayet cihaz döngüdeyse pili çıkarıp takın, kendiliğinden açılıp tekrar döngüye girerse pili çıkarıp o şekilde buz akülerinin arasına koyun).
  2. Cihaz yeteri kadar soğuduğunda üstteki buz aküsünü kaldırıp cihazı açın.
LG G4 bootloop sorunu için geçici bir çözüm: Cihazı soğuk tutmak - (Cihaz temsili)

LG G4 bootloop sorunu için geçici bir çözüm: Cihazı soğuk tutmak – (Cihaz temsili)

Bu yöntemle cihazı açıp şanslıysanız bir 10 dakika kadar kullanabilirsiniz. Daha fazla da olabilir, bu süre telefonla nasıl bir işlemci yoğunluğunda iş yapacağınızla değişir. Hücresel ver iyerine wifi bağlantı kullanırsanız ve ekran parlaklığı da düşük olursa daha uzun süre cihazı açık tutabilirsiniz. Bu süreyi de gerekli yedekleme veya resim – video, rehber mesaj arşivi vb gibi belgeleri kurtarmak için kullanabilirsiniz.

Gerekli yedekleme işlemini tamamlayıp telefonu servise göndermenizi öneririm. Yedeklemeyi yaptım, oldu olacak bir de fabrika ayarlarına döndüreyim şansımı deneyim derseniz o da size kalmış.



Cihazınızın Garantisi devam etmiyor veya yoksa:

LG G4’ünüzü yurtdışından aldıysanız veya garanti süreniz dolmuşsa kara kara düşünüyor ve anakartı değişim parasını vermek yerine yeni telefon alırım diye düşünüyorsanız hemen paniğe kapılmayın.

  1. Cihazın yazılımını bilgisayar ile yeniden yüklemek:Telefonum ilk kez bozulduğunda servisin yaptığı da buydu. Tamirat açıklamasında “Yazılım yüklendi, gerekli optimizasyon ayarları yapıldı” gibi bir şey yazıyordu. İlk dönemde bu çözümler ortada yoktu, şimdi ise internette kısa bir araştırmayla G4’ün yazılmını tekrar yükleyerek bu sorunun çözüldüğüne dair yazı ve video bulabilirsiniz: Mesela:  http://rootmygalaxy.net/unbrick-lg-g4-with-lg-flash-tool/ daha fazla: https://www.google.com.tr/webhp?sourceid=chrome-instant&ion=1&espv=2&ie=UTF-8&client=ubuntu#q=lg+g4+bootloop+fix+flash+kdzBen bunlarla uğraşamam diyorsanız, bu işlemi yapacak bir tamirci bulun, İstanbul’da Yazıcıoğlu, İzmir’de Çankaya, Ankara’da ise Sakarya’da tamirci bulabilirsiniz. Diğer şehirlerde ise meraklı – gadget bir tamirci bulmayı deneyin.
  2. Anakart değişimi veya Nand CPU tamiri çözümü
    Youtube’de lg bootloop fix yazdığınızda karşınıza anakart değişimiyle ilgili videolar çıkacaktır.
    Ama daha ilginci lg bootloop tamiri yazdığınızda karşınıza çıkan CNK Elektronik’e ait videolar: https://www.youtube.com/channel/UCF3QtcQtafPjJu-NUyTEXVg nasıl bir tamir olduğuyla ilgili bilgim yok ama kendilerini ararsanız bilgi verirler herhalde.

 

***

Sonuç olarak, bu sorunu ilk yaşadığımda yazılımsal bir çözümle iki ay kadar sorunsuz kullandım, ikinci kez yaşayınca servis şimdi nasıl bir çözümle dönecek merakla bekliyorum. Bir daha LG telefon alır mıyım… Sanıyorum almam, peki LG resmi distribütör garantili olsaydı daha mı rahat ederdim bilmiyorum. Neticede 1 yılda 2 ay telefonsuz kaldım ve yedek vesiare almadığım için telefonumdaki bir takım veriler gitti. Ne bileyim, telefonuma kızıyorum ama özledim de.

Neyse umarım yukarıdaki bilgiler işe yarar.

Mutlu günler.

Sonrası LG G4 Bootloop: Çözüm ve geçici çözüm blog.bluzz.net |Günlüğüm ilk ortaya çıktı.

October 17, 2016

Ubuntu 17.04’ün Kod Adı Belli Oldu

Mark Shuttleworth, Ubuntu 17.04’ün kod adının ne olduğunu açıkladı. "Zesty Zapus" Zesty’nin kelime anlamı “büyük coşku ve enerji”.  Zapus ise Kuzey Amerika’daki bir tür zıplayan çayır faresi. Bu küçük kemirgenin, 18 dişe sahip olan ve hâlâ var olan dünyadaki tek memeli olduğu söyleniyor. Ubuntu 17.04 Zesty Zapus’umuz şimdiden hayırlı olsun. :)

October 14, 2016

DevOps Günlüğü #8 14.10.2016

DevOps Günlüğü #8 14.10.2016

Merhaba,
DevOps Günlüğü serisinde şöyle bir karara vardım. Haftalık haberleri ve projeleri derleyip her cuma günü yayınlayacağım. Böylelikle daha düzenli, daha fazla detayın olduğu bir günlük olacak. Formatı da zamanla birazcık değiştiriyor olacağım. Günlük başlıkları arasına video ve fotoğraflar, bazen de anlatımlar girecek.

Bu haftanın başlıkları;

Photo Credits:
Earth Observatory - Istanbul at Night : Image of the Day
http://earthobservatory.nasa.gov/IOTD/view.php?id=79116

October 12, 2016

Bakın kim geri döndü; O geri döndü – Er ist wieder da

İkinci Dünya Savaşı deyince ilk aklıma gelen anahtar kelimeler; Adolf Hitler, Nazi Almanyası, Nazizim veya Nasyonal Sosyalizm, Faşizm, Soykırım… Peki Almaya’da yaşayan ve geçmişin bu kötü mirasını taşıyan insanların büyük çoğunluğu hatta neredeyse tamamının aklına gelen anahtar kelimeler nelerdir? Kuşkusuz utanç, pişmanlık ve nasıl oldu da kendimizi bu kötülüğe kaptırdık veya kandırıldık düşüncesi…

Bunlar kuşkusuz bugüne kadar bize kodlanan anahtar kelimeler. Peki gerçekten bu tanımlanan kodlarımızla iyi tarafta mıyız? Veya düşüncelerimize olan inancımızın sağlamlığı ne kadar? Acaba…? İşte tam da bunları sorgulatan ve aynı adlı romandan uyarlanan bir film “Er ist wieder da“. (Kitap: “Timur Vermes -Er ist wiedar da”: Goodreads, İdefix)

Filmin hikayesi şöyle; Adolf Hitler 1945 yılında sığınağında (Führerbunker) saklanırken kendini bir şekilde 2014 yılında bir çocuk parkında buluyor ve böylece Üçüncü Reich İmparatorluğundan Modern Almanya’ya geçişin şokunu yaşarken bir yandan da kendisini tanıtma çabasına giriyor. Haliyle kendisine kimse inanmıyor, halk onu önce akli dengesini yitirmiş biri sonrasında ise çok yetenekli ve dersini çok iyi çalışmış bir komedyen zannediyor. Fakat kendisi de içinde bulunduğu durumun gerçekliğini reddetmek yerine hızlıca durumu kavrayıp, biraz da aptalı oynayarak, tez elden kendisini tanıtıp hak ettiği Führerlik makamına kavuşmak istiyor.

Hitler kendini birden 2014 yılında bulur...

Hitler kendini birden 2014 yılında bulur…

Mizah, kara mizah, öz eleştiri üzerine kurulu filmin bence en başarılı tarafı 1933’ten itibaren Hitler’in gücü nasıl eline aldığını gösteren “Bu adam çok doğru şeyler söylüyor, haklı olabilir ve yapacağı şeyler bizim ihtiyacımız olan şeyler… Evet böyle bir lidere ihtiyacımız varmış demek ki” algısını işlemesi, 1933 iklimini 2014’te sunması diyebilirim.

Film, belki de çoktan sıkılmış olduğunuz ciddi ve katı Nazi filmlerinden elbette ki çok farklı. Öyle güzel bir mizahi denge konulmuş ki filmde acaba Hitler’e gizliden bir sempati duyulması mı isteniyor gibi bir kuşkuya asla düşmüyorsunuz. çok başarılı bir şekilde Hitler’in  etkileyici hitabetiyle sorun tanımlama ve “halkının” hak ettiği en üstün hizmetle sorunları çözmesi ve asıl amacına giden yolda halkın rızasını nasıl kazandığını, ikna sanatını nasıl hünerli şekilde kullandığını çok kolay hazmedilir bir şekilde gösteriyor.

2014 yılındaki durumun -ki filmde resmedilen tablo 2016 yılında daha da kötüye gitmiş durumda- Hitler gibi birinin iktidara gelebilmesi için son derece müsait olabileceğini Almanya’nın ve diğer birçok batı ülkesinin yaşadığı:

  • Göçmen sorunu
    • Göçmenlerin işlediği suç ve kabahatleri eleştirmenin dahi ırkçılık sayılması
  • Selefiler ve İslami yaşam biçimin kendi yaşam tarzlarını bozacağı düşüncesi
  • Mülteciler
  • İşsizlik ve yoksullaşma
  • Saçma sapan televizyon programları
  • Amaçsız yaşam
  • Düşen kültür seviyesi
  • Üretkenlik  ve refah sorunu

gibi sorunlarla ırkçı ve güçlü bir “Lider” çözümüne inandırılmak gerekiyor.

Hitler de “Modern Almanya”yı gezerek bu sorunları dinlemekte ve bir komedi figürü olarak bu sorunları derleyerek kendi popülaritesini artırmakta ve bir yandan da demokrasinin işlemediğini ve bu sorunları ancak “Güçlü bir Liderle” çözebilecekleri düşüncesini yaymakta. Sonrası ise popüler kültürün inişleri ve çıkışları…

Hitler’in kendi nihai amacına ulaşmak için kullandığı “kendisine göre sosyalizm” uyarlaması “nasyonal sosyalizm“in söylevini, icraatlarını ve propagandasını az çok hatırlarsak; autobahnlar, yerli sanayi -özellikle silah sanayi-, yatırımlar, halkın otomobili volkswagen vs… bu tür şeylerin halkın ne kadar hoşuna gittiğini bugün de görmek çok kolay. Filmi izlerken ve aşağıdaki vikipedi bağlantılarını okurken (bence zahmet edip okuyun*) kısa kısa aydınlanma şimşekleri kafanızda çakacaktır.

Özetle çok başarılı bulduğum bir film.

Belgesel seven biri olarak bolca İkinci Dünya Savaşı belgeseli izledim. Buna ek olarak da bilgisayar oyunu sevdasında bolca İkinci Dünya Savaşı oyunu oynadım hatta Hearts Of Iron II sayesinde dönemin Alman Komuta kademesini dahi öğrendim. Üniversitede ise Birinci Dünya Savaşı sonrası yaşadıkları hiperenflasyonlarını gördüm. İzlediğimiz tiyatro oyunları, filmler vs. Genel geçer hatlarıyla dönemi öğrendikçe “Nasıl olur da bu insanlar böyle dehşet verici bir ırkçılığa ve caniliğe dahil olurlar” diye kendime hep sormuştum. Sanıyorum bir çok insan da aynı soruyu sormakta. Yanıtların bir kısmı bu filmde.

Son olarak filmin başlangıç bölümünde Hitler’in durumu kavrayabilmek için bir gazete bayiisine gitmesi ve T.C. Sözcü gazetesi okuması, Yıldırım (Blitz) Kuru Temizleme’nin elbiselerini kısa sürede temizleyeceğini düşünmesi gibi Almancı Türklerle ilgili esprilerin de iyi olduğunu söylemek isterim. Ha bir de filmin final sahnesindeki arabayla geçiş bölümü ve selamlama gerçek kayıtmış, halkın film çekildiğinden haberi yokmuş.

Filmin IMDB Punaı: 7,1 /10
Bena göre puanı: 8/10

Okumalık:

Yazının başında saydığım anahtar kelimeler kulağımıza aşina gelebilir, hatta o kadar çok duymuşuzdur ki ne olduğunu tam bilmesek bile biliyormuşuz gibimize bile geliyordur. Mesela faşizm… Kendimizi biliyor saysak da eminim çoğumuz doğru biçimde tanımlayamayız. Bu kavramlar o kadar sert ve yakın bir tehlike ki sürekli tetikte olan karşıtlığımızın verdiği “bilmişlik” bile tehlikenin gerçek geliş güzergahını göz ardı etmemize neden olmakta. O nedenle hem hafıza tazelemek hem de bilmeden fikir sahibi olduysak da bilgiyle bu boşluğu doldurmak için kısaca şu vikipedi sayfalarına bir göz atmak lazım derim:

Mutlu günler.

Sonrası Bakın kim geri döndü; O geri döndü – Er ist wieder da blog.bluzz.net |Günlüğüm ilk ortaya çıktı.

October 11, 2016

Nginx Dizin Şifreleme

nginx-phpmyadminNginx web sunucumuzda bir dizine girişte parola işlemi yapmak istediğimizde Apache gibi .htpasswd oluşturma işlemi gibi yapılmıyor. Htaccess erişim kontrolü olarak biliyor Apache’de.

Nginx’te bunu yapmak için VirtualHost dosyasında ekleme yapmamız gerekiyor. Ayrıca htpasswd gibi bir dosyayı biz oluşturup istediğimiz dizine atarak tanımlama yapacağız.

Şifremizi openssl marifeti ile oluşturacağız.

openssl passwd

yazıp enter dediğimizde giriş için kullanacağımız şifreyi iki kere girdirecek ve karmaşık bir görünüm oluşturacak girdiğimiz parola için.

root@salih:~# openssl passwd
Password:                                123456 Girdim
Verifying - Password:              123456 Girdim
6i60Qf3fCAO4c

123456 şifresi için 6i60Qf3fCAO4c dizisini üretti.

Phpmyadmin dizinini güvene almak istiyorum. buda genelde pma olarak bağlanılır. Bundan dolayı sunucuya http://sunucu/pma olarak erişmek istenecek. Dışarıdan direk giriş yerin öncesinde bir şifre ekranı gelecek. Ben /etc/nginx/ dizini altında pma_sifre diye bir dosya içinde kullanıcımı ve şifremi tutacağım. Yukarıda ürettiğim şifre karşılığındaki diziyi salih kullanıcısı ile eşleştireceğim.

nano /etc/nginx/pma_sifre

salih:6i60Qf3fCAO4c

ekleyip çıkıyoruz.

salih kullanıcısı ve 123456 şifresi ile giriş yapacağım bilgiyi girdim.

Nginx config dosyasında server{ altında bir yere ayarları eklemeniz gerekiyor.

server  {
. . .

    location / {
        try_files $uri $uri/ =404;
    }

    location /pma {
        auth_basic "Pma Giriş Ekranı";
        auth_basic_user_file /etc/nginx/pma_sifre;
    }

 

kaydedip çıkıyoruz ve nginx sunucusunu yeniden başlattık mı artık /pma ile erişimde şifre sorucak.

Kaynak: http://www.linuxuzmani.com

Nginx Dizin Şifreleme yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

Pritunl(OpenVPN) Kurulumu

Pritunl(OpenVPN) Kurulumu

Pritunl, OpenVPN servisini kolayca kurmak ve yönetmek için geliştirilmiş bir uygulama. Kurumsal ve Ücretsiz sürümleri bulunuyor. Ben kendi kişisel işlerim için uzunca bir süredir kullanıyorum ve çok memnunum.

Kısaca özellikler;
  • Yönetim Arayüzü
  • 2 Adımlı Doğrulama(Google Authenticator vb.)
  • Çoklu Kullanıcı
  • RESTful API
  • Ölçeklendirme(Kurumsal sürümünde)
  • Site-to-Site VPN(Kurumsal sürümünde)
  • Let's Encrypt Desteği

Esasen kendi sitesinde Ubuntu, Debian vb. linux dağıtımları için bir kurulum örneği var. Ancak burada da olsun amacıyla kısaca yazıyorum.

Aşağıdaki konsol komutları ile Pritunl deposundan güncel uygulamayı ve gerekli olan MongoDB'yi kuruyoruz.

echo "deb http://repo.mongodb.org/apt/ubuntu trusty/mongodb-org/3.2 multiverse" > /etc/apt/sources.list.d/mongodb-org-3.2.list  
echo "deb http://repo.pritunl.com/stable/apt trusty main" > /etc/apt/sources.list.d/pritunl.list  
apt-key adv --keyserver hkp://keyserver.ubuntu.com --recv 42F3E95A2C4F08279C4960ADD68FA50FEA312927  
apt-key adv --keyserver hkp://keyserver.ubuntu.com --recv 7568D9BB55FF9E5287D586017AE645C0CF8E292A  
apt-get -y update  
apt-get -y pritunl mongodb-org  
service pritunl start  

Uygulama kurulduktan sonra aşağıdaki komut ile setup-key değerini alıyoruz.

pritunl setup-key  

Kurulumu tamamlamak için https://IP-adresi formatıyla giriş yapıyoruz. https://1.2.3.4 gibi düşünün.

Pritunl(OpenVPN) Kurulumu

Çıkan bu ekranda setup-key değerini ekliyoruz, MongoDB URI otomatik olarak ekranda belirecektir.

Save butonuyla devam edip, giriş sayfasına erişebilirsiniz. Giriş sayfasında varsayılan kullanıcı adı ve parola "pritunl" ile giriş yapabilirsiniz. Giriş yaptıktan sonra karşınıza aşağıdaki gibi bir ekran çıkacak. Bu ekranda yönetim arabirimine giriş için kullanacağınız kullanıcı adı ve şifresi, sunucunuzun dışardan erişilebilecek IP adresleri(v4, v6), Konsol erişim portu ve Let's Encrypt kullanmak isterseniz alan adı bilgilerini doldurmanız gerekecek.
Pritunl(OpenVPN) Kurulumu

Bu aşamadan sonra arabirime girerek Organizasyon ve kullanıcı oluşturmanız gerekecek.

October 09, 2016

Netinternet CentOS ve Ubuntu Mirror Hizmeti

netinternetBildiğiniz gibi Ubuntu ve Centos ve Diğer Linux Dağıtımları için Resmi Mirror Hizmeti Linux Kullanıcıları Derneğinin Sunucularından sağlanıyor.
Bu bağlamda Mirror hizmetinin daha sağlıklı bir şekilde yürümesini sağlamak amacıyla Ülkemizin öndegelen internet servis sağlayıcılarından Netinternet firması,
Ubuntu ve Centos dağıtımları için resmi yansı hizmeti vermeye 2015 yılında başlamış.
Firmanın resmi bloğunda mirror hizmeti duyurulmuş durumdadır.

Yeni ve Hızlı mirror hizmetinden faydalanmak için.
sources.list dosyanızda değişiklik yapmamız gerekiyor.

Ubuntu ve Türevleri için:

sudo sed -i 's/tr.archive.ubuntu.com/mirror.ni.net.tr/g' /etc/apt/sources.list
sudo apt-get update

 

CentoS için:

 

cd /etc/yum.repos.d/
cp -rp CentOS-Base.repo Netinternet-CentOS.repo
sed -i 's/mirror.centos.org/mirror.ni.net.tr/g' /etc/yum.repos.d/Netinternet-CentOS.repo

İlgili işlemleri root yetkisiyle yapmanız gerekiyor.

Kaynak : https://www.netinternet.com.tr/blog/netinternet-centos-ve-ubuntu-mirror-hizmeti

Netinternet CentOS ve Ubuntu Mirror Hizmeti yazısı ilk önce ÇaylakPenguen Blog üzerinde ortaya çıktı.

October 05, 2016

October 02, 2016

September 27, 2016

Cam Fanusta Yazılım Olmaz

2000 yılında bir arkadaşım, kasabalarındaki kömürcünün bir yazılım yaptırmak istediğini söylemişti. Kömürcü, komşusu bakkalı kıskanmıştı. Bakkal, borcuna itiraz eden bir müşteri olduğunda “Ben söylemiyorum, bak bilgisayara” diyerek bilgisayarında çalışan yazılımı gösteriyor, bilgisayarın hikmetinden sual olunamayacağından müşteri uysalca borcunu ödüyordu. Kömürcü de daha sorunsuz müşteri ilişkileri yönetimi için komşusu gibi veresiye defterini atmak ve yerine bilgisayar koymak istiyordu.

Bakkalın müşterileri, yazılımı geliştirenin ve onu kullananın insan olduğunu unutarak bilgisayarın hiçbir zaman yanılmayacağını ve hile yapmayacağını düşünüyorlardı. Kömürcü ise yaptıracağı yazılımla bakkalla müşterileri arasındaki ilişkiyi kendi işine taşıyabileceğini hesaplıyordu. Hikayenin sonrasını bilmiyorum. Ama 2000’li yıllarda benzer beklentiler içinde CRM (Customer Relationship Management – Müşteri İlişkileri Yönetimi) veya ERP (Enterprise Resource Planning – Kurumsal Kaynak Planlaması) yazılımlarını satın alan birçok kuruluş hayal kırıklığına uğradı. Bu hayal kırıklıkları çoğunlukla teknolojinin nötr bir araç olarak değerlendirilmesinden kaynaklanıyordu. Başka bir kuruluşta kullanılan ve başarılı olan bir yazılımın kendi kuruluşlarında da harikalar yaratmasını bekliyorlardı. Bazı yerlerde başarılı olan bir yazılım neden diğerlerinde başarılı olamıyordu?

Law’ın (2006) teknoloji transferi hakkında yazdıkları geçmişte yaşanan başarısızlıklara dair önemli ipuçları vermektedir. Law (2006) teknoloji transferi diye bir şey olmadığını savunmaktadır. Teknoloji bir yerde ortaya çıktıktan sonra diğer yerlere yayılmaz. Teknoloji elden ele geçer ve her el değiştirmede değişir. Law’ın (2006) Madeleine Akrich’ten aktardığı hikayede İsveç’teki bir makinenin Nikaragua’da nasıl dönüşüp geliştiği anlatılmaktadır.

İsveç’te kullanılan makine ağaç atıklarını (ağaç kabuğu, ağaç parçaları, talaş vb) sıkıştırıp kömüre dönüştürmekte ve bu kömürü endüstride kullanmaktadır. İsveç hem ağaç atıkları yönünden zengindir hem de endüstride kömüre gereksinim vardır. İsveçliler, yakıt sıkıntısı çeken Nikaragua ile yakın ilişki içindedir. Acaba aynı makine, Nikaragua’nın tropikal ormanlarından elde edilen atıklarla kullanılabilecek midir? Makine İsveç’ten Nikaragua’ya götürülür. Ama makinenin Nikaragua’ya getirilmesinden sonra çeşitli sorunlar ortaya çıkar ve Nikaragualılar karşılaştıkları sorunları çözerken İsveç’ten getirdikleri teknolojiyi yeniden şekillendirirler.

İlk sorun, Nikaragualılar’ın yaşadığı toprakların tropikal ormanlardan uzakta ve bu ormanların da kontraların elinde olmasıdır. Ağaç atıkları yerine pirinç ve pamuk artıklarının kullanımı gündeme gelir. Yapılan testlerde pirinç artıklarının kömür yapımı için uygun olmadığı ortaya çıksa da pamuk atıkları hem uygun bir maddedir hem de boldur. Pamuk kullanımının tercih edilmesiyle ikinci bir sorun baş gösterir. Çiftlik sahipleri pamuk artıklarını ortadan kaldırmak zorundadır. Çünkü yasa gereği zararlı böceklere karşı atıkların gömülmesi ya da yakılması gerekmektedir. Bu nedenle pamuk anızının önceden ayrıştırılması gerekecektir. Üçüncüsü, bu iş için yeterli tarım işçisi yoktur. İşgücü açığı Sudan’dan getirilen bir makineyle aşılmaya çalışılır. Makine gayet güzel çalışmasına karşın makineden çıkan döküntüleri toplamak için yine işgücüne ihtiyaç vardır. Dördüncüsü, pamuk bitkilerinin yarısının toprak altında olmasıdır. Köklerin sıkıştırılması daha önce İsveç’te denenmemiştir. Nikaragua’da denenir ve toprak altındaki atıkların toplanması için Sudan’dan yeni bir makine getirilir. Beşincisi, İsveç’te hızarlar sürekli çalışmakta ve kömür yapımı için yıl boyunca hammadde akışı olmaktadır. Pamuk ise yılın 90 günü toplanmakta, geriye kalan zamanda yeni pamuk yetişmektedir. Bu nedenle kömür makinesinin, hammaddenin toplandığı ve stoklandığı yere yakın olması gerekmektedir. Altıncısı, iki yıl sonunda amphiserus cornutu adlı zararlı böceğin neden olduğu beklenmedik sorundur: depolanan atık rendelendiğinde toza dönüşmektedir ve tozdan kömür yapmak olanaksızdır. Atıkların kısmi sıkıştırılması amphiserus cornutunun yaşayabilmesine olanak vermiştir. Makinenin daha farklı çalışması gerekecektir. Yedincisi, daha ciddi bir sorundur. Üretilen kömürü kim satın alacaktır? Endüstride kullanılan kazanlar bu kömürü tercih etmemektedir. Ama kömürün evlerde ve özellikle fırınlarda kullanılabileceği ortaya çıkar. Sonuçta, atıklardan kömür elde edilir ve satılır. İsveç’teki teknoloji ve içerdiği toplumsal ilişkilerle Nikaragua’daki arasında büyük farklar vardır. Ama Nikaragua tam da bu nedenle, karşılaştığı sorunların üstesinden gelip teknolojiyi yeniden şekillendirebildiği için başarılı olmuştur (age).

Law (2006) bu örneği ATT (Actor-Network Theory, Aktör-Ağ Teorisi) bağlamında tartışmaktadır. AAT, 1980’lerde John Law, Bruno Latour ve Michel Callon tarafından geliştirilmiştir. AAT öncesinde de insan ve teknoloji ilişkisini tartışan, sosyal ve teknik boyutlar arasındaki karşılıklı etkileşime odaklanan çalışmalar vardır. Cresswell, Worth ve Sheikh’nin (2010) belirttiği gibi AAT bu çalışmaların devamı olmakla beraber insan olmayan varlıkları (teknoloji, kavramlar, düşünceler, hayvanlar vb.) çözümlemeye dahil etmesi nedeniyle söz konusu çalışmalardan farklılaşmaktadır. AAT’de canlı ya da cansız olmasına bakılmaksızın bir eylemin kaynağı aktör olarak adlandırılır. Fakat aktörler yalnız değildir. Ağ içinde varlık kazanırlar. Daha da önemlisi Dankert’in (2016) işaret ettiği gibi AAT’de dar anlamıyla aktörden değil, eylemciden (actant) söz edilmektedir. Eylemci, bir eylemi yerine getiren ya da eyleme maruz kalandır. Böylece ağdaki diğer eylemcileri etkiler ve değiştirir. Örneğin, ağdaki bir eylemci olan insan binaları inşa ederek ağa etkide bulunur. Ama ağın bir parçası haline gelen binalar da onun yaşamını şekillendirir. İnsan ve insan olmayan arasında ayrım yapılmaması, ikisi arasında bir fark olmadığı anlamına gelmemelidir. Sadece insan olmayan varlıkların da ağdaki ilişkileri etkileyebildiğini vurgulamaktadır.

Dankert (2016), adında her ne kadar teori kelimesi geçse de AAT’nin aynı zamanda bir araştırma yöntemi olduğunu belirtmektedir. AAT’de, bir ağın nasıl ortaya çıktığı, hangi bağlantıları içerdiği, aktörlerin ağa nasıl dahil olduğu, ağdaki kararlı bağlantılar ve kararsızlıklar araştırılmaktadır. Her şeyin toplumsal olarak oluşturulduğu (sosyal konstrüktivizm) ya da her şeyin önceden var olduğu (realizm) tezlerinin aksine AAT çalışmaya herhangi bir ön kabulle başlanmaması gerektiğini savunmaktadır. Araştırma sorusu belirlendiğinde ilk yapılması gereken şey bir başlangıç noktasının belirlenmesidir. Teoriler ve varsayımlar bir kenara bırakılır. Başlangıç noktası, tema, araştırmanın hedefi ve merkezi soru olabilir. Örneğin, belirli bir politikanın gerçekleştirimi araştırılıyorsa, bunun için hazırlanmış politika belgesi iyi bir başlangıç noktası olabilir. Buradan başlayarak araştırmacı ilgili eylemciyi ve ilişkili olduğu diğer eylemcileri incelemeye başlar. Araştırmada ağa dahil olan eylemcileri ve kurulan yeni bağlantıları fark edebilmek önemlidir. Bunun için de görüşmeler yapmak, elde edilen belgeleri çözümlemek, doğrudan gözlem yapmak vs gerekmektedir.

Bu bağlamda, Law’ın (2006) aktardığı hikayede, İsveç’ten getirilen makinenin Nikaragua’da zamanla nasıl bir ağ oluşturduğu, ağa katılan yeni aktörler, aktörlerin karşılıklı etkileri ve teknolojinin değişimi oldukça öğreticidir:

  • Hikayenin sonunda oluşan ağ bir yapıya benzemektedir. Ama araştırmacı, düğümleri ve bağlantıları varsaymamış bu ağdaki düğümleri ve bağlantıları araştırma sonucunda adım adım oluşturmuştur.
  • Ağ heterojendir. Ağda canlı ve cansız eylemciler vardır: İsveç’te üretilen makine, Nikaragua Hükumeti, ağaç atıkları, pamuk, zararlı böcekler, kontralar, Nikaragua Endüstrisi vs.
  • Ağdaki aktörler, insan olup olmamalarından bağımsız olarak birbirlerini etkilemektedir: Hammadde olarak pamuğun kullanılması, zararlı böcekler, Sudan’dan getirilen makine vb.
  • Ağlar, şeylerin yapısından ve doğasından çıkan ilişkiler ve yapılar değil, süreçler ve oluşumlardır.
  • Teknolojide bir dönüşüm yaşanmıştır. Nikaragua’da oluşan teknoloji hem İsveç’tekine benzerdir hem de ondan farklı özellikler taşımaktadır.

Ancak AAT’nin insan olmayan aktörleri ağa dahil etmesine yönelik eleştiriler de vardır. Ayrıca AAT’yi bir araştırma yöntemi olarak seçerken AAT’nin hızlı sonuca ulaşabilen ve dolayısıyla ucuz bir yöntem olmadığına da dikkat etmek gerekir. Çok fazla görüşme ve araştırma yapmak gerekebilir. Bunun sonucunda elde çok fazla veri birikecektir ve bu verinin hangi kısımlarının araştırma için değerli olduğuna karar vermek zor olabilir. Ayrıca araştırmanın hedefi açık değilse, ortaya sonuç bölümü olmayan ve bir açıklama sunamayan sadece güzel bir hikaye çıkacaktır (Dankert, 2016).

Bu eleştirilere karşın AAT, özellikle az incelenmiş alanlarda geleneksel yöntemlerle açıklanamayan konuları daha anlaşılabilir kılabilmekte ve beklenmedik sonuçlar ortaya koyabilmektedir. Geçen yazıda tanıttığım “Kod/Mekan”lar (Kitchin ve Dodge, 2011), Cresswell vd.’nin (2010) bilişim sistemlerinin sağlık hizmetlerindeki gerçekleştirimini ele aldıkları çalışmaları ya da Fransa’da CCTV’lerin gelişimi üzerine yapılan incelemeler (Douillet ve Dumoulin, 2016), yazılım ve bilişim teknolojileri hakkında yapılan çalışmalarda AAT’nin oldukça verimli bir analitik çerçeve sunduğunu göstermektedir. Geçmişte satın alınan yazılımların başarılarının ve başarısızlıklarının AAT ile analiz edilmesi ilginç ve öğretici olabilir.

Yukarıda belirttiğim gibi araştırmalarda AAT ‘yi kullanmak zaman alıcıdır ve ayrıntılı bir çalışmayı gerektirir. Veri olmadan hayali aktörler ve bağlantılar kurgulamak afaki olacaktır. Ama yine de, teknoloji meraklıları olarak gündelik hayatta karşılaştığımız teknolojileri toplumsal hayatı biçimlendiren nötr araçlar olarak görmek yerine belirli toplumsal ilişkiler içinde var olan, bu ilişkileri etkileyen ve onlardan etkilenen olumsal bir süreç olarak görmeyi deneyebiliriz. Bunun yaparken, teknoloji “guru”larının icat ettiği gösterişli terimlere karşı özellikle dikkatli olmak gerekiyor. Örneğin web 2.0, bulut bilişim ve algoritmik düzenleme…

Bilgisayar biliminde algoritma, “sonlu, gerekirci (deterministic), verimli ve bilgisayar programı olarak gerçekleştirmeye uygun problem çözme metodu”dur (Sedgewick ve Wayne, 2014:4). Adım adım tasarlanan bir algoritma, farklı programlama dilleriyle ama aynı çıktıyı elde etmek üzere kodlanabilir. Algoritmik düzenleme ise kısaca, akıllı cihazlar ve bilgisayarlardan elde edilen verilerle toplumsal hayatın daha verimli bir biçimde düzenlendiği yönetim biçimi olarak tanımlanmaktadır. Bu terimi ortaya atan, bilişim dünyasında etkili bir yayıncı olan Tim O’Reilly’dir. Kendisi aynı zamanda Web 2.0 terimini de popülerleştiren kişidir. Bürokrasinin hantallığından, adam kayırmacılıktan, kalitesiz hizmetlerden ve çağ dışı uygulamalardan bıktıysanız yukarıdaki tanımdan yola çıkarak “ne güzel bir öneri!” diye düşünebilirsiniz. Hemen iyimserliğe kapılmamanızı öneririm. O’Reilly’nin (2013) Açık Veri ve Algoritmik Düzenleme (Open data and algorithmic regulation) başlıklı yazısına düzenlemenin günümüz siyasetinde korkulan bir şey olduğuna işaret ederek başlar ve yazının devamında okuyucuyu algoritmik düzenlemenin verimliliği konusunda ikna etmek için çeşitli örnekler verir.

O’Reilly (2013) düzenlemenin hayatın birçok alanında bulunduğunu, iyi ve kötü örnekleri olduğunu belirtir. Düzenlemeye genel bir perspektiften bakmayı önerir. Örneğin arabamızın elektronik bileşenleri, motordaki hava yakıt karışımını en optimum düzeyde dengelemekte ve emisyonu en aza indirmek için bir düzenleme yapmaktadır. Bir uçağın otomatik pilotu çeşitli parametreler yardımıyla yaptığı düzenlemeyle uçağı idare etmektedir. Doktorlar hastaya verdiği ilacın dozunu düzenlemek zorundadır. İnternet servis sağlayıcılar ve e-posta sunucusu işleten kuruluşlar düzgün çalışabilmek için istenmeyen e-postalara ve zararlı yazılımlara karşı düzenleme yapmalıdırlar. Arama motorları reklamla kullanıcının istediği içeriği gösterebilmek arasındaki dengeyi sağlamak için çeşitli düzenlemelere başvurmaktadır.

O’Reilly’ye (2013) göre bunlar yararlı düzenlemelerdir ve dört ortak noktaları vardır:

  1. İstenen sonucun ne olduğuna dair derin anlayış
  2. İstenen sonucun elde edilip edilemediğinin gerçek zamanlı ölçümü
  3. Yeni veriye göre ayarlamalar yapacak algoritma (kurallar kümesi)
  4. Algoritmanın doğru ve beklendiği gibi çalışıp çalışmadığına dair daha derin analizler

O’Reilly (2013) bu tip düzenlemelerin kabul edilebilir olmasının arkasında üç neden olduğunu belirtir:

  1. Arzulanan çıktılar açıktır.
  2. Kamuya açık veriler kullanılarak istenen sonuca ulaşılıp ulaşılamadığı ölçülmektedir.
  3. İstenen hedefe ulaşılamadığında ayarlamalar yapılmaktadır.

Günümüzdeki düzenleyiciler ise sonuç odaklı çalışmamakta, sonuçtan çok kurallarla ilgilenmektedir. O’Reilly’nin (2013) yasalardan beklentisi, yasaların hedefleri, hakları, çıktıları, yetkileri ve sınırları tanımlamasıdır. Hükümetlerin her tür düzenlemesine karşı olan ve piyasanın kendi başına işleri yoluna koyacağını savunanları eleştirmektedir. Çünkü ona göre hükümet de Google, Microsoft, Apple ve Amazon gibi toplumun iyiliği için çalışan bir platformdur ve diğerleri gibi düzenlenmesi gerekmektedir. Örneğin Google gereksinimler doğrultusunda platformunu düzenleyen algoritmaları hızla değiştirebilirken hükümetler değişen koşullara uyum konusunda hantal kalmaktadır. Hükümetlerden istenen çıktılar bellidir: güvenlik, sağlık, adalet, fırsat eşitliği. Bu çıktılar yasalarda kodlanmalı ve değişen koşullara göre sürekli gelişebilen düzenleyici mekanizmalar yaratılmalıdır.

O’Reilly (2013), teknolojinin son zamanlarda düzenlemeyi azaltarak, gözetimi ve verimli sonuç elde etme olanağını artırdığını iddia etmektedir. İş dünyası bu değişimi göz önünde bulundurarak inovatif çözümler geliştirebilmektedir. O’Reilly (2013) uygulamadaki ulaşım hizmetleri ile 2009’da San Francisco’da kurulan çokuluslu ulaşım ağı şirketi Uber’in (ayrıntılı bilgi için bkz. http://www.pcworld.com.tr/rehber/uber-nedir-nasil-kullanilir/) sunduğu hizmetleri karşılaştırmaktadır. Kalite, yolcu güvenliği ve ihtiyaç duyulan yerlere yeterli sayıda aracın sevk edilebilmesi için kamusal düzenlemeler gerekir. O’Reilly (2013) şu anki düzenlemelerin Uber deneyimi ile karşılaştırıldığında kalite yönünden daha zayıf ve yetersiz olduğunu savunmaktadır. Kullanıcılar uber.com sitesinden veya akıllı telefonlarındaki bir uygulamayla taksi taleplerini iletirler, konumuna göre Uber ağındaki bir sürücü talebi alır, gitmek istenilen yere göre rotayı hesaplar ve ücret belirlenir, hedefe varıldığı zaman da daha önce belirlenen ödeme tercihine göre uygulama ücretini çeker. Uber kullanıcıları daha sonra aldığı hizmeti puanlar. Bunun sonucunda kötü ve kalitesiz hizmete sunan sürücüler sistemden elenir, iyiler kazanır. O’Reilly (2013), hükümetlere Uber gibi girişimleri örnek almalarını tavsiye eder.

O’Reilly (2013) klasik düzenleme yerine veri toplama, bunları ölçme ve ölçüm sonucuna göre hareket etme arzusundadır. Bilişim dünyasındaki algoritmik pratikleri gündelik hayata taşımak ister. Örneğin, bir web sitesi sahibi, sitenin kullanım istatistiklerine göre nasıl bazı hizmetlerini iyileştiriyor, bazılarını fazla kullanılmadığı için sitesinden kaldırıyorsa benzer yaklaşımı kamu web siteleri için de önerir. Ziyaretçi sayısı az olan bir web sitesi için harcanacak parayı sorgular.

Ev yaşamı, iş ve siyaset dijitalleştikçe, toplanan veri artıkça gerçek zamanlı ölçüm ve düzenleyici algoritmalar için yeni olanaklar doğmaktadır. O’Reilly (2013) bunun bayraktarlığını yaparken Silikon Vadisi de dünyayı bu geleceğe sürüklemektedir. Teknolojinin siyasetin yerini alacağı (http://motherboard.vice.com/read/technology-will-replace-the-need-for-big-government), n. devrimin içinde olduğumuz, Silikon Vadisi’nin yoksulluğa çözüm bulacağı gibi tezler (http://www.theguardian.com/commentisfree/2015/mar/01/silicon-valley-promises-digital-socialism-but-is-selling-a-fairy-tale) bu yanılsamanın ürünüdür.

Algoritmik düzenlemenin yakıtı veri, daha çok veridir. O’Reilly (2013) mahremiyet kavramının değiştiğini, insanların aldıkları hizmetler karşılığından mahremiyetlerinden vazgeçebildiklerini iddia etmektedir. Mahremiyet ve gözetim tartışmasına girmeyeceğim. Çünkü teknolojinin politikanın yerini alabileceği önerisinin daha tehlikeli ve mahremiyet ihlalini de körükleyen bir durum olduğunu düşünüyorum.

O’Reilly’nin kimin sözcüsü olduğu aslında yazısının ilk cümlesinden (“düzenlemenin korkutuculuğu”) anlaşılmaktadır. Yeni teknolojilerinin hayatımızı kolaylaştırdığını ve toplanan verinin çözümlenmesinin başta sağlık olmak üzere birçok alanda insanın gelişimi açısından önemli faydalar sağladığını inkar edemeyiz. Ama Morozov’un (2014) belirttiği gibi sorun tam burada başlamaktadır. Çağın hızına erişemeyen kanunlara bağlı kalmak yerine veri toplayan, ölçen ve geri bildirimlerle kendisini değişen duruma göre ayarlayabilen sonuç odaklı bir politika önerilmektedir. Politika, demokrasi ve iktidar kavramları aşırı basitleştirilmektedir. Kredi kartı dolandırıcılığının tespitinde faydalanılan algoritmik hesaplarının benzerinin vergi kaçıranların tespitinde de kullanılabileceği düşünülmektedir. Morozov (2014), bu yaklaşımların en büyük vergi kaçakçılığını yapan süper zenginler karşısında işlevsiz olacağını vurgulamaktadır. Algoritmik düzenlemeyi tasarruf tedbirlerinin uygulanması konusunda kullanmak mümkündür. Fakat algoritmalar mali krizlerin asıl sorumlularına karşı çaresizdir.

Toplumsal sorunları, politikayı göz ardı ederek teknolojik çözümlerle aşabileceğini düşünenlerin (ki bu da bir politik tercihtir) en büyük hatası ne ve nasıl sorularını birbirinden ayırıp ikisi arasındaki diyalektik ilişkiyi yadsımalarıdır. Örneğin, eğitim, sağlık, güvenlik alanlarında ne olması gerektiğine yönelik güzel hedefler konulabilir. Ama bu hedeflere nasıl ulaşılabileceği ne sorusunda hedeflenen şeyi etkiler. Geçmişte bu hedeflerin devlet tarafından mı yoksa piyasanın görünmez eli tarafından mı gerçekleştirilebileceği tartışılırdı. Seçilen yol, hedefin kendisini de biçimlendiriyordu. Şimdi tartışılan hedefe dijital mi yoksa analog yollardan mı ulaşılacağı, dinamik geribildirim mi yoksa statik kurallar mı olacağıdır. Bu yaklaşım, 11 Eylül de fırsat bilinerek ilk kez güvenlik konusunda benimsendi. Terörizmin nedenleri, tarihsel kökenleri ve dış politikayla ilgisi bir kenara bırakıldı terör sorunu enformasyonel bir soruna indirgendi. Herkes gözetlenirse teröristler de bütünün içinden ayıklanabilecekti. Bunun arkasındaki mesaj, terörizmin nedenlerinin ortadan kaldırılamayacağıydı; yapılabilecek tek şey kararsız bir sistemle yaşamayı kabullenmek ve algoritmaların bizim için teröristleri tespit etmesini beklemekti (age).

Nedenler yerine etkilerle ilgilenme eğilimi son yıllarda güvenlikten sağlık alanına doğru genişledi. Şirketler, giyilebilir teknolojiler, büyük veri, akıllı cihazlardaki alıcılar vs ile bizi nasıl daha sağlıklı yapacaklarını anlatmaktadır. İnsanlar kendi sağlıklarının takipçisi olmaya teşvik edilmekteler. Hemen arkasından sigorta şirketlerini kendilerini göstermekte, kendi kendini düzenli takip eden, daha doğrusu düzenli takip sonucu elde edilen verileri daha az risk etkeni içeren müşterilere özel indirim uygulamaktadır. Sağlık bireyselleştirilip sağlıksız olmak kişinin kendisinden kaynaklı bir sorun haline getirilmektedir. Sağlıklı beslenme tartışılırken, hükümetlerin ve gıda şirketlerinin politikaları, sınıfsal farklılar, toplumsal eşitsizlikler vb atlanmaktadır. Microsoft çoğumuz için Window’tur, MS Office’tir. Fakat Microsoft şimdi ev otomasyonu konusunda American Family Insurance adlı sigorta şirketiyle ortak çalışma yapmaktadır.

Ayrıca her şey algoritmik olarak düzenlenebilir mi? Optimizasyon ve verimlilik takıntısı demokrasi için uygulanabilir mi? Facebook’taki siyasi taraflılık tartışmaları algoritmaların hiç de tarafsız olmadığını göstermektedir (https://www.yenihayatgazetesi.com/facebookun-siyasi-taraflilik-tartismalari-buyuyor-12612). Eski bir çalışanın itirafı, Facebook’ta belirli tipteki haberlerin üst sıralara çıkarıldığını ortaya çıkarmıştır. Facebook’un algoritmalarının ön belirlemelerinden sonra bir editöryal grubunun öne çıkacak haberlere karar verdiği söylenmektedir. Tüfekçi (2016) algoritmaların fizikteki matematiksel formüllerle karşılaştırıldığını ancak veriye ve matematiksel hesaplara dayanmalarının tarafsız ve nesnel oldukları anlamına gelmediğini vurgulamaktadır.

Morozov’un (2014) da belirttiği gibi tüm bu gelişmeler karşısında teknofobi bir çözüm değildir. Teknolojinin şu anki yönelimi oyunun kurallarını tamamen şirketlerin ve hükümetlerin koyduğu bir yere doğrudur. Küçülen değil, daha da güçlenen ve hayatın her alanını metalaştırmaya kararlı hükümet örnekleri vardır. O’Reilly gibiler gözetim ile fayda arasında bir tercihi zorunlu olarak sunmaktadır. Ama söz konusu durum, şirketlerin ve hükümetlerin yarattığı bir ikilemdir. Buna karşı, internete eşit ve özgür erişim hakkını, takibi zorlaştırıcı teknolojileri, insanın gelişiminin önünü açan ve yeni yaratıcı kullanım alanları yaratmaya uygun bir altyapıyı savunmamız gerekir. Tabi bunu yaparken de yeni teknolojilerin içine gömülen neo-liberalizme karşı da uyanık olmak gerekiyor.

Kaynaklar

Cresswell, K. M., Worth, A., Sheikh, A. (2010). Actor-Network Theory and its role in understanding the implementation of information technology developments in healthcare. BMC medical informatics and decision making, 10(1), 1.

Dankert, R. (2016). Using Actor-Network Theory (ANT) doing research, http://ritskedankert.nl/using-actor-network-theory-ant-doing-research/, son erişim 15/05/2016.

Douillet, A. C., Dumoulin, L. (2016). Actor Network Theory and CCTV Development. Actor-Network Theory and Crime Studies: Explorations in Science and Technology, 21.

Kitchin, R., Dodge, M. (2011). Code/space: Software and everyday life. Mit Press.

Law, J. (2006). Traduction/trahison: Notes on ANT. Convergencia Revista de Ciencias Sociales, (42).

Morozov, E. (2014), The rise of data and the death of politics, https://www.theguardian.com/technology/2014/jul/20/rise-of-data-death-of-politics-evgeny-morozov-algorithmic-regulation, son erişim 19/05/2016

O’Reilly, T. (2013). Open data and algorithmic regulation. Beyond transparency: Open data and the future of civic innovation, 289-300.

Sedgewick, R., Wayne, K. (2014). Algorithms Part 1. Addison-Wesley Publishing Company.

Tüfekçi, Z. (2016),The Real Bias Built In at Facebook, http://www.nytimes.com/2016/05/19/opinion/the-real-bias-built-in-at-facebook.html, son erişim 20/05/2016

 

 

 

September 23, 2016

September 18, 2016

Özgür Yazılım Nedir?

software-freedomİngilizce’deki ‘Free Software’ ifadesindeki ‘Free’ kelimesi özgürlüğü ifade etmektedir, ücreti değil (çn. Türkçe’deki karşılıkta böyle bir sorunumuz yoktur). 80’lerden beri bu anlamda kullanılmaktadır, ilk bütünsel tanım Şubat 1986’da yayınlanan GNU Bülteni, c. 1 n. 1 olarak gözükmektedir. Özgür Yazılım’ı özellikle dört özgürlük tanımlamaktadır.

  • Herhangi bir amaç için yazılımı çalıştırma özgürlüğü.

    Özgür Yazılım kullanımına, zamansal (“30 günlük deneme sürümü”, “lisansın süresi 1 Ocak 2004’te dolar”), amaçsal (“izin sadece araştırma ve ticari olmayan kullanım içindir”, “kıyaslama için kullanılmaz”) veya coğrafik (“X ülkesinde kullanılmamalıdır”) kısıtlamalar koymak bir programı özgür olmayan bir program haline getirir.

  • Her ne istiyorsanız onu yaptırmak için programın nasıl çalıştığını ögrenmek ve onu değiştirme özgürlüğü.

    Bir programın kavranması veya değiştirilmesine, özel lisansların zorunlu satın alımı, karşılıklı gizlilik anlaşması imzalanması veya – birçok biçime veya gösterime sahip programlama dilleri için – tercih edilen programı (“kaynak kodu”) kavrama veya düzenleme yöntemini erişilmez kılmak gibi yasal veya pratik kısıtlamalar koymak da programı özel mülk (özgür olmayan) program haline getirir. Programı değiştirme özgürlüğü olmadan insanlar tek bir sağlayıcının insafına kalacaklardır.

  • Kopyaları dağıtma özgürlüğü. Böylece komşunuza yardım edebilirsiniz.

    Yazılımlar adeta maliyetsiz bir şekilde kopyalanabilir/dağıtılabilir. İhtiyacı olan bir kişiye programı vermenize izin verilmiyor, bu o programı özgür olmayan bir program yapar. Eğer istiyorsanız kopyalama/dağıtmayı bir ücret karşılığında da yapabilirsiniz.

  • Programı geliştirme ve geliştirmeleri toplumun kullanımına açma özgürlüğü, böylece bütün toplum yarar sağlar.

    Hiç kimse bütün alanlarda eşit derecede iyi programcı değildir. Bazı insanlar nasıl programlama yapılacağını hiç bilmezler. Bu özgürlük, bir problemi çözmek için zamanı veya yetenekleri olmayanların değiştirme özgürlüğüne dolaylı olarak erişimini sağlar. Bu bir ücret karşılığında yapılabilir.

Bu özgürlükler haktır, zorunluluk değildir, yine de toplum için bu özgürlüklere saygı gösterme bireyi zaman zaman zorunlu kılabilir. Herhangi biri bunları kullanmak istemeyebileceği gibi, hepsini kullanmayı da seçebilir. Özellikle şunun anlaşılması önemlidir, Özgür Yazılım ticari kullanımı dışlamaz. Eğer bir program ticari kullanıma ve ticari dağıtıma izin vermekte aksıyorsa o Özgür Yazılım değildir. Elbette gittikçe artan sayıda şirket iş modellerini tamamen veya kısmen Özgür Yazılım üzerine temellendirmektedir, bunların bir kısmı en büyük özel mülk yazılım sağlayıcılarıdır. Özgür Yazılım yardım ve destek sağlamayı meşru kılar, zorunlu kılmaz.

Terminoloji

Özgür Yazılım (“Free Software”), özgürlüklere itibar eden yazılımlar için kullanılan özgün terimdir ve bu terminolojinin neden günümüzde de kullanılmaya devam edildiğine ilişkin önemli nedenler vardır. Özgür Yazılım özgürlüğü akla getirir ve çevrildiğinde özgürlük ve ücret arasında açık bir ayrım vardır. Fransızca’da Özgür Yazılım “logiciels libre”, İspanyolca’da “software libre”, İtalyanca’da “software libero” ve Danca’da “Fri Software” şeklinde kullanılır.

Açık Kaynak

3 Şubat 1998’de, tarayıcılarının Özgür Yazılım olarak yayınlanacağını duyuran Netscape ilanını takiben, bir grup insan Silikon Vadisi Palo Alto’da buluşarak Özgür Yazılım için “Açık Kaynak” terimini kullanmaya yönelik bir pazarlama kampanyası başlatmayı önerdiler. Amaç Özgür Yazılım’ın hızlı ticarileşmesini ve Özgür Yazılım’ın gelişen yeni ekonominin şirketleri ve risk sermayedarları tarafından kabulünü sağlamaktı. Bu amaça yönelik olarak, Özgür Yazılım’la ilişkili olan bütün uzun dönemli konuları (felsefe, etik ve toplumsal etkiler gibi) bir kenara bırakmaya yönelik bilinçli bir tercihte bulundular, bu konuların ekonomi tarafından hızlı kabülde engel olduğunu düşünüyorlardı. Sadece teknik yararlara odaklanmayı önerdiler.1.

İnsanlar tarafından sıklıkla iyi niyetli bir şekilde Özgür Yazılım’la aynı anlamda kullanılsa da, “Açık Kaynak” terimi – özgün olarak lisanslar ve gerçekleştirimler açısından Özgür Yazılım’la aynı şeyi ifade etmek için tanımlandı – şişirilmiş bir kullanıma sahiptir. Bugünlerde, sürekli Özgür Yazılım ile yüksek derecede özel mülk olan Microsoft’un “Hükümet Güvenlik Programı” arasındaki herşey için kullanılıyor.2.

‘Libre’ (Özgür) Yazılım

Avrupa Komisyonu, Özgür Yazılım’la düzenli bir şekilde ilgilenmeye başladığında, İngilizce “Free” kelimesinin yarattığı anlam belirsizliğinden ve aynı şekilde “Açık Kaynak” teriminin yanlış anlamalarından kaçınma arayışındaydı. Bu arayış 1992’den beri arada sırada beliren üçüncü bir terimin benimsenmesine yol açtı: “Libre Software”. Bu terim şişirme kullanımlara direncini gösterdi ve Özgür Yazılım’a özdeş bir şekilde hala kullanılıyor. Bu yüzden İngilizce konuşurken yanlış anlaşılmaktan çekinenler için bir çözüm sunmaktadır.

  1. Kaynak için OSI FAQ‘ı inceleyiniz. : “‘Açık kaynak’ ‘özgür yazılım’la nasıl ilişkili? Açık Kaynak Oluşumu özgür yazılım için bir pazarlama programıdır. “Özgür Yazılım” için ideolojik yüksekten atma yerine somut pragmatik zeminlerde bir basamaktır. Cazip öz değişmemiştir, kaybeden tutum ve sembolizm değişmiştir” Bu nezaketsiz SSS maddesi dışında, OSI ve destekçileri “Özgür Yazılım” teriminden genel olarak kaçındılar.
  2. Bu programda hükümetler ve hükümetlerarası kuruluşlar, özel Microsoft tesislerinde Windows kaynak kodunun kimi kısımlarına yüzeysel bir bakış için azımsanmayacak ücretler ödüyorlar. Bu “Güvenlik Algısını” arttırabilir ama özünde yararsızdır – özellikle baktıkları şeyin kendi bilgisayarlarında olup olmadığını bile bilmedikleri durumda. Ve elbette onlara özgürlük de sağlamaz.